TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
8 results
Search Results
Article Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği(2023-12-31) Çalışkan, AylaKarşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.Article Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği(2023-12-31) Çalışkan, AylaKarşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.Article Evrensellik İlkesi Üzerine Bir İnceleme: Suçların Sınıflandırılması ve Uluslararası Adli İşbirliği İhtiyacının Rolü(2023) Sayar Kanyış, Tansu; Kanyış, Tansu SayarEvrensellik ilkesi, yargılamayı yapacak devlet ile işlenen suç arasında bağlantı noktası aranmaksızın uluslararası ceza yargısı yetkisi sağlar ve istisnai niteliklidir. İlkenin bu istisnai niteliği, ilkeye tabi suçların sınırlı sayıda olmasını gerektirir. Söz konusu suçların nitelikleri belirlenmelidir. İlkeye tabi suçların doğası, ilkenin tanımlanma, düzenlenme ve uygulanma biçimlerini şekillendirmektedir. Söz konusu suçlardan bir kısmı jus cogens normu ihlali oluşturduğundan bu kapsamdayken diğer kısmı uluslararası organize suçlardır. Jus cogens normu ihlali oluşturan suçların aksine, uluslararası organize suçlara devletin müdahil olduğunu ispatlamak zordur. Uluslararası organize suçların nitelikleri gereği bir devletin tek başına bu suçlarla mücadele etmesi oldukça güçtür ve devleti bu suçları yargılamaya muktedir değilmiş gibi gösterir. Bu nedenle bu tip suçlar için uluslararası işbirliği, devletin müdahil olmasına alternatif bir unsur olarak kabul edilmelidir. Öyleyse evrensellik ilkesine tabi suçlar, “jus cogens normu ihlali oluşturan uluslararası suçlar”-“diğer uluslararası suçlar” şeklinde ikiye ayırarak incelenmelidir. “Jus cogens normu ihlali oluşturan uluslararası suçlar”, “doğrudan evrensellik ilkesine” tabidir. Evrensellik ilkesinin bu uygulanma biçimi, her devlete yargılama yükümlülüğü yükler. “Diğer uluslararası suçlar” ise evrensellik ilkesinin “dolaylı evrensellik ilkesi” şeklinde düzenlenip uygulanmasını sağlar. Yüklediği ya iade et ya yargıla yükümlülüğü sayesinde, faili elinde bulunduran devlet, faili ancak suçun işlendiği yer devletine iade edemiyorsa yargılama yükümlülüğü altındadır ve yargılama yetkisi ikincil niteliktedir.Article Uluslararası Hukukta Barış Zamanında Devletlerin Kültür Varlıklarını Koruma Yükümlülüğü: Afganistan’daki Buda Heykellerinin Yıkılması Örneği(2022) Çalışkan, Aylaİnsanlık tarihinin tanıkları olan, birçok savaş, doğal afet, çevresel ve insani faktörler karşısında günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış kültür varlıklarının sadece bulunduğu devletin değil uluslararası toplumun bütünü için büyük önem taşıdığı kabul edilmektedir. İnsanlığın ortak değeri olarak kültür varlıklar, hem devletlerin iç hukuk düzenlemeleri hem de uluslararası hukukta yer alan çeşitli belgeler ile korunmaya ve gelecek kuşaklara aktarılmaya çalışılmaktadır. İnsanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültür varlıklarının savaş zamanında olduğu kadar barış zamanında da korunması gerekmektedir. Şimdiye kadar UNESCO’un kabul ettiği belgeler ile bu yönde kayda değer çabalar sarf edilmiş olsa da, kültürel mirasın daha etkili bir şekilde korunmasına duyulan ihtiyaç her geçen gün artmakta ve bu hususta bazı iyileştirmeler yapılması gerekmektedir. Nitekim barış zamanlarında devletlerin çeşitli gerekçelerle egemenlikleri altında bulunan kültür varlıklarına kasten zarar vererek koruma ve muhafaza yükümlülüklerini yerine getirmedikleri görülmektedir. Bunun en büyük örneklerinden biri 1996-2001 yılları arasında Taliban hükümeti tarafından Afganistan’daki Bamiyan Vadisi’nde yer alan arkeolojik kalıntıların ve Buda heykellerinin yıkılmasıdır. Bu duruma uluslararası toplum