TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
249 results
Filters
Settings
Search Results
Publication Yenileyici (Rejeneratif) Turizm: Kavramsal bir Derleme ve Dünyadan En İyi Örnekler(2025) Irıgüler, FerayYenileyici (rejeneratif) turizm, Türk turizm literatüründe yeni bir kavram olmakla birlikte küresel ölçekte giderek daha fazla tartışılmaktadır. Kitlesel turizmin olumsuz etkileri, yerel kültürlerin ticarileşmesi ve destinasyonların aşırı turizme maruz kalması nedeniyle ortaya çıkan bu yaklaşım, özellikle pandemi ve ekolojik krizler sonrası değişen turist tercihleri ve davranışları ile daha da önem kazanmıştır. Çalışmanın amacı, literatür taraması ve ikincil verilerle yenileyici turizmin tanımını yapmak, temel unsurlarını incelemek ve dünyadan en iyi uygulama örnekleri ile Türkiye için teorik ve pratik düzeyde yol gösterici olmaktır. Bu çerçevede, yenileyici turizmin temel prensip ve amaçları açıklanmakta; sürdürülebilir turizm ile farkları vurgulanmaktadır. Ayrıca, yenileyici turizmin uygulama alanları ve dünyadan örneklerle modelin nasıl hayata geçirildiği gösterilmektedir.Article Uluslararası Mal Satımına İlişkin Viyana Antlaşması’nın (CISG) Taraf İradeleri ile Uygulama Dışı Bırakılması(2024) Özcan, CemGünümüzde satım sözleşmesi uluslararası ticaretin temel hukuki araçlarından biridir. Ulusal hukuklar, satım sözleşmesinin uluslararası alanda kullanımında ortaya çıkabilecek hukuki sorunlara cevap ver- mede yetersiz kalmaktadırlar. Uluslararası Mal Satımına İlişkin Viya- na Antlaşması (CISG), uluslararası satımlar bakımından ortak bir sis- temin oluşturulması için Birleşmiş Milletler’in himayesi altında hazırlanmıştır. Bu Antlaşmanın 6. maddesine göre satım sözleşmesi- nin tarafları, aralarındaki sözleşmeye Antlaşmanın uygulanmamasını kararlaştırabilecekleri gibi, 12. madde saklı kalmak şartıyla, hükümle- rine istisna getirebilir veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri değiş- tirebilirler. Bu madde ile Viyana Antlaşması taraf iradelerine öncelik verdiğini göstermektedir. Çalışmada bu maddenin yorumlanması ve uygulanması ile ilgili hukuki sorunları incelenecektir.Article Üçüncü Kişilere karşı Sorumlulukta Sigorta Hukukunun Rolü: Alman Hukukundaki Özel Sorumluluk Sigortası (Privathaftpflichtversicherung) (“PHV”) ile Türk Hukukundaki Üçüncü Kişilere karşı Mali Mesuliyet Sigortası (“ÜŞKMMS”) üzerinden bir Sigorta Bilinci Okuması(2025) Topcan, UtkuForeseeing risks and developing means of protection is not merely a quest for safety, but a reflection of a societal consciousness that pulses with the rhythm of civilization. Insurance is one of the key institutions through which this awareness materializes at both individual and collective levels. In Germany, the widespread presence of private liability insurance (Privathaftpflichtversicherung) (“PHV”) among citizens reflects not only an insurance product, but a collective attitude shaped by law, culture, and a sense of responsibility. In contrast, the near absence of interest in PHV’s Turkish counterpart, “third-party liability insurance” (“ÜŞKMMS”), on the part of citizens, market actors, and even the legal system points to underlying structural deficiencies. Inspired by a street interview published on a video-sharing platform, this study examines the legal foundations contributing to PHV’s widespread adoption in Germany, while also exploring why its equivalent remains marginal in Türkiye. Beyond comparison, this study calls for renewed attention to a silent corner of Turkish insurance law-an area that demands both legal and cultural reflection. At the intersection of legal regulation and individual responsibility, what is at stake is more than just a type of insurance; it is a broader expression of social and legal consciousness.Article Real-World