TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 68
  • Article
    Long-Stem Prosthesis for Intertrochanteric and Femoral Neck Fractures in the Elderly: Retrospective Comparison of Short-Term Clinical Outcomes
    (Galenos, 2021-04-09) Çekok, Kübra; Biçen, Çağdaş; Akdemir, Mehmet; Türken, Mehmet Aykut; Çekok, Fatma Kubra; Bıcen, Ahmet Cagdas
    Objective: Hip fracture treatment in elderly patients remains challenging. This study aimed to evaluate short-term clinical results of long-stem cementless arthroplasty in elderly patients with femoral neck and intertrochanteric fractures. Materials and Methods: We collected data of patients we treated with long-stem cementless arthroplasty between January 2011 and December 2019 due to hip fractures. This study included 48 patients (>= 65 years of age) with femoral neck and intertrochanteric fractures. The patients underwent either bipolar or total hip arthroplasty. A 2-year follow-up was conducted in all the patients. Outcomes were evaluated with the Harris hip score (HHS), Koval categories, complications and hip and mid-thigh pain. We compared clinical results of patients with femoral neck fractures and those with intertrochanteric fractures. Results: The mean follow-up period was 57 (34-92) months. Sixteen patients had femoral neck fractures and 32 had intertrochanteric fractures. No difference in demographic characteristics and comorbidities was noted between groups. The mean preoperative Barthel index of activities of daily living score was 79. At the last follow-up, the mean HHS of the control group was 77 and the mean Koval categories score was 3. Revision surgeries were conducted in two patients due to dislocation. Infection was observed in one patient and was treated by debridement and anti-biotherapy. Implant loosening and periprosthetic fractures were not noted. Conclusion: With fair outcomes, long-stem cementless arthroplasty is a potential treatment for hip fractures in elderly patients. A longer follow-up to evaluate the efficacy of these prostheses is warranted.
  • Article
    A Preliminary Study of Possible Fibrotic Role of Meprin Metalloproteases in Scleroderma Patients
    (Turkish League Against Rheumatism (TLAR), 2021-12-31) Avşar, Aydan Köken; Merih Birlik, A.; Koçak, Ayşe; Harmancı, Duygu; Akdoğan, Gül; Birlik, Merih; Birlik, A. Merih; Güner, Gül Akdogan
    Objectives: This study aims to investigate the possible fibrotic role of meprin metalloproteases and possible fibrotic effects of activator protein-1 (AP-1) in scleroderma patients. Patients and methods: Between April 2018 and April 2019, a total of 85 scleroderma patients (9 males, 76 females; mean age: 54.9 +/- 12.1 years; range, 22 to 80 years) who met the 2013 American College of Rheumatology/European League Against Rheumatism criteria and 80 healthy control individuals (10 males, 70 females; mean age 42.9 +/- 10.2 years; range, 19 to 65 years) were included. Patients' data and blood samples were collected. Messenger ribonucleic acid expressions of interleukin (IL)-6, AP-1 subunits, and tumor necrosis factor-alpha (TNF-alpha) were analyzed by quantitative real-time polymerase chain reaction. Serum meprin alpha and beta protein levels were analyzed using the enzyme-linked immunosorbent assay. Results: Meprin alpha and meprin beta protein levels increased in scleroderma patients. The AP-1 subunits (c-Fos, c-Jun), IL-6, and TNF-alpha increased in scleroderma patients, compared to controls. Conclusion: Our results provide evidence showing that increased meprins levels may be related to AP-1 levels and increased meprins levels may responsible for increased inflammatory TNF-alpha and IL-6 levels. All these data suggest meprins as promising therapeutic targets to restore the balance between inflammation and extracellular matrix deposition in scleroderma.