sessiz kalmayarak kültür varlıklarını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Afganistan’a çeşitli şekillerde tepki göstermiştir. Bu çalışma ile Taliban hükümetinin Afganistan’daki Buda heykellerinin yıkılması örneği üzerinden devletlerin, barış zamanında kültür varlıklarını koruma yükümlülüğü tartışılarak, uluslararası sorumluluklarının kaynağına ilişkin değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır.Article Yardım Kuruluşu Olmanın Ötesinde Bir Örgüt: Uluslararası Kızılhaç Komitesi(2015) Katıman, EsraUluslararası Kızılhaç Komitesi’nin Ankara irtibat bürosunun 2012 yılında kapatılmasından sonra konunun ulusal basında hemen hiç yankı yapmamış olması işbu makalenin hareket noktasını oluşturmaktadır. Kuru- luşun genel olarak kamuoyunda yeterli ölçüde tanınmıyor olması konuya ilgisizliğin nedeni olarak düşünülebilir. Diğer yandan, bazı politik nedenle- rin de, kuruluşun Türkiye’deki faaliyetlerinin sınırlı oluşunu açıklayabileceği ileri sürülebilir. Bu nedenle, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin bilinirliliğinin artmasına ihtiyaç vardır. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin genel anlamda yürüttüğü insani yardım çalışmaları ve bu alanda diğer kuruluşlarla yapmış olduğu işbirliği, onun zaman zaman insancıl hukuk alanındaki gerçek görev ve rolünü perdelemektedir: silahlı çatışma ve şiddet ortamında insani yar- dım. Oysaki gerek insancıl hukuk kurallarının derlenmesi ve pozitif hukuka geçirilmesi çalışmalarındaki rolü gerekse bu kuralların denetlenmesinde üstlendiği görev, onu, insancıl hukukun baş garantörlerinden biri yapmak- tadır. Uluslararası toplumda kesintisiz devam eden silahlı çatışma tehlikesi, dünyanın geniş bir bölümünde halen devam eden ulusal ve uluslararası ça- tışma ortamları, genel olarak silahsızlanma ve uluslararası barış konusunda kat edilmesi gerekli mesafeler dikkate alındığında, bugüne kadar özveriyle çalışmış olan Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin görev ve misyonunun he- nüz tamamlanmadığı açıkça görülecektir. Bunun için, özellikle, Komite’nin görev tanımını oluşturan yansızlık ve tarafsızlık ilkelerinin bilinmesi, diğer yandan denetimlerinde uyguladığı gizlilik ilkesinin, Devletlerle işbirliğini sürdürebilmek için, bir çalışma yöntemi olarak korunması önem taşımaktadır. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin uluslararası kurum ve kuruluşlarla olan organik bağı ve onların çalışmaları içindeki rolü göz önüne alındığında, ulus- lararası topluluğun ve tek tek Devletlerin, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne katkı ve desteğinin üst seviyede devam etmesi gerektiği ortaya çıkmakta- dır. Diğer yandan sığınmacı sorunu ile baş etmeye çalışan Türkiye’nin bir an evvel kuruluşun konuyla ilgili deneyim ve bilgisinden yararlanmasında azımsanmayacak fayda bulunmaktadır.Article Kovid-19 Olgusu Çerçevesinde, Bir Salgın Hastalığın Menşei Olan Devletin Uluslararası Sorumluluk Hukuku Kuralları Bakımından Durumu(2020) Katıman, EsraDünya çapında eşi benzeri görülmemiş olan bir salgın hastalıkla (Kovid-19) mücadele devam ederken hastalığın uluslararası boyutu, hastalıkla mücadele sırasında devletler tarafından alınan önlemler, hastalık sebebiyle ortaya çıkan büyük insan kayıpları, doğan maddi ve manevi zararlar durumun uluslararası hukukta nasıl ele alınması gerektiğinin sorgulanmasına neden olucu boyuttadır. Hastalığın çıkış yerinin belirli olması, konunun Dünya Sağlık Örgütü koordinasyonunda ele alınması, devletlerin acil önlemler almaya davet edilmesi ve konu ile ilgili uluslarararası andlaşmaların varlığı gibi bir dizi unsur, hastalıkla ilgili önlemler ve salgının idaresi konusunu, uluslararası sorumluluk hukuku alanına sokmaktadır. Uluslarararası