Practices in RAS Wild-Type Metastatic Colorectal Cancer Patients Treated with Targeted Agents in the First-Line a Nationwide Onco-Colon Turkey Registry(2026-01-24) Özçelik, Melike; Bilir, Cemil; Çiçin, Irfan; Geredeli, Caglayan; Bozkurt, Oktay; Çelik, Sinemis; Sakin, AbdullahAmaç: Anti-EGFR ajanlarının etkinliği metastatik kolorektal kanserde (mKRK) gösterilmiştir. Gerçek yaşam verileri, klinik çalışmaların dışında kalan hastalara ait bulguları ortaya koymak açısından özellikle önemlidir. Bu nedenle, RAS vahşi tip mKRK’li hastalarda gerçek yaşam verilerini araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Ocak 2016 ile Nisan 2019 tarihleri arasında mKRK tanısı alan hastalara ait tıbbi kayıtlar 28 merkezden toplandı. Hastalar, birinci basamak biyolojik tedavilere göre anti-EGFR grubu (Grup A (panitumumab) ve B (setuksimab)) ve anti- VEGF grubu (Grup C) olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Belgelenmiş RAS vahşi tip mKRK’li toplam 1064 hasta değerlendirildi. Bu hastaların sırasıyla %33’ü panitumu- mab, %37’si setuksimab ve %30’u birinci basamakta anti-VEGF içeren rejimlerle tedavi edildi. Genel yanıt oranı Grup A, B ve C’de sırasıyla %46,4, %41,9 ve %41,5 idi (p = 0,170). Medyan genel sağkalım (OS) Grup A, B ve C’de sırasıyla 26, 27 ve 23 ay olarak bulundu (p = 0,044). Panitumumab, setuksimab ve bevacizumab alan hastaların medyan progresyonsuz sağka- lımı (PFS) sırasıyla 11,6, 11,0 ve 9,6 ay idi (p = 0,012). Çok değişkenli analizde, performans durumu (PS) 0-1 ve BRAF vahşi tip durumu OS için bağımsız prognostik faktörler olarak; yalnızca BRAF vahşi tip durumu ise PFS için bağımsız prognostik faktör olarak bulundu (p<0,05). Sonuç: Bu gerçek yaşam verilerinin analizi, RAS vahşi tip mKRK’de anti-EGFR ajanlarının karşılaştırılabilir etkinliğini doğ- rulamaktadır. Ancak, bu hastalarda anti-EGFR tedavisi, anti-VEGF tedavisine kıyasla PFS ve OS avantajı sağlamaktadır. Ayrıca, BRAF vahşi tip tümörlere sahip hastalarda PFS ve OS daha iyi bulunmuştur.Article The Relationship Between Trunk Control and Disability in Persons with Early Relapsing Multiple Sclerosis(2025-12-31) Uçar, Hasret; Ceylan, Nursena; Özvar, Güngör Beyza; Cinar, Bilge Piri; Acikgoz, Mustafa; Uçar, Arzucan Toksal; Ozakbas, SerkanThis study aims to investigate the relationship between physical disability and trunk control, balance, and gait parameters in persons with Relapsing Remitting Multiple Sclerosis (RRMS) who have a low Expanded Disability Status Scale (EDSS) score. Materials and Methods: Twenty-three RRMS patients with an age range of 18-50 years, EDSS score ≤ 3 were included in this study. The patients' level of disability (EDSS), trunk control) Trunk Impairment Scale - TIS), lower extremity functionality (Timed 25-Foot Walk Test - T25FW), upper extremity functionality (Nine Hole Peg Test- 9HPT), balance (Biodex Balance System) and gait (Zebris® FDM 2) were evaluated. Results: The mean EDSS score of 23 patients who participate in the study was 2,10±0,67. A moderate, negative correlation (r= -0.429) was found between EDSS and TIS-dynamic parameter, while a moderate, positive correlation (r= 0.608) was found with T25FW (p<0.05). A moderate, positive correlation was also found between EDSS and dominant and non-dominant 9HPT scores (respectively, r= 0.423, r= 0.498) (p<0.05). Conclusion: EDSS, is not sufficient alone in terms of functionality, especially in patients with low disability. In these early stage patients, trunk, upper extremity, gait and balance assessments should be included in routine assessments.Article Predictive Factors for Percutaneous Nephrolithotomy Complications in Elderly Patients(2025) Onur, Derşan; Çetin, TahaAmaç: Böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi yapılan 65 yaş üstündeki hastalarda komplikasyonu ve rezidü taşı öngören faktörleri araştırmak. Gereç ve Yöntemler: Kliniğimizde 11/2008 ile 08/2018 tarihleri arasında böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi (PNL) yapılan 1114 hastanın verileri retrospektif olarak tarandı. 