  • Article
    Koroner Arter Bypass Greft Ameliyatı Geçiren Hastaların Taburculuk Sonrası Tele-Sağlık İzlemi ile Öz Etkililik ve Memnuniyet Durumunun Değerlendirilmesi
    (2024) Dığrak, Ebru; Ogce, Filiz; Savsar, Adile; Aygüler, Müge
    Amaç: Bu çalışma koroner arter bypass ameliyatı (KABG) geçiren hastaların taburculuk sonrası tele-sağlık izlemi ile öz etkililik ve memnuniyet durumunun değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılan bu araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesinin kalp ve damar cerrahisi kliniğinde Temmuz 2022-Nisan 2023 tarihleri arasında KABG ameliyatı geçiren 102 hasta oluşturdu. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, 15. gün ve 30. gün hasta kontrol formu ile Barnason Etkililik Beklenti Ölçeği (BEBÖ)’nin Kardiyak Cerrahi Versiyonu kullanıldı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 63,97 ± 9,75 ve %75,7’si erkekti. Hastaların %95,1’inin yanında bakmakla yükümlü olduğu bir kişi olduğu, %96,1’inin ziyaretçi kısıtlaması yaptığı, %85,4’ü diyet önerilerine uyduğu, %85,4’ü iç ve dış mekan yürüyüşleri yaptığı, %97,1’i evde ilaçlarını uygun şekilde aldığı, %99’unun dikişleri belirtilen zamanda aldırdığı ve tamamının tele-sağlık hizmeti tarafından sağlanan aramalardan memnun olduğu bulundu. Hastalarda KABG ameliyatı sonrası sırt üstü uyuma, göğüs korsesini kullanma, yataktan kalmadan önce varis çorabını giyme ve triflo topunu kullanımı 15. günden 30. güne geldiğinde anlamlı olarak azaldığı bulundu (P < 0,05). Çalışmaya alınan hastaların öz etkililik düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve hastaların tamamının tele sağlık hizmeti ile aranmaktan memnun olduğu belirlendi. Sonuç: Elde edilen veriler sonucunda KABG ameliyatı geçiren hastaların taburculuk sonrası öz etkililiğin yetersiz olduğu ve tele-sağlık ile izlemden memnun oldukları tespit edildi. Bu nedenle hemşirelerin taburculuk sonrası tele sağlık izlem sayısının artırılarak, hastaların öz etkililiklerini geliştiren bilgilere ağırlık verilmesi önerilebilir.
  • Article
    Culinary Medicine: A New Era of Health Through the Kitchen
    (2025-03-25) Ozdogan, Osman Nuri; Öztürk, Betül
    Culinary medicine is a recently established field of study that employs an innovative approach to food and cooking with the objective of promoting healthy ageing, mitigating the effects of chronic diseases, and addressing lifestyle diseases. Over the past decade, the discipline of culinary medicine has been incorporated into several different academic fields, including medicine, nutrition and dietetics, nursing, physician training, clinical practice, and gastronomy and culinary arts. The objective of this study is to examine the researchers published in Scopus in terms of descriptive, performance and research themes through the implementation of bibliometric analysis. The findings indicated that the field of culinary medicine originated in the USA, with the majority of studies conducted by US-based institutions. In the preceding five years, there has been a notable increase in research activity in this area, with a significant rise in the number of studies published in comparison to previous years.
  • Article
    New Oral AntiCoagulants Use in Renal Disease and AF (NOACURE-AF) Where do We Stand?: An Expert Consensus View Using the Delphi Method
    (2021-07-02) Turk, Ugur Onsel; Alioglu, Emin; Ecder, Tevfik; Erdinler, Izzet Celal; Ok, Ercan; Ozluk, Ozlem Arican; Arıcı, Mustafa
    -
  • Article
    Diyabetik Ayak Nedeniyle Debridman Uygulanan Hastalarda Klorheksidin Solüsyonunun Mikroorganizma Üremesi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma
    (2023) Talhaoğlu, Dilek; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayak nedeniyle debridman uygu- lanan hastalarda klorheksidin solüsyonunun mikroorganizma üremesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü de- neysel bir çal ışmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma müdahale gru- bunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 hasta ile tamamlanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara debridman öncesi rutin uygulanan povidon iyotlu cerrahi bölge temizli ğine ek olarak %0,05’lik klorheksidin solüsyonuyla yıkama yapılmış, debridman son- rası tekrar klorheksidinle temizleme yapılarak pansuman kapatılmıştır. Kontrol grubunda deney grubundan farklı olarak %0,05’lik klorheksi- din glukonatlı solüsyon kullanılmamış, diğer işlemler deney grubunda olduğu gibi uygulanmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı özellikleri ve diyabete ilişkin özellikleri bakımından benzer olduğu görülmüştür. Müdahale ve kontrol grubunda debridman öncesi mikroorganizma varlığı açısından fark bulunmazken, debridman sonrası müdahale grubunda daha az sayıda mikroorganizma ürediği tes- pit edilmiştir. Müdahale grubunda debridman öncesi ve sonrası bakteri üreme ortalaması sırasıyla 1,66±0,60 ve 0,60±0,67 olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda debridman öncesi ve sonras ı bakteri üreme ortala- ması ise s ırasıyla 1,06±0,58 ve 1,10±0,75 olarak tespit edilmi ştir. Sonuç: Araştırma bulgularımıza dayanarak, diyabetik aya ğı olan bi- reylerde debridman öncesi uygulanan klorheksidin solüsyonunun deb- ridman sonras ı mikroorganizma say ısını azaltmada etkili oldu ğu söylenebilir.
