TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
Browsing TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 515
- Results Per Page
- Sort Options
Article 16. Yüzyıl Giysi Tarihi Yazımı Üzerine: Giysilerde Doğu-batı Etkileşimi, Egzotizm ve Güç(2013) Er, Fehmiye DilekModa tarihinde batılı-olmayan giysilerin sunum ve dekorasyonları her zaman fantastik, büyüleyici, epik, dikkat çekici, egzotik, ruhani, zamansız ve değişmez gibi sözlerle ifade edilmiştir. Doğulu giysiler ve görünümler üzerindeki bu yaklaşım batılı anlayışın diğer kültürler üzerindeki yüceliğini, farklılığını ve gücünü gösterme arzusuyla yakından ilişkilidir. 19. yüzyıldan başlamak suretiyle doğunun dikkat çekici sunumları, batı giysi tarihinde batılı olmayan giysilerdeki teknik ustalıklar ve bu giysilerdeki özgün motifler egzotik olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla hem giysi tarihi hem de modern moda tarihi yazımında doğunun her zaman egzotik, primitif, öteki ve otantik olma noktasında bir söylem söz konusu olmuştur. Özellikle 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu?na ait egzotik giysiler ve kumaş teknikleri aynı dönem Avrupa modasına yoğun bir şekilde adapte edilirken giysiler ihtişamın ve gücün de bir göstergesi olmuşlardır. Bu çalışmada giysi tarihi açısından Osmanlı İmparatorluğu?nun en gösterişli dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda giyilen Avrupalı giysilerinde Osmanlı giysi kültürünün izleri, egzotizm kavramı çerçevesinden incelenecektir. Bu çalışmada batılı giysilerdeki egzotik gösterimler aracılığı ile okumalar yapılırken, “egzotizm” kavramı, batıya ait olmayanı anlatma noktasında ele alınacaktır. Çalışma gücün kullanımı ve ihtişamın anlatımı olarak kullanılan lüks kumaşlardan üretilen egzotik giysi ve aksesuarları,16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu?nda kullanılan giysilerin aynı dönem Avrupa modasına adapte edilme biçimlerini de içerecektir.Article 1946-1949 Dönemi Basınına Toplu Bakış*(2015) Akan, AysunTek Parti iktidarı boyunca siyasal iktidarın sıkı kontrolünde olan basın demokrasiye geçiş dönemi olarak adlandırılan 1946-1949 yıllarında, yasalarda yapılan değişiklerden dolayı rahatlamış ve yeni oluşan siyasal ortamda siyasal mücadelenin bir alanı haline gelmiştir. Anı- lan dönemde yayınlanmaya başlayan gazete ve dergilerin ağırlıklı olarak siyasal içerikli olması basının varolan siyasal çeşitliliği yansıtma konusunda etkili olduğunu göstermektedir. Ancak aynı dönemde sanat, edebiyat ve kültür ile ekonomi, ticari ve sanayi alanlarındaki yayınların sınırlılığı ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmişlik seviyesinin bir göstergesidir.Article 1950-1960 Yıllarında Türkiye ile Sovyetler Birliği Arasındaki İlişkiler(2014) Kurban, VefaTürkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki ilk temasların Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Nisan 1920 tarihinde Lenin’e yazdığı mektupla başladığı söylenebilir ve bu dönem iyi komşuluk ve dostluk ilişkileriyle tanımlanabilir. Mustafa Kemal Paşa’nın vefatı, İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması, Stalin’in Türkiye’den toprak talebi ve Boğazlar rejiminde değişiklik talepleri, ayrıca Soğuk Savaş’ın da etkisiyle iki ülke arasındaki ilişkiler farklı boyut kazanmıştır. 