65 yaş üstündeki 122 hastanın preoperatif tomografileri ve taş skorlama sistemlerinin değerlendirdiği çeşitli parametreler ile postoperatif komplikasyon ve taşsızlık durumları karşılaştırıldı. Bulgular: Cinsiyet, VKİ ve taş yoğunluğu her iki grupta istatistiksel olarak farklı değildi. Ancak rezidü taşı olan grupta böbrek anomalisi, GUY’s skoru, CROES skoru, Staghorn taş varlığı, kan transfüzyon oranı, komplikasyon oranı ve skopi süresi anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Postoperatif taşsızlık oranı ile skorlama sistemleri GUY’S ve CROES arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişki saptanırken komplikasyon oranı değerlendirildiğinde sadece ağırlık ve skopi süreleri faktörlerinin istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Sonuç: Perkütan nefrolitotomi yaşlı hastalarda da güvenle uygulanabilir. Ancak daha genç popülasyona göre komplikasyon oranlarının daha yüksek olması preoperatif değerlendirmede ve ameliyat sürecinde unutulmaması gereken önemli bir noktadır.Article Primer Nöroendokrin Meme Karsinomu ve Nöroendokrin Difeeransiyasyonlu Meme Karsinomunun Radyolojik Özellikleri(2025) Koc, Ali Murat; Altın, Levent; Adibelli, Zehra Hilal; Özdemir, Özlem; Tunçez, Hülya Çetin; Çavdar, Demet Kocatepe; Zengel, BahaGiriş: Primer nöroendokrin meme karsinomu (NMK) ve nöroendokrin diferansiye meme kanseri (NDBC) meme kanserinin nadir görülen alt tipleridir. Amacımız bu heterojen tümör grubunun görüntüleme özelliklerini incelemek ve histopatolojik bulgularını tartışmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada hastanemiz veri kayıt arşivi taranarak 5 yıl içerisinde NMK ve NDBC tanısı alan hastalar incelendi. Ultrasonografi, mamografi ve dinamik manyetik rezonans görüntüleme (MRG) özellikleri Meme Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi (BI- RADS) 5. sözlüğüne göre retrospektif olarak değerlendirildi. Östrojen reseptörü, progesteron reseptörü, Her2 ekspresyonu, ki67 oranı ve histolojik derece kaydedildi. Ki67 oranına göre radyolojik özellikler karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 47 hastaya ait 51 lezyon (5/51 primer NMK, 46/51 NDBC) dahil edildi. NDBC grubunda en sık görülen histolojik tip %81 (37/46) oranında invaziv duktal karsinomdu. Ultrasonografide lezyonların %85,7'si düzensiz şekilli, %52,4'ü mikrolobüle ve %92,9'u cilde dik uzun eksenli idi. Hastaların %77,3'ünde (34/44) asimetri ve doku distorsiyonu görüldü. 79,5'inde mikrokalsifikasyon vardı. Mikrokalsifikasyon ile ki67 değeri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon vardı. Mikrokalsifikasyonlu lezyonların çoğunda ki67 değeri %20'nin altındaydı (p=0,002). MRG'de lezyonların %83,3'ü hızlı kontrast tutulumu gösterirken, %56,3'ü yıkanma gösterdi. Difüzyon kısıtlaması %93,8 oranında gözlendi. Lezyonların %96'sında östrojen veya progesteron reseptörü pozitifti. Tartışma: NMK ve NDBC, radyolojik olarak düzensiz sınırlara sahip, uzun aksı cilde dik, heterojen kontrast tutulumu ve difüzyon kısıtlılığı gösteren kitleler olarak görülür. Histopatolojik olarak sıklıkla hormon pozitif ve Her2 negatiftirler. Bu konuda geniş hasta serileri ile prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.Article Ortaklık Hukuku Kapsamında Avrupa Birliği ve Türk Vatandaşlarının Çalışma ve Oturma Hakları(2025) Akduman, EbruAvrupa Birliği (AB)’ne üye bir ülkede çalışmak isteyen üçüncü ülke vatandaşları ev sahibi ülkenin göç ve istihdam politikasının gereklerini yerine getirmek zorundadır. Diğer taraftan, çalışmamızda tartıştığımız üzere AB-Türkiye ortaklık hukuku