TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
7 results
Search Results
Article Ortaklık Hukuku Kapsamında Avrupa Birliği ve Türk Vatandaşlarının Çalışma ve Oturma Hakları(2025) Akduman, EbruAvrupa Birliği (AB)’ne üye bir ülkede çalışmak isteyen üçüncü ülke vatandaşları ev sahibi ülkenin göç ve istihdam politikasının gereklerini yerine getirmek zorundadır. Diğer taraftan, çalışmamızda tartıştığımız üzere AB-Türkiye ortaklık hukuku Türk vatandaşlarının AB’de çalışması ve AB vatandaşlarının Türkiye’de çalışması hakkında karşılıklı hak ve imkanlar sunmaktadır. Ortaklık hukuku; Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi kararlarını içermektedir. Prensip olarak, ortaklık hukukunun lehe hükümleri milli hukuklara öncelikli olarak uygulanmaktadır. Ancak, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı sadece bir Üye Ülkede yasal olarak çalışmakta olan Türk vatandaşları ile ailelerine uygulanmaktadır. Diğer deyişle, Karar çalışma izinlerini değil çalışma izinlerinin uzatılması halini düzenlemektedir. Ortaklık hukuku, Türk vatandaşlarına serbestçe bir üye devlete yerleşme olanağı sunmamakla beraber Türk göçmen işçilere ve ailelerine birçok üçüncü dünya ülkesine kıyasla avantaj sağlamaktadır. Mevcut durumun korunması (standstill) ilkesi ise sadece işçilere değil serbest çalışanlara da koruma sağlamaktadır. Buna göre, ortaklık hukukunun yürürlüğe girmesinden sonra bir Üye Ülke, ilgili mevzuatını sadece Türk vatandaşlarının lehine olarak değiştirebilmektedir.Article Uluslararası Nafaka Alacaklarında Uygulanacak Hukuk ve Tahsil Prosedürü(2022) Akduman, EbruLahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı çatısı altında, 23 Kasım 2007 tarihinde, biri nafaka alacaklarının tahsiline, diğeri uygulanacak hukuka ilişkin olmak üzere iki yeni sözleşme akdedilmiştir. Bunlar: “Nafaka Yükümlülüklerine Uygulanacak Hukuka İlişkin Lahey Protokolü” ile “Çocuk Nafakası ve Aileye ilişkin Diğer Nafaka Alacaklarının Milletlerarası Tahsiline İlişkin Lahey Sözleşmesi”‘dir. Türkiye, nafakaya uygulanacak hukuka ilişkin olarak 2007 tarihli Lahey Uygulanacak Hukuk Protokolü’ne taraf olmamıştır, halen “2 Ekim 1973 tarihli Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Lahey Sözleşmesi” uygulanmaktadır. 2007 tarihli Lahey Tahsil Sözleşmesi’ne ise 2016 yılında taraf olmuş ve Sözleşme, Türkiye’de 1 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Lahey Konferansı’nın nafaka konusundaki reform çalışmaları devam ederken, bugün Avrupa Birliği’nde uygulanan “4/2009 sayılı Nafaka Meselelerinde Mahkemelerin Milletlerarası Yetkisi, Uygulanacak Hukuk, Kararların Tanınması ve Tenfizi ve İşbirliğine İlişkin Tüzük”‘ün hazırlıklarına başlanmıştır. Nafaka Tüzüğünde, Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerde (Danimarka ve Birleşik Krallık hariç) nafaka sorumluluğuna uygulanacak hukukun 2007 tarihli Lahey Uygulanacak Hukuk Protokolü’ndeki kanunlar ihtilafı kurallarına göre tespit edileceği açıklanmıştır. Usul konularında ise Avrupa Birliği üyesi devletlerde (Danimarka ve Birleşik Krallık hariç) öncelikle Nafaka Tüzüğü uygulanacaktır. Bu çalışmamızda yabancı unsurlu nafaka uyuşmazlıklarına ilişkin olarak Türkiye’de yürürlükte olan bu iki uluslararası sözleşmeyi ele aldık. Diğer birçok sözleşmenin uygulaması daha dar kapsamlı olduğundan işbu çalışmada incelenmemiştirArticle Tahkim Anlaşmasının Asıl Sözleşmeden Ayrılabilirliği İlkesi Çerçevesinde Geçerliliği(2023) Akduman, EbruTarafların uyuşmazlığın devlet mahkemesi yerine özel yargılama ile çö- zümü iradesini ortaya koyan tahkim anlaşmasına asıl sözleşmeden bağımsız oluşu nedeniyle (ayrılabilirlik ilkesi) otomatik olarak asıl sözleşmenin tabi olduğu hukuk uygulanmaz. Bu durumda, tahkim anlaşmasının şekline ve esa- sına uygulanacak hukuku belirleme zarureti ortaya çıkmaktadır. Tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere açık veya zımni bir hukuk seçmemele- ri halinde belirlenecek bağlama noktası çoğu kez tahkim yeri olmaktadır. Tah- kim anlaşmasının şeklen geçerliliği, genelde konvansiyonlar ve milli hukuklar- ca doğrudan düzenlenmiş olduğundan dolayı daha az ihtilaf konusudur.Article VİYANA SATIM ANTLAŞMASI'NDA BOŞLUK DOLDURMA (Kısaltma: CISG)(2015) Akduman, Ebru; Karademir, EbruBirleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu ( UNCITRAL )tarafından hazırlanan 10.04.1980 