1950’li yılların başlarındaki Türk dış siyasetinin esas prensiplerini, bazı Sovyet araştırmacıları, anti-komünizm ve Sovyet karşıtlığı olarak görmekte ve bu durumu eleştirmektedirler. Stalin’in ölümünden sonra Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den bundan böyle toprak talebinde bulunmayacağını resmi bir şekilde bildirmesinin yanında, Sovyetler Birliği ile ticari anlaşmalar imzalaması, Türk ve Sovyet siyasileri arasındaki ilişkiler, karşılıklı ziyaret planları Amerika’nın da dikkatinden kaçmamıştır.Article 24 Saatlik İdrarda Protein Atılımının Tanılayıcı Kullanımı ve Advers Perinatal Sonuçlar ile Doğum Zamanı için Protein-kreatinin Oranı(2021) Gölbaşı, Hakan; Ömeroğlu, İbrahim; Dereli Akdeniz, Didem; Ekin, Atalay; Gölbaşı, CerenAmaç: Çal›flmam›zda, proteinürisi olan veya olmayan hipertansif gebelerde perinatal ve neonatal sonuçlar› de¤erlendirmeyi amaçla- d›k. Spot üriner protein ile kreatinin oran›n›n (P/C) ve 24-saatlik protein at›l›m›n›n sonuçlar üzerindeki prediktivitesini karfl›laflt›r- d›k. Yöntem: Gebeli¤in 20. ve 37. haftalar› aras›nda yeni hipertansiyon tan›s› alm›fl 230 gebe retrospektif olarak çal›flmaya dahil edildi. Al›- nan 24 saatlik idrar ve P/C ile belirlenen protein seviyesine göre hastalar iki gruba ayr›ld›. Proteinüri varl›¤› ve seviyesi, P/C oran›y- la olan iliflkisi ve bu bulgular ile perinatal sonuçlar aras›ndaki iliflki de¤erlendirildi. Bulgular: Do¤um esnas›ndaki gestasyonel yafl ve gecikme dönemi (hipertansiyon tan›s› ile do¤um aras›ndaki süre), ?300 mg/24 saat ve P/C ?0.3 de¤erlerine sahip gebelerde anlaml› flekilde daha er- kendi. Advers neonatal sonuçlar, proteinürisi ?300 mg/24 saat ve P/C?0.3 olan hastalarda anlaml›yd›. 24 saatlik idrarda üriner pro- tein seviyeleri, P/C ?0.3 de¤erine sahip gebelerde anlaml› flekilde daha yüksekti ve 24 saatlik proteinüri ile P/C aras›nda anlaml› fle- kilde pozitif bir korelasyon bulundu (r=0.382, p<0.001). Sonuç: Çal›flmam›z, hipertansif gebelerde 24 saatte ?300 mg’lik bir protein kayb› ve spot idrarda ?0.3’lük bir P/C oran›n›n advers perinatal sonuçlarla iliflkili oldu¤unu ortaya koymufltur. Ayr›ca, hi- pertansif gebelerde ?300 mg/gün seviyesinde proteinürinin ve ?0.3’lük spot idrar P/C oran›n›n bu gebeleri erken do¤um riskine e¤ilimli k›ld›¤›n› tespit ettik.Article 4483 Sayılı Kanun Uyarınca İtiraz Merciinin "İdari" Niteliği Sorunu(2024) Karahan, BarışMemurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması konusunda genel kanun niteliği taşıyan 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun bu kişilerin görevleri sebebiyle işlediği suçların soruşturulmasını kural olarak izne tabi tutmaktadır. İzin vermeye yetkili makam anlamına gelen yetkili merci kararlarının yine “idari” nitelikte olacağı öngörülen itiraz merci kararıyla inceleneceği öngörülmüştür. İtiraz merci eldeki işin bir dava, kendisinin de bir mahkeme olmadığını birçok kararında vurgulamakta ve yaptığı incelemelerde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununu uygulamayarak bunu teyit etmektedir. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında bu yaklaşımdan sapıldığı görülebilmektedir. Bu çalışmada temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında itiraz merciinin “idari” niteliğinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği tartışılmaktadır.Article Aa7475-t7351 ve Aa2219-t851 Alaşımlarının Frezelenmesinde Kesici Takım Kaplamalarının ve Kesme Parametrelerinin Yüzey Pürüzlülüğü Üzerine Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi(2024) Gençalp Irizalp, Simge; Karaoğlu, Handenur; Erçayhan, Yiğit; Akgün Kayral, SeldaBu çalışmada AA 2219-T851 ve AA 7475-T7351 alaşımlarının frezelenmesinde kesme hızı (500, 600, 700m/dk), ilerleme miktarı (0,1 ve 0,15 mm/diş) ve talaş derinliği (1 ve 8 mm) değişkenleri kullanılmış ve kaplamasız tungsten karbür (WC) kesici uç ve zirkanyum nitrür (ZrN) kaplamalı kesici uç kullanılarak kesme parametrelerinin yüzey pürüzlülüğü üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deneyler sonucunda en ideal yüzey kalitesinin elde edildiği kesme hızı, ilerleme miktarı, talaş derinliği ve kesici uç belirlenmiştir. Sonuç olarak, iki farklı mekanik dayanıma sahip alüminyum alaşımının yüzey sonuçları karşılaştırılıp optimum işleme değerleri bulunmuştur. En düşük yüzey pürüzlülüğü 700 mm/dk kesme hızı, 0,1 mm/diş ve 1 mm ilerleme