TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 34
  • Article
    Koroner Arter Bypass Greft Ameliyatı Geçiren Hastaların Taburculuk Sonrası Tele-Sağlık İzlemi ile Öz Etkililik ve Memnuniyet Durumunun Değerlendirilmesi
    (2024) Dığrak, Ebru; Ogce, Filiz; Savsar, Adile; Aygüler, Müge
    Amaç: Bu çalışma koroner arter bypass ameliyatı (KABG) geçiren hastaların taburculuk sonrası tele-sağlık izlemi ile öz etkililik ve memnuniyet durumunun değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılan bu araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesinin kalp ve damar cerrahisi kliniğinde Temmuz 2022-Nisan 2023 tarihleri arasında KABG ameliyatı geçiren 102 hasta oluşturdu. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, 15. gün ve 30. gün hasta kontrol formu ile Barnason Etkililik Beklenti Ölçeği (BEBÖ)’nin Kardiyak Cerrahi Versiyonu kullanıldı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 63,97 ± 9,75 ve %75,7’si erkekti. Hastaların %95,1’inin yanında bakmakla yükümlü olduğu bir kişi olduğu, %96,1’inin ziyaretçi kısıtlaması yaptığı, %85,4’ü diyet önerilerine uyduğu, %85,4’ü iç ve dış mekan yürüyüşleri yaptığı, %97,1’i evde ilaçlarını uygun şekilde aldığı, %99’unun dikişleri belirtilen zamanda aldırdığı ve tamamının tele-sağlık hizmeti tarafından sağlanan aramalardan memnun olduğu bulundu. Hastalarda KABG ameliyatı sonrası sırt üstü uyuma, göğüs korsesini kullanma, yataktan kalmadan önce varis çorabını giyme ve triflo topunu kullanımı 15. günden 30. güne geldiğinde anlamlı olarak azaldığı bulundu (P < 0,05). Çalışmaya alınan hastaların öz etkililik düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve hastaların tamamının tele sağlık hizmeti ile aranmaktan memnun olduğu belirlendi. Sonuç: Elde edilen veriler sonucunda KABG ameliyatı geçiren hastaların taburculuk sonrası öz etkililiğin yetersiz olduğu ve tele-sağlık ile izlemden memnun oldukları tespit edildi. Bu nedenle hemşirelerin taburculuk sonrası tele sağlık izlem sayısının artırılarak, hastaların öz etkililiklerini geliştiren bilgilere ağırlık verilmesi önerilebilir.
  • Article
    Holistik Bakım: Kavram Analizi
    (2025-04-05) Guvenc, Gulten; İyigün, Emine; Sezgünsay, Emine; Yıldırım, Ezgi
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, modern hemşireliğin başlangıcından günümüze kadar ulaşan holistik bakım kavramının tanımını yapmak, özelliklerini belirlemek ve kapsamını anlayabilmek için kavramı analiz etmektir. Yöntem: Çalışmada, Walker ve Avant’ın geliştirdiği sekiz basamaklı kavram analizi yöntemi kullanılarak holistik bakım kavramının analizi yapılmıştır. Bulgular: Hemşirelik kuramcılarının holistik bakım kavramını kuramlarının içerisinde ele alıp yorumlaması, kavramın gelişimini desteklemiştir. Bireyin fizyolojik, psikolojik, sosyokültürel ve spiritüel boyutlarının bir bütünü olarak değerlendirilmesini vurgulayan kavram, holistik bakım hemşireliği uzmanlık alanının oluşmasında etkin olmuştur. Kavram gelişimini sürdürüp içeriğini oluşturmaya devam etmektedir. Sonuç: Holistik bakım kavramı; hemşirelik uygulamaları, eğitimi ve araştırmalarında kullanılan bir kavramdır ve kullanımı devam etmektedir. Bu nedenle kavramın daha iyi anlaşılabilmesi ve uygulama alanlarındaki kullanımının yaygınlaştırılması için hemşirelik eğitim müfredatlarında holistik bakım kavramına mutlaka yer verilmelidir.