Türk vatandaşlarının AB’de çalışması ve AB vatandaşlarının Türkiye’de çalışması hakkında karşılıklı hak ve imkanlar sunmaktadır. Ortaklık hukuku; Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi kararlarını içermektedir. Prensip olarak, ortaklık hukukunun lehe hükümleri milli hukuklara öncelikli olarak uygulanmaktadır. Ancak, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı sadece bir Üye Ülkede yasal olarak çalışmakta olan Türk vatandaşları ile ailelerine uygulanmaktadır. Diğer deyişle, Karar çalışma izinlerini değil çalışma izinlerinin uzatılması halini düzenlemektedir. Ortaklık hukuku, Türk vatandaşlarına serbestçe bir üye devlete yerleşme olanağı sunmamakla beraber Türk göçmen işçilere ve ailelerine birçok üçüncü dünya ülkesine kıyasla avantaj sağlamaktadır. Mevcut durumun korunması (standstill) ilkesi ise sadece işçilere değil serbest çalışanlara da koruma sağlamaktadır. Buna göre, ortaklık hukukunun yürürlüğe girmesinden sonra bir Üye Ülke, ilgili mevzuatını sadece Türk vatandaşlarının lehine olarak değiştirebilmektedir.Article Multipl Sklerozlu Bireylerde Yorgunluk Belirleyicilerinin Tanımlanması(2026-01-28) Özdoğar, Asiye Tuba; Alizada, Said; Şimşek, Yasemin; Ozakbas, Serkan; Yeşiloğlu, PervinObjective: This study aimed to define the predictors of fatigue in people with multiple sclerosis (MS, pwMS) by evaluating clinical and demographic factors, including disability level, physical performance, sleepiness, and depression. Material and Methods: A total of 747 pwMS were included in this cross-sectional study. Fatigue was assessed using the Modified Fatigue Impact Scale (MFIS), and multiple linear regression analyses were performed to determine the predictors of fatigue based on total MFIS and its subdomains (physical, cognitive, psychosocial). Independent variables included age, disease duration, number of relapses, number of disease- modifying therapies (DMTs), Expanded Disability Status Scale (EDSS) score, Timed 25-Foot Walk (T25FW), Nine-Hole Peg Test (N-HPT), Epworth Sleepiness Scale (ESS), and Beck Depression Inventory (BDI). Results: Higher fatigue scores were significantly associated with increased EDSS scores (β=0.191, p<0.001), greater sleepiness (ESS, β=0.188, p<0.001), and higher depression scores (BDI, β=0.556, p<0.001). Slower walking performance (T25FW) was also a significant but weaker predictor (β=-0.09, p=0.02). Similar patterns were observed across MFIS subdomains. Number of DMTs, disease duration, number of relapses, and N-HPT performance were not significant predictors. Conclusion: Disability level, sleepiness, and depression were the most prominent predictors of fatigue in pwMS. These findings emphasize the importance of integrating physical, psychological, and sleep-related assessments into comprehensive fatigue management strategies for pwMS.Article Küçüğün Kişisel Verilerinin İşlenmesine Rızası(2025) Günay, Buketİçinde bulunduğumuz bilişim ve teknoloji çağında kişisel veriler, gündelik hayat içerisinde sıklıkla işlenmektedir. Bu durum, pek çok açıdan bireyin yaşamında kişisel verilerinin işlenmesi anlamını taşımakta ve sonuçlar doğurmaktadır. Söz konusu çocuklar ve onların kişisel verileri olduğunda özenli ve özellikli bir değerlendirme yapılmalıdır. Zira bilişim ve teknoloji çağına doğan çocukların korunmaları özel bir önem taşımaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinin hukuka uygunluğundan bahsedebilmek için söz konusu işleme faaliyetinde bir hukuka uygunluk sebebi bulunmalıdır. Açık rıza, kişisel verilerin işlenmesinde sıklıkla kullanılan bir hukuka uygunluk sebebidir. Bu çalışmada küçüğün verilerinin işlenmesine rızanın kim tarafından, ne şekilde verileceği mevcut düzenlemeler ışığında Türk hukuku ve AB Hukuku bakımından karşılaştırmalı olarak incelenecektir.