miktarı parametrelerinde elde edilmiş ve ilerleme hızı arttıkça yüzey kalitesinin artmasının yanında ZrN kaplamalı kesici uç kullanılması ile daha iyi yüzey özelliklerine ulaşılmıştır.Article Aıds Bilgi ve Tutum Ölçeklerinin Geliştirilmesi ve Psikometrik Özelliklerinin Sınanması(2018) Arslan, Hatice Sevgi; Aydemir Çaylı, Nuran; Yakın, İbrahimBu çalışma, AIDS’e dair bilgi ve tutumları ölçmek için kullanılabilecek Türkiye’yehas iki ayrı ölçek geliştirmeyi ve bunları psikometrik açıdan değerlendirmeyihedeflemektedir. Bu amaçla, 37 maddelik bir bilgi ölçeği ve 23 maddelik birtutum ölçeği, İzmir’in farklı üniversitelerinde okuyan yaşları 17 ve üstü olan1025 öğrenciye kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılarak testedilmiştir. Bilgi ölçeğinin madde ve faktör analizlerinden sonra ölçekten 16madde çıkarılmıştır. Oblik döndürme sonucu, varyansın %34’ünü açıklayanüç temel bileşen olduğunu göstermiştir. Bilgi ölçeğinin güvenirliğini sınamakiçin Kuder-Richardson-20 katsayısı hesaplanmış ve .76 olarak bulunmuştur.Tutum ölçeği için faktör analizi yapıldıktan sonra 6 madde çıkarılmıştır. Oblikdöndürme, varyansın %42.43’ünü açıklayan iki temel bileşeni ortaya çıkarmıştır.Ölçeğin Cronbach alfa değeri .90 olarak bulunmuştur. İki ölçek arasındaki ilişkiincelendiğinde ise, AIDS konusunda daha fazla bilgiye sahip kişilerin AIDS’ekarşı daha olumlu tutuma sahip olduğu gözlenmiştir. Özgün olarak geliştirilmiş 21maddeden oluşan AIDS Bilgi ve 17 maddeden oluşan AIDS Tutum ölçekleriningeçerlik ve güvenirliğine dair elde edilen bulgular, ölçeklerin ileride yapılacakaraştırmalarda kullanılmak için uygun olduklarını göstermektedir.Research Project Aktif Nano Parçacıkların İki Boyutlu Karmaşık Yüzeylerde İncelenmesi; Yaşayan Kristal Oluşumu(2021) Zafer, Aytürk Hamdi; Akgüç, Gürsoy Bozkurtİnce su filmindeki aktif küresel parçacıklar birisi lazer kaynağı ile ısıtılmış komşu iki su kabarcığı üzerinde ısıdan dolayı oluşan su akıntısı yardımıyla birikirler. Bu özel geometri daha önce pasif parçacıklar için yapılan deneyimizden alınmıştır. Su akışı zamanla değişen birikinti dolayısı ile farklılık gösterir bu anlamda aktif bir akım olarak düşünülebilir. Ayrıca parçacıkların arasında bir zaman bağımlı geri besleme kuvveti de eklenmiştir. Geri beslemenin çekici veya itici olması incelenmiş çekici bir geri besleme ile öbekleşmeler gözlenmiş birikintinin daha kolay olduğu gözlemlenmiştir. Hem aktif su akımı hem de geri besleme parçacıkların çift korelasyonları ve ortalama uzaklaşma bilgilerine bakılarak tartışılmıştır.Article Alman Hukukunda “şahıs Şirketleri Hukukunun Modernleştirilmesi Hakkında Kanun’un” (mopeg) Hak Ehliyetine Sahip Adi Şirketler Bakımından Öngördüğü Değişikliklerin Değerlendirmesi(2024) Akbay, DirençAlmanya’da tüm şahıs şirketlerini etkileyecek olan “Şahıs Şirketleri Hukukunun Modernleştirilmesi Hakkında Kanun” (MoPeG) hükümlerinin önemli bir kısmı 1 Ocak 2024’te yürürlüğe girecektir. Çalışmada MoPeG’in etkilediği hak ehliyetine sahip adi şirketlere ilişkin BGB hükümlerinden önem arz ettiğini düşündüklerimiz değerlendirilmiştir. Alman Federal Mahkemesi’nin özellikle 2001 yılında verdiği “Weißes Ross” kararı sonrasında, adi şirketler hukuku alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Federal Mahkeme verdiği kararla üçüncü kişilerle hukuki ilişkiler kurabilen adi şirketlerin hak ehliyetine sahip olduğunu kabul etmiştir. Alman Federal Mahkemesi’nin verdiği çeşitli kararların etkisi ve mevcut adi şirket kurallarının günümüzün ticari ve ekonomik ihtiyaçlarına cevap verememesi, Kanunda da değişikliği bir ihtiyaç haline getirmiştir. Yapılan değişiklikler neticesinde adi şirket saf bir borç ilişkisi olmaktan çıkarak hak ehliyetine sahip bir kişi birliğine dönüşmüştür. Bu amaçla Roma hukukundan günümüze taşınan adi şirketlere ilişkin birçok