tarihli Uluslararası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması ( Viyana Satım Antlaşması veya CISG ) Türkiye tarafından kabul edilmiş ve 01.08.2011de yürürlüğe girmiştir. Bundan böyle, uluslararası satımlara Viyana Satım Antlaş- ması uygulanırken iç satımlara Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaktadır. Viyana Satım Antlaşmasının yeknesak yorumlanması ve uygulanması için CISG m. 7 hükmü getirilmiştir.Article Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde Yabancılık Unsuru(2016) Akduman, Ebru; Karademir, EbruHakem kararlarının yerli olup olmadığının belirlenmesi New York Sözleşmesi'ne taraf birçok ülkede gerek doktrinde gerekse yargı kararlarında tartışma yaratmıştır. Bu tartışmalar, hakem kararlarının tenfizinin gerekip gerekmediği açısından önem arz etmektedir. Yabancı hakem kararlarının saptanması bakımından her ülkede ayrı bir kriter esas alındığından hakem kararlarının mahiyeti de farklı olmaktadır.Mevzuatımızda hangi hakem kararının yabancı hakem kararı sayılacağı hususunda açık bir hüküm yoktur. Bu nedenle, yabancı hakem kararı kavramı ile neyin kastedildiği yargı kararlarında ve doktrinde açıklanmaya çalışılmıştır. Yabancı bir ülkede fakat Türk usul hukukuna tabi olarak verilen hakem kararları ile Türkiye'de verilen ancak tahkim usulüne bazı milletlerarası tahkim kurallarının uygulanmasının kararlaştırıldığı hakem kararların milliyetinin tayininde faklı yaklaşımlar vardır.Article Türk Mahkemelerinin Münhasır Yetkisi(2020) Akduman, Ebru“Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”)” m. 54 (1) (b) hükmünde yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olması, tenfiz engeli olarak düzen-lenmiştir. MÖHUK m. 58 hükmünde yabancı ilamın tanınması, mütekabiliyet hariç aynen tenfiz şartları taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. O halde, MÖHUK m. 54 (1) (b) maddesi, hem tanımada hem de tenfizde mahkeme tarafından re’sen incelenecek bir şarttır. Ancak kanunlarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren davalar açıkça belirtilmemiştir. Hangi davaların Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girdiği konusunda Yargıtay kararları ile doktrindeki görüşler arasında farklılıklar vardır. Bu çalışmada, bu tartışmalar ışığında Türk mahkemelerinin mün-hasır yetkisi incelenecektirArticle Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi Uyarınca Koruma ve Ziyaret Hakkı(2020-12-17) Akduman, EbruTürkiye 2000 yılından beri “Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi”’ne taraftır. LaheySözleşmesi’nin amacı, esas olarak velayet hakkını ihlal ederek kaçırılan veya alıkonulan çocuğun en kısa zamanda mutadmeskenine iadesinin sağlanmasıdır. Bunun için öncelikle Sözleşme’de yer alan “mutad mesken”, “mutad mesken hukuku”,“koruma hakkı” ve “ziyaret hakkı” kavramlarının kapsamının belirlenmesi gerekir. Sözleşme’nin uygulama alanı bulabilmesiiçin, çocuğun mutad meskeninin taraf devletlerden birinde bulunması gerekmekte olup bununla kastedilen, çocuğun yerdeğiştirme ey¬leminden hemen önceki fiili yaşam merkezidir. Sözleşme’de koruma hakkı ile ziyaret hakkı tanımlanmışancak mutad mesken kasıtlı olarak tanımlanmamıştır. Sözleşme’de velayet hakkı kavramı yerine koruma hakkı kavramıkullanılmış ve “çocuğun şahsının bakım hakkı ve özellikle ikamet yerinin tespiti hakkı” olarak tanımlanmıştır. Hukuk sistemlerikoruma hakkı bakımından velayet hakkı ve sair farklı bir termino¬lojiye sahip olabilir ama önemli olan bu hakkın hangiyetki ve görevleri kapsadığıdır. Sözleşme’de yer alan diğer bir önemli kavram olan ziyaret hakkı, şahsi ilişki hakkı olup“çocuğun, sınırlı bir süre için, mutad ikametgâhından başka bir yere götürülmesi hakkı” vermektedir. İlgili madde hükmündençocuğun başka bir yere götürülmesinden kastedilenin mutlak surette başka bir akit devlet olup olmadığı anlaşılamamaktadır.Sözleşme’de çocuğun mutad meskeninin bulunduğu devlet kanununa gönderme yapılmakla beraber bu devletin kanunlarihtilafı kurallarının dikkate alınıp alınmayacağı açık değildir. Prensip olarak, milletlerarası sözleşmelerin uygulanmasındaatıf genellikle dikkate alınmamaktadır. Bununla beraber, geçerli bir koruma hakkının bulunup bulunmadığının çocuğunmutad meskeni hukukunun kanunlar ihtilafı kurallarının gösterdiği maddi hukuka göre belirlenmesi Sözleşme’nin temelamacına daha uygun olacaktır.