  • Article
    Hipertansiyon Hastası Yönetimi Konusunda Aile Hekimliği Asistan Eğitiminin Değerlendirilmesi
    (2023-06-30) Gökdemir, Özden; Yıldırım, Ediz; Limnili, Gizem; Aygün, Olgu; Güldal, Dilek
    Giriş ve Amaç: Hipertansiyon (HT), yüksek kan basıncı ile ortaya çıkan sistemik bir hastalık olup, toplumda yaygın olarak görülen ve ciddi komplikasyonlara neden olan büyük bir sağlık sorunudur. Kan basıncı düzeylerinin kontrolü, ortaya çıkan komplikasyonları azaltmada önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı, aile hekimliği asistanlarının HT bilgi ve farkındalığı üzerinde yüz yüze HT eğitiminin etkisini değerlendirmek ve ihtiyaçlarını anlamaktır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız, betimleyici-kesitsel araştırma tasarımında planlandı. Yüz yüze eğitimden hemen önce ve sonra, katılımcılara, Türk Hipertansiyon Konsensus Raporları 2019 ve Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından 2022 yılında yayınlanan Hipertansiyon Tanı ve Tedavi Kılavuzu temel alınarak araştırmacılar tarafından oluşturulan bir anket verildi. Bulgular: Çalışmamızda, yüz yüze eğitimin HT ile ilgili 15 alt kategorideki etkisini müdahale araştırma modeli olarak inceledik. Eğitim sonrası değerlendirmede, 15 alt kategorinin 12'si teorik soruları, üçü ise vaka temelli değerlendirme sorularını içeriyordu. Soruların %50 veya daha fazlasını doğru cevaplamak hedeflenmiş olup, eğitim sonrası, 15 alt kategoriden beşinde bu hedefin genel olarak başarıldığı gözlendi. Sonuç: Yüz yüze eğitim, birincil sağlık hizmetlerinde HT yönetiminin iki önemli unsuru olan bilgi ve farkındalığı artırmada ve değerlendirme kapasitesinde etkilidir. HT ile ilgili 15 alt kategoriye yapılan ayrıntılı inceleme, etki büyüklüğü açısından daha iyi olan kategorileri ortaya çıkardı. Çalışmamız, HT yönetimi ile ilgili alt kategorilere etkileri de ayrıntılı bir şekilde ele alarak (örneğin, birinci basamak HT yönetimine direnç gibi) ilginç ve biraz beklenmedik sonuçlar ortaya çıkmıştır.