kural değiştirilmiştir. Özellikle kârzarar paylaşımını ve oy hakkında eşitliği esas alan kurallar değiştirilmiştir. El birliği esasına dayalı malvarlığı rejimi terk edilmiştir. Adi şirket kısmen profesyonel bir şahıs şirketine dönüştürülmüştür. Ortakların devamlılığını esas alan adi şirket kuralları, şirketin devamını sağlayacak şekilde değiştirilmiştir. Şirket iradesinin ortaklar kararı yoluyla oluşumu ile şirketin yönetimi açık bir şekilde ayrılarak adi şirketin kurumsal bir yapıya dönüşümü başlatılmıştır. Ortak davası (actio pro socio) açıkça düzenlenmiştir. Hak ehliyetine sahip adi şirketler için bir sicil öngörülmüştür.Article Ameliyathanede Hasta Güvenliği Kültürünün ve Güvenli Cerrahi Kontrol Listesinin Kullanımının İncelenmesi(2017) Karayurt, Özgül; Duran, Melike; Damar, Hale Turhan; Özdöker, Saliha; Bilik, ÖzlemGiriş ve Amaç: Ameliyathanelerde hasta güvenli kültürünün sağlanmasında Amerikan Ameliyathane Hemşireler Derneği iş sürecininbasitleştirilmesi ve standardize edilmesinin yanı sıra ekip iş birliğini, hata rapor sisteminin kullanımını önermiştir. Bu çalışmanın amacıameliyathane çalışanlarında hasta güvenliği kültürünün belirlenmesi ve güvenli cerrahi kontrol listesinin kullanımının incelenmesidir.Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel araştırmanın verileri, Mart 2014-Ocak 2015 tarihleri arasında bir üniversite hastanesi merkezi ameliyathanesinde"Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi" ve "Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi Anketi" kullanılarak toplanmıştır. Örneklemi,çalışmaya katılmayı kabul eden ameliyathanede hasta ile birebir çalışan, 96 hekim, hemşire ve anestezi ve ameliyathane teknikerioluşturmuştur.Bulgular: Katılımcıların %36.5'i hemşire, %31.3'ü hekim, %32.3'ü anestezi teknikeri olup; %41.7'sinin ameliyathanede 5 yıl ve dahaaz süredir çalıştığı saptanmıştır. Ameliyathane çalışanların %81.3'ünün Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi'ni bilmediği ancak %76'sınınkullanmak istediği belirlenmiştir. Katılımcıların %71.9'nun hiç olay raporlamadığı, %22.9'nun 1-2 olay raporladığı saptanmıştır. Ameliyathanedeçalışanların %59.4'nün ameliyathanenin hasta güvenliği düzeyini kabul edilebilir olarak değerlendirmiştir. Çalışanlarınınameliyathanede çalışma yılları ile ölçeğin, "Üniteler içerisinde ekip çalışması", "Hatalar hakkında geribildirim ve iletişim", "Hatalar hakkınacezalandırıcı olmayan tutum", "Hasta güvenliği için hastane yönetiminin tutumu" alt boyutları arasında istatiksel olarak anlamlı birfark saptanmıştır (p = 0.017, p = 0.006, p = 0.031, p = 0.015).Sonuç: Araştırma sonuçları ameliyathane hemşirelerinin Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi'ni tanıması ve kullanmasına katkı sağlayabilir.Ayrıca hemşirelerin bu konudaki eğitimlerinin planlanmasına ve hasta güvenliği kültürünün geliştirmesine katkı sağlayabileceği öngörülmektedir.Article Amerikan Federalistleri, Hannah Arendt ve Cumhuriyetçilik: Temsili Demokrasiye Karşı Konsey Sistemi?(2022) Sezer, Devrim; Başkır, Ünsal DoğanBu makale sözleşme teorisi ve cumhuriyetçilik üzerine olan akademik yazında ihmal edilen bir konuyu incelemeyi amaçlıyor: Hannah Arendt’in ve Amerikan federalistlerinin cumhuriyetçi perspektiflerini karşılaştırmalı olarak tartışmak. Birbiriyle ilişkili iki meseleyi tartışmaya açıyoruz. Amerikan federalistlerinin ve Arendt’in 1) sözleşme teorisiyle kurdukları ilişkiyi ele almayı, 2) cumhuriyet ilkesini yorumlayış biçimlerini karşılaştırmalı olarak irdeleyerek temsili demokrasi konusundaki perspektiflerini ortaya koymayı amaçlıyoruz. İki temel argümanımızı şu şekilde özetleyebiliriz. Birincisi, federalistler bir yandan sözleşme teorisinin soyut ve rasyonalist anlayışını takip etmişler, pragmatik ve prosedürel bir bakış açısıyla bu geleneğe özgün bir katkıda