Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tez Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/11
Browse
Browsing Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tez Koleksiyonu by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 149
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 2002 Atina Sözleşmesi Kapsamında Deniz Yolu ile Yolcu Taşıma Sözleşmelerinde Zorunlu Sorumluluk Sigortası(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Çiçek, Erdem; Kubilay, Huriye6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1247 vd. maddelerinde ele alınan Deniz Yolu ile Yolcu Taşıma Sözleşmeleri, Kanun'un Deniz Ticareti Sözleşmeleri kapsamında yer almaktadır. İlgili hükümlerin dayanağını 01/11/2002 tarihinde kabul edilmiş olan "Yolcuların ve Bagajların Deniz Yolu İle Taşınmasına İlişkin Atina Sözleşmesine Ait 2002 Protokolü" "(2002 Protokolü)" oluşturmakta olup, Protokol, 13/12/1974 tarihli "Yolcuların ve Bagajların Deniz Yolu İle Taşınması İlişkin Atina Sözleşmesi" " (1974 Atina Sözleşmesi)" hükümlerinde önemli değişiklikleri düzenlemektedir. Türkiye 19 Eylül 2019 Perşembe günü 30893 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 1580 sayılı karar ile 2002 Protokolü'nün 17. maddesi kapsamında Sözleşmeye taraf olma iradesini göstermiştir. Ancak 2020 Eylül ayı itibariyle hala tevdi belgesi düzenlenmemiş olup Sözleşme Milletlerarası Hukukta Türkiye Hakkında henüz yürürlükte değildir. Sözleşme'nin Türkiye hakkında yürürlük kazanması, katılma belgesinin tevdi makamına sunulmasından üç ay sonra gerçekleşecektir. 2019 yılının son aylarında kendini gösteren ve küresel bir krize dönüşen CoViD-19 Pandemisi uluslararası ilişkileri her ne kadar yavaşlatmış olsa da, kısa süre içerisinde Sözleşme'nin Türkiye hakkında yürürlük kazanacağı aşikardır. Çalışmamızda öncelikle deniz yolu ile yolcu taşıma sözleşmelerini Atina Sözleşmesi ve Türk Hukuku kapsamında ele alacak sonrasında bu sözleşmeler açısından Atina Sözleşmesi kapsamında "Deniz Yolu ile Yolcu Taşıma Sözleşmelerinde Zorunlu Sorumluluk Sigortası" üzerinde duracağız. Çalışmamızın içinde CoViD-19 Pandemisine Sözleşme ışığında kısaca değinmeye çalışacağız.Master Thesis 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamı Dışında Kalan İşçiler Bakımından Fazla Çalışma(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Karatekin, Ersan; Limoncuoğlu, Siyami AlpBu çalışma; 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kalan iş ilişkilerinde işçi tarafı olan kişilerin gerçekleştirdiği fazla çalışmayı ele almaktadır. İlk olarak iş hukukunun temel kavramları ile sujelerinin tanımları ele alınmış ve ardından iş sözleşmesi kavramı incelenmiştir. Temel kavramları inceledikten sonra 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinde sayılan, İş Kanunu'nun uygulanmayacağı haller ayrı ayrı izah edilmiştir. Bu haller; deniz taşıma işlerinde yapılan sözleşmeler, gazeteciler ile yapılan sözleşmeler, tarım işlerinde yapılan sözleşmeler, hava taşıma işlerinde yapılan sözleşmeler, evlerde el sanatlarının yapıldığı işlerdeki sözleşmeler, ev hizmetlerinde yapılan sözleşmeler, rehabilite edilenlerle yapılan sözleşmeler ve profesyonel sporcularla yapılan sözleşmelerdir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun kapsamı dışında kalan iş ilişkilerini genel olarak üçlü bir tasnife tâbi tutmak mümkündür. Bu tasnif çerçevesinde ilk olarak deniz iş kolunda çalışan gemi adamlarının, ardından gazetecilerin ve son olarak da Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulama alanı bulduğu iş ilişkilerinin; tâbi oldukları mevzuat, iş sözleşmeleri ve çalışma biçimleri incelenmiştir. Çalışmanın ana konusuna gelindiğinde fazla mesai kavramının tanımı yapıldıktan sonra, önce 4857 sayılı İş Kanunu'na göre fazla mesai konusu çok da ayrıntıya girilmeden ele alınmış, ardından; deniz ve basın iş kollarındaki iş ilişkilerinde fazla mesai konuları ayrıntısıyla incelenmiştir. Nihayet Türk Borçlar Kanunu'nun uygulama alanı bulduğu; ev hizmetlerinde yapılan sözleşmelerde, esnaf ve sanatkâr işyerlerinde, evlerde el sanatlarının yapıldığı