  • Article
    Diyabetik Ayak Nedeniyle Debridman Uygulanan Hastalarda Klorheksidin Solüsyonunun Mikroorganizma Üremesi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma
    (2023) Talhaoğlu, Dilek; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayak nedeniyle debridman uygu- lanan hastalarda klorheksidin solüsyonunun mikroorganizma üremesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü de- neysel bir çal ışmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma müdahale gru- bunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 hasta ile tamamlanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara debridman öncesi rutin uygulanan povidon iyotlu cerrahi bölge temizli ğine ek olarak %0,05’lik klorheksidin solüsyonuyla yıkama yapılmış, debridman son- rası tekrar klorheksidinle temizleme yapılarak pansuman kapatılmıştır. Kontrol grubunda deney grubundan farklı olarak %0,05’lik klorheksi- din glukonatlı solüsyon kullanılmamış, diğer işlemler deney grubunda olduğu gibi uygulanmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı özellikleri ve diyabete ilişkin özellikleri bakımından benzer olduğu görülmüştür. Müdahale ve kontrol grubunda debridman öncesi mikroorganizma varlığı açısından fark bulunmazken, debridman sonrası müdahale grubunda daha az sayıda mikroorganizma ürediği tes- pit edilmiştir. Müdahale grubunda debridman öncesi ve sonrası bakteri üreme ortalaması sırasıyla 1,66±0,60 ve 0,60±0,67 olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda debridman öncesi ve sonras ı bakteri üreme ortala- ması ise s ırasıyla 1,06±0,58 ve 1,10±0,75 olarak tespit edilmi ştir. Sonuç: Araştırma bulgularımıza dayanarak, diyabetik aya ğı olan bi- reylerde debridman öncesi uygulanan klorheksidin solüsyonunun deb- ridman sonras ı mikroorganizma say ısını azaltmada etkili oldu ğu söylenebilir.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 5
    Current Status of Kidney Replacement Therapy in Türkiye: a Summary of 2022 Turkish Society of Nephrology Registry Report
    (Aves, 2024-04-09) Seyahi, Nurhan; Kocyigit, Ismail; Eren, Necmi; Tonbul, Halil Zeki; Tatar, Erhan; Yilmaz, Zulfukar; Ates, Kenan; Oguz, Ebru Gok
    Background: Turkish Society of Nephrology registry collects data on hemodialysis, peritoneal dialysis, and transplantation annually. Registry reports are printed every year as a booklet, and this is the 33rd year of registry reports. The registry is in close collaboration with international registries. Methods: In this paper, we summarized data from the 2022 registry report; additionally, we also provided yearly trends of managing end-stage kidney disease. Results: The number of patients on kidney replacement therapy increases; at the end of 2022, 86 665 patients were on kidney replacement therapy. The prevalence and incidence of end-stage kidney disease were 1016.2 and 160.9 per million population, respectively. Diabetes was the most common cause of end-stage kidney disease. Hemodialysis (71.22%) was the most common type of treatment modality, followed by transplantation (24.68%) and peritoneal dialysis (4.1%). Conclusion: End-stage kidney disease is a critical and growing health problem for our country. The renal registry of the Turkish Ssociety of Nephrology is one of the leading tools for providing current and sound data on this public health problem.
  • Article
    The Relationship Between Daily Carbonhydrate and Fat Intake a Long With Migraine
    (2021-10-27) Eşkut, Neslihan; Uysal, Armağan; Ataç, Ceyla; Uysal, Hasan Armagan; Uçar, Ceyla Ataç
    The pathophysiology of migraine is not fully understood. The trigeminovascular pathway activation, cortical spreading depression, vascular dysfunction, pro-inflammatory and oxidative states, and gut microbiota are investigated. In this study, we aimed to evaluate the relationship between diet and migraine disease characteristics of our patients. This study was conducted with episodic migraine without aura (n:30) and chronic migraine patients (n:30). Demographic data, body mass indexes (BMI), migraine characteristics were recorded from headache diaries. Food consumption were noted Daily from diet diaries. Total calorie intake and carbohydrate and fat amounts were calculated with an internet-based calorie calculator program.The mean age was 40.1±7.83 years in chronic migraine group ( group 1), and 39.1±6.09 years in group 2. The mean BMI of group 1 was significantly higher (respectively; 28.3±3.14, and 24.9±3.29). The mean duration of migraine was found longer in group 1. The mean headache attack duration was 29.9±21.85 hours in group 1, and 29.6±22.4 was in episodic migraine without aura group (group 2). There was no significant difference between both groups in terms of headache attack duration. Average Daily carbohydrate intake is 178.53±44.86 grams in group 1, and 171.42±50.67 grams in group 2. The mean Daily fat intake was 58.01±13.65 grams in group 1 and 56.62±7.51 grams in group 2. No significant difference was found between the groups in terms of Daily calorie, mean Daily fat and, average carbohydrate intake. In our study, we did not find difference in food intake between groups, but BMI of the chronic migraine group were higher. The role of diet on the migraine pathophysiology is still under investigation. An integrative approach to migraine patients by reviewing their diet will help to understand the pathophysiology of migraine, increase the quality of life of patients and prevent unnecessary drug usage.