bulunmuşlar, bir yandan da başta hafızasızlaştırma sorunu olmak üzere bir dizi problemi aynı düşünce ekolünden devralmışlardır. Arendt ise hipotetik ve tarih ötesi varsayımların sözleşme kavramının ontolojik kökenini olduğu kadar tarihsel boyutlarını da anlamamızın önünde bir engel teşkil ettiğini bize hatırlatmış, sözleşme teorisinin soyut ve rasyonalist yaklaşımına sözleşmelerin tarihsel boyutlarını ve devraldıkları siyasal mirasları vurgulayan bir ‘sözleşmecilik’le cevap vermiştir. Buna ilaveten sözleşme teorisinden Amerikan federalistlerine intikal eden iktidar ve anayasa kavramlarını sorgulamıştır. İkincisi, Arendt ve Amerikan federalistlerinin perspektifleri cumhuriyetçi siyaset felsefesinde iki önemli kırılma anını temsil etmektedir. Amerikan federalistleri temsili demokrasinin ilk sistematik savunusunu kağıda dökerken cumhuriyet ilkesini yurttaş katılımından tamamen koparmışlardır. Arendt ise cumhuriyet ilkesini yeniden etkin yurttaşlık pratiği bağlamına yerleştirmiş, tıpkı Rousseau gibi temsili demokrasinin radikal bir eleştirisini ortaya koymuştur. Asıl özgün katkısıysa cumhuriyet ilkesini bütünüyle kamusal katılımla özdeşleştirmiş ve etkin yurttaşlık pratiğinin (bir başka deyişle siyasal özgürlüğün) yerel düzeyden başlayan bir kurumsal örgütlenmeyi, “konsey sistemi” olarak adlandırdığı bir radikal demokratik ve konfederal katılım ağını gerektirdiğini öne sürmüş olmasıdır.Article Anadilden Sonra Öğrenilen Dilde Dilbilgisel İşlemleme: Geç İkidilliliğin Beyindilbilimi Açısından Değerlendirilmesi(2011) Mergen, FilizAnadil edinimi erken çocukluk döneminde kolayca gelişen doğal bir süreçtir.Ancak bireylerin anadilinden sonra, özellikle de formal ortamda öğrendiği dilde önemlizorluklar yaşadığı bilinmektedir. Dil öğrenen bireylerin bazı dilbilgisi yapılarını kolaylıklaöğrenebildiği ve doğru olarak kullanabildikleri gözlenirken, bazı yapıların öğrenilmesiuzun zaman almakta ve genellikle de anadili konuşucularının düzeyine erişememektedir.Bunlar arasında öne çıkan dilbilgisi yapılarının öğrenilmesi, iletişim ortamındaalgılanması ve kullanılmasıdır. Bu çalışmada bireylerin anadilden sonra öğrendikleri dilindilbilgisel yapılarını işlemlemede yaşadığı zorlukların nedenleri beyindilbilimsel birçerçevede ele alınacak ve dilbilgisel yapıları algılama becerilerini inceleyen çalışmalarındeğerlendirilmesi yapılacaktır.Article Analysing Misunderstanding in Consecutive Interpreting in Sensitive Settings and Interpreter Training(2015) Karakoç, Nihal YetkinLiteratürde yanlış anlama konusu geniş yer bulmuş olsa da ardıl çeviri bağlamında pek irdelenmemiştir. Yazarın ardıl çeviride uygulayıcı ve eğitmen olarak edindiği tecrübeler temelinde gelişen bu çalışma öncelikle diliçi yanlış anlama tetikleyicilerini, bilişsel olan ve olmayan yüklerin arttığı bilinen, hassas bir ortam olan siyasi ve savunmaya yönelik görüşmeler özelinde diller arası bağlamda yeniden incelemektir. Araştırmanın belli başlı iki amacı bulunmaktadır: mevcut analizi ardıl çeviri bağlamında genişletmek ve bağlam içinde öğrenmenin bir parçası olarak ardıl çeviri derslerinde tartışmak üzere gerçek vakalar üzerinde bu bilgiyi kullanmaktır. Öncelikle yanlış anlama tetikleyicileri sunulmakta, ardından mümkün olduğu ölçüde vaka verilmekte ve bunlar ders ortamı ve gerçek hayata ait ilgili tepkilerle bütünlenmektedir. Böylelikle, bu betimleyici çalışma ardıl çeviri derslerine yönelik olarak hassas ortamlarda yanlış anlama konusundaki farkındalığın arttırılması ve daha iyi yönetilebilmesi için deneyimlenmiş, yapılandırmacı bir yaklaşım önermektedir.