  • Other
    İç Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Tezlerinin Yayımlanma Durumu: Sistematik Derleme
    (2021-10-29) Karadağ, Songül; Curuk, Gulsum Nıhal; Özgül, Ecem
    Giriş: Yüksek lisans tezlerinin yayına dönüştürülmesi, bilimsel bilginin paylaşılması için önem arz etmektedir. Amaç: Bu çalışma Türkiye’de yapılan iç hastalıkları hemşireliği yüksek lisans tezlerinin bilimsel makalelere dönüşme oranlarını belirlemek amacıyla sistematik derleme şeklinde yapılmıştır. Yöntem: Çalışmada Aralık 2019 ile Şubat 2020 tarihleri arasında, Yüksek Öğretim Kurulu Tez Merkezi veri tabanında Anabilim Dalı “İç Hastalıkları Hemşireliği” ve tez konu alanı “Hemşirelik” olan ve 2004-2018 yılları arasında hazırlanmış olan yüksek lisans tezleri taranmıştır. Bu tezlerin yayınlanma oranın belirlenmesi için birçok veritabanı (PubMed, Thomson Reuters Web of Science, Google Scholar, Türk Medline ve Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi) tez adı, yazarı ve danışmanın adı kullanılarak taranmıştır. Bulgular: Çalışma kapsamına alınan 616 tezin %31,4’ünün Science Citation Index, Science Citation Index Expanded veya Social Sciences Citation Index, %3,5’inin Emerging Sources Citation Index kapsamına giren dergilerde, %25,0’ının diğer uluslararası hakemli dergilerde, %19,9’unun Türk Medline ve Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi tarafından taranan ulusal hakemli dergilerde, %20,2’sinin ise diğer ulusal hakemli dergilerde yayımlandığı tespit edilmiştir. Sonuç: İç hastalıkları hemşireliği alanında yapılan yüksek lisans tezlerinin yarısından fazlasının yayına dönüştürülmediği saptanmıştır. Yayına dönüşen çalışmaların yarısından daha azının Science Citation Index, Science Citation Index Expanded veya Social Sciences Citation Index kapsamına giren dergilerde yayımlandığı tespit edilmiştir.
  • Research Project
    Böbrek Nakli Alıcılarında İlaç Uyumunu Arttırmak için Yeni Bir Girişim: Sistem Değişimi Girişiminin Etkisinin İncelenmesi
    (2022) Ordin, Yaprak Sarıgöl; Karayurt, Ozgul; Çelik, Buket; Yıldız, Serkan; Kankaya, Eda Ayten
    Tüm organ nakli alıcılarında, kullanılan immunosupresif ilaçlar; rejeksiyonun önlenmesi, nakledilen organ (greft) ve hasta sağkalımı açısından önemlidir. Organ nakli alıcılarında ilaç uyumunu arttırmak amacıyla yapılan çalışmalarda, uygulanan girişimlerin dayandırıldığı bir teorinin olmadığı, etki büyüklüğünün düşük olduğu ve metodolojik olarak güçlü dizayn edilmediği vurgulanmaktadır. Bu araştırmanın birincil amacı; böbrek nakli alıcılarında uygulanan SistemDEĞİŞİMİ? girişiminin ilaç uyum düzeyi üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmanın ikincil amacı; SistemDEĞİŞİMİ girişiminin böbrek nakli alıcılarının sağlık sonuçlarına (enfeksiyon, akut/kronik rejeksiyon, greft kaybı, ölüm, BUN ve Kreatinin) ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma randomize kontrollü, tek kör araştırma dizaynına uygun olarak yapılmıştır. Bu araştırmada, girişim grubuna SistemDEĞİŞİMİ girişimi; kontrol grubuna rutin klinik bakımında verilen hasta eğitimi uygulanmıştır. Toplamda 42 hasta araştırmanın girişim ve kontrol aşamasına dahil edilmiştir. SistemDEĞİŞİMİ girişimi altı ay uygulanmış ve girişimin bitiminden altı ay sonra araştırma sonuçları değerlendirilmiştir. Girişim grubu yaş ortalaması 47.19 (SS= 12.44 yıl), kontrol grubunda 45.00 (SS= 14.05) yıldır. Girişim grubunun 6.ay ve 12.ay uyum düzeyleri sırasıyla; 93.69 (SS= 9.29) ve 87.83 (SS= 13.96); kontrol grubunun 6. Ay ve 12. Ay uyum düzeyleri sırasıyla; 77.60 (SS=14.92) ve 77.29 (SS=12.25) bulunmuştur. Girişim grubunun 6. Ay ve 12. Ay ilaç uyum düzeyleri kontrol grubundan daha yüksektir (p = 0.001; p= 0.013). Girişim ve kontrol grubunun yaşam kalitesi düzeyleri arasında fark yoktur. Güçlü araştırma dizaynı ile yapılmış bu araştırmada SistemDEĞİŞİMİ girişiminin hastaların ilaç uyumlarını iyileştirmede ve klinik anlamlılık açısından da etkili olduğunu göstermiştir.