sorumluluk hukuku kuralları çerçevesinde, Çin Halk Cumhuriyeti’nin salgın hastalığın ortaya çıktığı ülke olarak durumunun incelendiği bu çalışmada, sırasıyla, konu ile ilgili uluslararası sorumluluk hukuku kuralları, mevcut durumun sözkonusu kurallar çerçevesi içinde analizi ve muhtemel uluslararası ihtilaf çözüm yollarının neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Henüz bu konuda ortaya çıkmış devletlerarası bir hukuki uyuşmazlık bulunmaması sebebiyle, çalışmada, spekülatif çıkarımlar yapmaktan kaçınmak amacıyla, benzer durumlar için, mutatis mutandis, verilmiş uluslararası yargı kararları ve diğer uluslarararası çözüm mekanizmalarının yine benzer durumlardaki kararları çalışmanın merkezine alınmıştır.Article L’ÉVOLUTION DU CONCEPT DE “L’ÉTAT DE DROIT” EN DROIT INTERNATIONAL(2021) Katıman, Esrala lumière du travail de Monsieur MORIN sur le concept de l’État de droit1, cet article poursuit les événements récents qui ont eu des impacts sur l’évolution de la notion. Face à son travail de grande envergure, il a été préférable de ne pas reprendre les sujets qui ont déjà été traités dans l’oeuvre précitée; par exemple, sur l’origine du concept, sur ses fondements, le début de sa conceptualisation en droit international. Pour ces sujets, nous nous référons donc aux cours prodigieux de M. MORIN, dispensés à l’Académie de droit international de la Haye, en 1995. Cet article a, en effet, pour but de reprendre l’examen du concept là où il a été arrêté dans le travail de M. MORIN, et de poursuivre ses traces et ses lignes distinctives apparues notamment aux cours de deux dernières décennies dans la progression du droit international. Les mots-clés: L’État de Droit en Droit International, La Responsabilité Interétatique, Le Coups d’État en Droit International, Les Faits Anticonstitutionnels, Le Changement Anticonstitutionnel du Gouvernement, La Charte Africaine de Démocratie, La Cour Pénale Africaine, Le Protocole de Malabo.Article DİPLOMATİK TEMSİLCİLER VE ONLARA TANINAN HAREKET VE SEYAHAT SERBESTİSİ(2019-12-27) Çamyamaç, AnılDiplomatik ayrıcalık ve bağışıklıklar diplomatik hayatın vazgeçilmezunsurlarıdır. Onlar olmaksızın diplomatik ajanların görevlerini yerine getirmesimümkün olamayacaktır. Bir başka deyişle, bu ayrıcalık ve bağışıklıklar biranlamda diplomatik yaşam biçimini garanti etmektedir. Bu ayrıcalık ve bağışıklıklar arasında hareket ve seyahat serbestisi de yer almaktadır. Bu serbestiyabancı diplomat, diplomatik misyon üyeleri ve onların ailelerinin gönderilmişoldukları devlette serbestçe hareket ve seyahat etmelerini garanti altına almaktadır. Gerçekte çok uzun bir süre, hiçbir devletin, istisnaî durum ve koşullarharicinde, görüldüğü üzere, bu tür bir serbestiyi sınırlandırma düşüncesi olmadığından dolayı hareket ve seyahat serbestisi için bu tür bir düzenlemeye gerekduyulmamıştır. Bunun da nedeni, diplomatik misyonun işlevlerinin bu tür birserbestiyi zarurî kılmasında yatmaktaydı. Ne yazık ki, II. Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte, bu durum dramatik bir biçimde değişmiştir. Savaştan sonra,özellikle komünist devletler bu serbestiyi sınırlandırmıştır. Komünist devletlerinuygulamasını takip eden Batılı devletlerse, Komünist devletlerin diplomatikmisyon üyeleri için karşılıklılık gereği hareket ve seyahat serbestisine sınırlandırma koymuştur. Bu durum hareket ve seyahat serbestisi için bir hükmü zarurîkılmıştır. Bu tür düzenlemeye ilk önce 1961 tarihli Diplomatik İlişkilere DairViyana Sözleşmesinde 26. madde olarak yer verilmiştir. Benzer hükümler ilgilidiğer sözleşmelerde de yer almıştır. Böylelikle, bu çalışmanın ana amacı, diplomatik ilişkilerde hareket ve seyahat serbestisini irdelemek olacaktır.