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Analysis of Nucleotide Changes in Rt-Pcr Primer/Probe Binding Regions in Sars-Cov Isolates Reported From Turkey(Ankara Microbiology Soc, 2021) Demir, Ayse Banu; Bulgurcu, Alihan; Appak, Ozgur; Sayiner, Ayca ArzuThe SARS-CoV-2 virus, which caused the COVID-19 epidemic, caused more than 55 million cases and nearly 1.5 million deaths worldwide. For the microbiological diagnosis of the disease, the most valid method is detecting the presence of the viral genome by real-time reverse transcription polymerase chain reaction (rRT-PCR). However, due to the nature of the RNA viruses, frequent mutations may affect the sensitivity of the analyses made on the genetic material of the virus, such as PCR. In this study, we aimed to investigate the mutations in the primer-probe binding regions of the rRT-PCR panels used in COVID-19 diagnosis. SARS-CoV-2 whole genome sequence data (n= 194) isolated from COVID-19 cases in Turkey and uploaded on GISAID database from the centers in Istanbul (n= 78), Ankara (n= 58), Kars (n= 47), Bursa (n= 2), Adiyaman (n= 2), Erciyes (n= 1) and Kocaeli (n= 1) between March 17-September 14, 2020 were analyzed. In order to determine the nucleotide changes, SARS-CoV-2 sequences from Turkey were compared to the reference genome sequence (NC_045512.1) present in GenBank website. The constructed data set was aligned using the MAFFT program and was checked manually if the sequences were in the same frame by using the AliView program. Primer-probe binding sites of the thirteen SARS-CoV-2 rRT-PCR panels from seven different institutes (US CDC, China CDC, Charite CDC, Pasteur, HKU, Thailand, NIID) that are being used in COVID-19 diagnosis were evaluated in terms of nucleotide changes within the corresponding regions compared to the reference genome. Sequence diversities in the viral genomes were determined via positional nucleotide numerical calculator and entropy calculator modules and nucleotide and entropy changes in primer-probe binding regions for each rRT-PCR panel were examined. Among thirteen different primer-probe panels, nucleotide changes in the target regions of the seven primer-probe panels were determined. When viral sequences with nucleotide changes in the primer-probe binding regions were examined, the most common changes were observed in the China CDC N-forward primer and US CDC N3-forward primer binding regions. It is important that the kits to be used as diagnostic tests are designed specific to the regions with less nucleotide changes. Nucleotide changes may not be critical for DNA amplification for most PCR panels, but should be carefully monitored as they may affect the sensitivity of the assay. If the risk of alteration of the designed region is high, the primer - probe binding sites should be checked frequently and updated when necessary.Other Analyzing the Dual Long Memory in Stock Market Returns(2011) Küçüközmen, C Coşkun; Ural, MertBu çalışmanın amacı, zayıf formda etkin piyasa hipotezi bağlamında birleşik ARFIMA-FIGARCH modeli ve yapısal kırılma testi kullanarak beş farklı borsa endeks getiri serisi için ikili uzun hafıza özelliklerini incelemektir. Modeller S&P500, FTSE100, DAX, CAC40 ve ISE100 borsa endekslerinin günlük kapanış fiyatları kullanılarak test edilmiştir. Volatilite sürekliliği üzerinde yapısal kırılmaların etkilerini belirlemek üzere ICSS (Iterative Cumulative Sums of Squares) algoritması ile varyanstaki kırılmalar tespit edilmiş ve modellere kukla değişkenler olarak eklenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, tüm borsalar için ikili uzun hafızanın bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca volatilitenin öngörülebilir yapı göstermesi nedeniyle tüm borsaların zayıf formda etkinsiz oldukları sonucuna varılmıştır. Bunun yanı sıra, varyanstaki yapısal kırılmaların modellere eklenmesiyle volatilite dinamiklerinin daha doğru hesaplandığı ve volatilite sürekliliğinin fiilen azaldığı saptanmıştırArticle Analyzing the Translations of Some Turkish Postpositions of Abstract