  • Article
    Diyabetik Ayak Nedeniyle Debridman Uygulanan Hastalarda Klorheksidin Solüsyonunun Mikroorganizma Üremesi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma
    (2023) Talhaoğlu, Dilek; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayak nedeniyle debridman uygu- lanan hastalarda klorheksidin solüsyonunun mikroorganizma üremesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü de- neysel bir çal ışmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma müdahale gru- bunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 hasta ile tamamlanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara debridman öncesi rutin uygulanan povidon iyotlu cerrahi bölge temizli ğine ek olarak %0,05’lik klorheksidin solüsyonuyla yıkama yapılmış, debridman son- rası tekrar klorheksidinle temizleme yapılarak pansuman kapatılmıştır. Kontrol grubunda deney grubundan farklı olarak %0,05’lik klorheksi- din glukonatlı solüsyon kullanılmamış, diğer işlemler deney grubunda olduğu gibi uygulanmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı özellikleri ve diyabete ilişkin özellikleri bakımından benzer olduğu görülmüştür. Müdahale ve kontrol grubunda debridman öncesi mikroorganizma varlığı açısından fark bulunmazken, debridman sonrası müdahale grubunda daha az sayıda mikroorganizma ürediği tes- pit edilmiştir. Müdahale grubunda debridman öncesi ve sonrası bakteri üreme ortalaması sırasıyla 1,66±0,60 ve 0,60±0,67 olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda debridman öncesi ve sonras ı bakteri üreme ortala- ması ise s ırasıyla 1,06±0,58 ve 1,10±0,75 olarak tespit edilmi ştir. Sonuç: Araştırma bulgularımıza dayanarak, diyabetik aya ğı olan bi- reylerde debridman öncesi uygulanan klorheksidin solüsyonunun deb- ridman sonras ı mikroorganizma say ısını azaltmada etkili oldu ğu söylenebilir.
  • Article
    Diyabetik Ayak Nedeniyle Debridman Uygulanan Hastalarda Klorheksidin Solüsyonunun Mikroorganizma Üremesi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma
    (2023) Talhaoğlu, Dilek; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayak nedeniyle debridman uygu- lanan hastalarda klorheksidin solüsyonunun mikroorganizma üremesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü de- neysel bir çal ışmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma müdahale gru- bunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 hasta ile tamamlanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara debridman öncesi rutin uygulanan povidon iyotlu cerrahi bölge temizli ğine ek olarak %0,05’lik klorheksidin solüsyonuyla yıkama yapılmış, debridman son- rası tekrar klorheksidinle temizleme yapılarak pansuman kapatılmıştır. Kontrol grubunda deney grubundan farklı olarak %0,05’lik klorheksi- din glukonatlı solüsyon kullanılmamış, diğer işlemler deney grubunda olduğu gibi uygulanmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı özellikleri ve diyabete ilişkin özellikleri bakımından benzer olduğu görülmüştür. Müdahale ve kontrol grubunda debridman öncesi mikroorganizma varlığı açısından fark bulunmazken, debridman sonrası müdahale grubunda daha az sayıda mikroorganizma ürediği tes- pit edilmiştir. Müdahale grubunda debridman öncesi ve sonrası bakteri üreme ortalaması sırasıyla 1,66±0,60 ve 0,60±0,67 olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda debridman öncesi ve sonras ı bakteri üreme ortala- ması ise s ırasıyla 1,06±0,58 ve 1,10±0,75 olarak tespit edilmi ştir. Sonuç: Araştırma bulgularımıza dayanarak, diyabetik aya ğı olan bi- reylerde debridman öncesi uygulanan klorheksidin solüsyonunun deb- ridman sonras ı mikroorganizma say ısını azaltmada etkili oldu ğu söylenebilir.
  • Article
    Work-Related Musculoskeletal Pain in Hospital Employees
    (2024-05-16) Sertpoyraz, Filiz Meryem; Altaş, Elif Umay; Tanıgör, Göksel; Han, Esra; Esra, Han
    Aim: Work-related musculoskeletal disorders are common health problems in the community. They lead to various levels of pain, loss of function, and deterioration in quality of life. Our aim is to evaluate work-related musculoskeletal pain in hospital employees and factors that could prevent this problem. Material and Method: Female and male hospital employees working in different departments of our hospital participated in the study. Demographic data, work and working environment, ergonomic training, and musculoskeletal pain were queried. The severity of pain in those experiencing it was assessed using the visual analog scale and the Nordic Musculoskeletal Questionnaire. Results: A total of 275 individuals participated in the study. 72.4% of the participants were female and 27.6% were male. 79.3% of the participants reported musculoskeletal pain. Pain was most commonly (71.3%) observed in the 35-54 age group and was of moderate severity. According to the frequency of pain, it was most common in the back (61.5%), followed by the lower back (55.6%) and neck (53.5%) regions. The presence and severity of pain were more pronounced in females (p<0.05). There was a statistically significant relationship between the presence of pain and female gender (p=0.003, r=0.179). Pain severity was higher in females (p<0.001, r=0.226). 69.8% of healthcare workers reported that ergonomic arrangements were not made in the hospital, and 81.4% reported not receiving training in ergonomics. Conclusion: Work-related musculoskeletal pain was highly prevalent among hospital healthcare workers, and it was found that healthcare workers did not receive ergonomic arrangements in their work environments or education on protecting the musculoskeletal system. Inference: We believe that making ergonomic adjustments in the work environments of hospital employees, providing education on musculoskeletal system protection, and integrating these into the quality system would be important.
  • Article
    Transkültürel Hemşirelik ve Kültürel Yeterlilik için Papadopoulos Modeli
    (2024-08-03) Dığrak, Ebru; Tezel, Ayfer
    Kültürel yeterlilik, farklı kültürden insanlar ile etkin iletişim kurma yeteneğidir ve hem ömür boyu gelişen bir süreç hem de çıktı olarak görülmektedir. Kültürel yeterliliğin geliştirilmesinde modeller rehber olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde kullanılması için önerilen Papadopoulos Modeli, kültürel farkındalık, kültürel bilgi, kültürel duyarlılık ve kültürel uygulama (yeterlilik) olmak üzere dört yapıdan oluşmaktadır. Kültürel farkındalık, kendi kültürel geçmişimiz ve kültürel kimliğimiz hakkında sahip olduğumuz farkındalığın derecesidir. Kültürel yeterliliğin ilk yapısı olan kültürel farkındalık, kültürel bilgi ile desteklenmelidir. Kültürel bilgi, farklı kültürden insanlar ile temas kurulması, onların sağlık inançları ve davranışları hakkında bilgiler edinilmesi ile artırılabilir. Kültürel duyarlılığa ulaşmanın yolu karşılıklı güven, kabul ve saygının yanı sıra uzlaşmayı içerir. Kültürel uygulama (yeterlilik) son yapıdır ve kazanılan kültürel farkındalık, bilgi ve duyarlılığın sentezidir. Bu model hem çok kültürlü hem de ırkçılık karşıtı bakış açılarını birleştirir, eşitlikler ve insan hakları konusunda daha geniş bir anlayışa sahiptir. Bu makalede amaç, transkültürel hemşirelik ve kültürel yeterliliğin geliştirilmesinde kullanılan Papadopoulos Modeli’nin gelişimi, yapıları ve birbiri ile olan ilişkilerini ve hemşirelikte kullanımını açıklamaktır.