Relations Into English(2015) Karakoç, Nihal YetkinLiteratürde çok sayıda uzamsal ve zamanla ilgili ilgeçlere ilişkin hata analizinin konu alındığı çalışmalar bulunmaktadır ancak bu durum, soyut ilişkiler gösteren ilgeçler söz konusu olduğunda geçerli değildir. Bu, İngilizce'yi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler üzerinde yapılan İngilizce ilgeç kullanımının Türkçe'de soyut ilişkiler gösteren ilgeçlerin çevirisi kullanılarak incelendiği ilk çalışmadır. Çalışma Türkçe'de soyut ilişkiler gösteren bazı işlek ilgeçlerden, açı(sı)yla, açı(sın)dan, ilişkin ve yönelik'in İngilizce'ye çevirilerini ilgeç öbeği düzeyinde incelemektedir. Seçilen Türkçe ilgeçlerin İngilizce'ye çevirilerinin biçimsel farklı kullanımları, çokanlamlılıkları ve soyut oluşları bakımından çeviride güçlük yaratabileceği düşünülmüştür. Araştırma soruları şunlardır: 1) İlgeç/ilgeç öbeği temelinde doğru kullanım, yanlış kullanım ve cümleden çıkarma dağılımı nedir? 2) İlgeçlerin farklı kullanımlarının çevirisi arasında bir ilişki var mıdır? Buna bağlı olarak isim/sıfatı takip eden ilgeçlerin çevirisi cümlecikten sonra gelen ilgeçlerin çevirisinden daha mı kolaydır? 3) Hataların kaynakları ve yapısı nedir? 34 Üniversite ikinci sınıf öğrencisinin sağladığı veriler analiz edilen ilgeçlerin işaretlenip cümlelerin numaraları olarak verildiği ekteki metin aracılığıyla incelenmiştir. Metin incelenecek ilgeçleri dâhil etmek üzere amaçlı olarak tekrar yazılmıştır. Söz konusu metnin sınavda verilmesinin nedeni öğrencilerin ilgeç öbeklerinin çevirisine dair kararları bireysel olarak aldıklarından emin olmak ve aynı zaman diliminde yaptıkları seçimleri görmektir. Öğrencilerin yaptıkları hatalar araştırmacı dâhil üç ayrı dil uzmanı tarafından analiz edilmiştir. Ayrıca ikinci soru için Pearson Ki-kare testi uygulanmıştır. Analizler ilgeçten ziyade ilgeç öbeği düzeyinde yapılmıştır. Birinci araştırma sorusu ile ilgili olarak ilgili dağılım belirlenmiş, öğrencilerin zorlandığı noktada ilgeç öbeğini tamamını cümleden çıkarma eğilimi gösterdikleri gözlemlenmiştir. İkinci araştırma sorusu ile ilgili olarak Pearson Ki-kare testi neticesinde ilgeç öbeğinin yapısı ile doğru yanlış ve cümleden çıkarma durumlarına dair örüntüler arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmış ve anlamın yapıdan daha önem taşıdığı görülmüştür. Yanlış kullanımlar genelde anadil etkisinde görülmekte ve dilbilgisi dışı cümleler kurulmasına sebep olmakta, cümleden çıkarmalar ise genelde ilgeç öbeği düzeyinde ortaya çıkmıştır. Bütün bu doğru yanlış, cümleden çıkarma durumlarına ilişkin olarak ayrıntılı tablolar makale içinde verilmektedir. Üçüncü araştırma sorusu ile ilgili olarak hataların kaynakları ve yapısı üzerinde tartışılmıştır. Bu çalışmanın çeviribilim çalışmaları, eğitim ve dilbilimine katkıda bulunabileceği düşünülmüktedir. Gelecekte farklı Türkçe ilgeçlerin İngilizce'ye ya da diğer dillere öbek düzeyinde çevirisinin analizi yoluyla daha kapsamlı çeviribilimsel, eğitsel ve dilbilimsel veriler elde edilebilir.Article ANAYASACILARIN KARŞILAŞTIRMA SORUNU: KARŞILAŞTIRMALI ANAYASA HUKUKU NEDİR, NE DEĞİLDİR?(2020) Yolcu, SerkanTürkiye’de kamu hukuku ve özel olarak anayasa hukuku alanında karşılaştırmalı araştırmalara duyulan ilgi oldukça sınırlıkalmış, karşılaştırmalı anayasa hukuku müstakil bir inceleme alanıolarak görülmemiştir. Oysa karşılaştırmalı anayasa hukuku dünyaçapında hızla akademik kimliğini pekiştirmekte, bu disiplindeki aka-demik birikim her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma Türk hukukun-daki ilgi eksikliğine dikkat çekmeyi ve karşılaştırmalı anayasa huku-kunun tarihsel gelişim çizgisini takip ederek onu kavramsallaştırmayıamaçlamaktadır. Dolayısıyla makalenin temel motivasyonu, tarihselsüreç ekseninde karşılaştırmalı anayasa hukukunun çağdaş kimliğinibelirlemektir. Bunun