  • Article
    Adolescent Health Knowledge of Family Physicians
    (2023-10-06) Aygün, Olgu; Küçükerdem, Halime Seda; Gökdemir, Özden
    Background: There are certain life periods when physicians are more cautious with their patients. However, health needs are often disregarded throughout the adolescent era, even though it is a time when fast changes occur in many facets of life, including physical, psychological, cognitive, and social development. This study aimed to contribute to the improvement of adolescent health by measuring the degree of knowledge of family physicians (FPs) on adolescent health services. Material-Method: The was a descriptive-cross-sectional design study. A questionnaire was given to 2200 FPs by e-mail and 344 accepted to participate. The questionnaire had a 13% response rate. Results: Women made up 56.4% of the participants (n=194) and the average age of the participants was 38.77 years (SD: 10.08) (min: 25, max: 80). Two hundred fifteen (62.5%) of the FPs who participated in the survey, had encountered adolescent patients. A statistical correlation was found between having children and the idea that questions should be asked with one-word answers to the target to obtain answers in the adolescent age group (p
  • Article
    Covıd-19 Pandemi Sürecinde Demanslı Bireylere Bakım Veren Aile Üyelerinin Sağlık Okuryazarlık Düzeyleri ve İlişkili Faktörler
    (2023-04-17) Özgül, Ecem; Akyol, Merve Aliye; Akpınar Söylemez, Burcu; Söylemez, Burcu Akpınar
    Amaç: Bu araştırma COVID-19 pandemi sürecinde demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin sağlık okuryazarlık düzeyleri ve ilişkili faktörlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma Ekim-Kasım 2021 tarihleri arasında demanslı bireylere bakım veren 114 aile üyesiyle yürütülmüştür. Araştırmada amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Veriler; tanımlayıcı özellikler formu, Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (ASOY-TR) ve COVID-19 Korkusu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi araştırmacılar tarafından SPSS 24.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Değerlendirmede sayı, yüzde, ortalama, One-way ANOVA testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan demanslı bireylere bakım verenlerin yaş ortalaması 55.90±10.72 yıl (min-maks:20-79), %82.5’i kadın, %66.7’sinin geliri giderine eşit, %55.4’ü lisans mezunudur. Bakım verenlerin %34.2’sinin yeterli ve mükemmel düzeyde sağlık okuryazarlığına sahip olduğu bulunmuştur. Bakım veren bireylerin genel sağlık okuryazarlığı puan ortalamalarının, çalışma ve eğitim durumlarının sağlık okuryazarlık düzeyleri üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir fark oluşturduğu (p0.05) görülmüştür. Sonuç: Çalışma COVID-19 pandemi sürecinde demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin sağlık okuryazarlık düzeylerine ve ilişkili faktörlere ışık tutmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda özellikle çalışmayan ve düşük eğitim seviyesi olan bakım verenlerin sağlık okuryazarlık düzeylerinin geliştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca bakım verenlerin üçte ikisinin yetersiz ve sorunlu-sınırlı düzeyde sağlık okuryazarlığına sahip olduğu ortaya konmuştur. Sağlık profesyonellerinin demanslı bireye bakım veren aile üyelerinin sağlık bilgilerine etkin bir şekilde erişmesine, anlamasına, değerlendirmesine ve uygulamasına yardımcı olmaları önerilmektedir.