için karşılaştırmalı anayasa hukukunun kurucudinamikleri ve ayırt edici özellikleri açıklanmaktadır. Çalışmanın so-nunda Türk anayasa hukuku doktrininin artık karşılaştırmalı anayasahukukunu müstakil bir hukuk bilimi dalı olarak kabul etmesi gerektiğivurgulanmaktadır.Article Anksiyete Düzeyleri Açısından Boşanmış ve Evli Anneler ile Çocuklarının İncelenmesi(2011) Gregory, Nilgün ÖngiderAmaç: Bu araştırmada, boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacı ile, boşanmış ve evli ailelerden gelen anneler ve onların çocuklarının anksiyete düzeyleri karşılaştırılmıştır.Yöntemler: Araştırmanın örneklemi, İzmir ilindeki bir ilköğretim okuluna devam eden anne-babası boşanmış ve evli olan 3-6. sınıf öğrencileri ve onların annelerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan çocuklara, Çocuklar İçin Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği ile Bireysel Bilgi Formu; annelere ise, STAI ve Bireysel Bilgi Formu uygulanmıştır.Bulgular: Anne-babası boşanmış olan çocukların durumluk ve sürekli anksiyete düzeylerinin, anne-babası evli olan çocuklara göre daha yüksek olduğu (t=4.13 p<0.05, t=5.08 p<0.05) bulunmuştur. Benzer şekilde, boşanmış annelerin durumluk ve sürekli anksiyete düzeylerinin, evli annelere göre daha yüksek olduğu da (t=5.76 p<0.05, t=6.31 p<0.01) bulunmuştur. Sonuç: Anne-babası boşanmış olan çocukların ve bu çocukların annelerinin anksiyete düzeylerinin anne-babası evli olan çocuklara ve bunların annelerine göre yüksek bulunması, boşanmanın hem çocuklar hem de anneleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu düşündürmektedir.Article An Anthropomorphistic Approach To Measuring Civil Society Organization's Reputation: a Semantic Network Analysis(Marmara Univ, Fac Communication, 2018) Turkel, SelinThe aim of the study is to reveal common meaning of reputation and disreputableness for civil society organizations (CSOs) by utilizing anthropomorphism. Accordingly, 212 individuals living in Izmir were asked to personify the CSOs they deemed reputable and disreputable, and provide adjectives that best described CSOs. In this study which was designed as descriptive research, semantic network analysis was employed and reputable and disreputable networks were visualized using a social network analysis software named Pajek. The relational analysis was performed using the measures of m-core, clique, articulation point, in-out degree, in-out closeness and betweenness. The first study to uncover the shared meaning of the CSO's reputation adopting the anthropomorphism approach reveals both positive and negative personality traits such as being helpful, honest, reliable and self-seeking, trickster, liar, and untrustworthy. The results of the research can contribute to the development of an appropriate measure of CSO's reputation for Turkish society.Article Antik Yunan'da Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Temsili(2013) Atılgan, Duygu KocabaşBu çalışma, günümüzde pek çok alanda kendini hissettiren kadın-erkek cinsiyetlerinin toplumda oluşturduğu algı sorunsalı- nın temellerine ışık tutmak amacıyla yazılmıştır. Bahsi geçen sorunsalın temelleri, kadınların toplumsal yaşamda yok sayıldı- ğı, baskı altında tutulduğu ve ataerkil bir toplum oluşumunu destekleyen fikirlerin ortaya atıldığı Antik Dönem Yunanistandaaranmıştır. Dönem boyunca üretilen edebi, felsefi ve sanatsal çalışmaların, cinsiyetler arasındaki farkın vurgulanması ve top- luma kabul ettirilmesi açısından önemli bir araç niteliğine sahip olduğu düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle dönemintoplumsal yapısı, üretilen sanatsal, edebi ve felsefi eserler incelenmiş ve toplumdaki kadın-erkek olgularının nasıl algılandığı,şekillendirildiği ve yansıtıldığı, nedenleriyle birlikte analiz edilmeye çalışılmıştır.