işlerde, tarımsal yapı ve tarım işlerinde fazla mesai konuları ayrı ayrı incelenmiş ve çırakların fazla mesai yapma ihtimalleri konusunun da ayrıca üzerinde durulmuştur.Master Thesis 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na Göre Anonim Şirket Genel Kurul Toplantısına Pay Sahiplerini Davet Usulü ve İhlalin Sonuçları(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Sarı, Burcu; Uzunallı, Sevi̇layAnonim şirketler sermaye şirketleri arasında en çok tercih edilen ve mevzuatımızda da en geniş düzenlemelere yer verilen ortaklık türüdür. Genel kurul ise anonim şirketlerin zorunlu organlarından biri olup ortakların şirket işleyişi ve mali durumu başta olmak üzere şirket hakkında bilgi alabildikleri, müzakerelerde bulunabildikleri ve karar aldıkları organdır. Ortakların fikirlerini beyan edebilmeleri ve şirket işleyişinde söz sahibi olabilmeleri açısından genel kurula katılmaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle ortakların genel kurula usule uygun davet edilerek bilgi alma ve toplantılara katılma hakları başta olmak üzere ortaklıktan doğan haklarını kullanabilmelerine imkân tanınması gerekmektedir. Bu çalışmada ilk olarak genel kurulun tanımı, yetkileri ve türleri incelenecek olup akabinde genel kurulu toplantıya davet yetkisine sahip olanlar, davet usulü ve usule aykırılığın sonuçlarından bahsedilecektir.Master Thesis 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Çerçevesinde İşverenin Yükümlülükleri(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Karakaya, Doğuhan; Şişli, Zeynepİnsanoğlunun faydalandığı teknolojinin zamanla gelişmesi, iş hayatında meydana getirdiği çeşitli tehlike ve riskler, iş sağlığı ve güvenliği alanında tedbirlerin alınmasını gerekli kılmaktadır. Bundan ötürü işverenin iş mevzuatından kaynaklı olan gözetme borcuna bağlı olarak iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlükleri düzgün ve doğru bir biçimde tespit edilmeli, iş bu yükümlülüklere aykırı davranması halinde karşı karşıya kalacağı çeşitli yaptırımlar da kanunda yine düzgün ve doğru bir biçimde kaleme alınmalıdır.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve buna bağlı olarak oluşturulan yönetmelikler iş sağlığı ve güvenliği sahasında yepyeni bir sürecin başlangıcına vesile olmuştur. Bu sayede hep ihtiyaç duyulan, daha geniş kapsamı olan ve modern bir iş sağlığı ve güvenliği kanunu gerekliliği karşılanmıştır. Çalışma ortamlarında iş sağlığı ve güvenliği şartlarının daima yerinde olmasını ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının daha da gelişmesini hedef alan iş bu mevzuat, işveren ve çalışanların haklarını, yükümlülüklerini, sorumluluk ve görevlerini düzenlemektedir. Çalışmanın birinci bölümü giriş olmak üzere ikinci bölümünde iş sağlığı ve güvenliği hukukunun temel kavramları, hukuksal kaynakları ve tarihsel gelişimine değinilmiş; üçüncü bölümde ise tez konusu olan 6331 sayılı Kanunda işveren yükümlülükleri detaylı bir şekilde irdelenmiş olup dördüncü bölümde ise işverenin söz konusu kanunda kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi neticesinde karşı karşıya kalacağı hukuki, cezai ve idari yaptırımlar ele alınmıştır.Master Thesis 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşverenin Yönetim Hakkının Sınırları(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Öztunay, Begüm; Şişli, ZeynepBireyin kimlik bilgileri, etnik kökeni, sosyal statüsü ve sosyal kimliği, gelir durumu, akli durumu, sağlık bilgileri gibi, bireyin diğerlerinden ayırt edilmesine yardımcı olacak spesifik veya belirlenebilir bilgilerin tümü kişisel veri olarak nitelendirilebilir. Bu bilgilerin korunması için ulusal ve uluslararası çevrelerce çeşitli kurallar ve standartlar uzun yıllardan beri oluşturulmaktadır. Türkiye'de kişisel verilerin korunması amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmış olsa da, bir çatı altında toplanması ancak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 24 Mart 2016 tarihinde yasalaşması ile olmuştur. İşveren ve işçi ilişkisinde yönetim hakkı, kanun ve mevzuatlar ile sözleşmelerde tanımlanamayan ve tanımlanması mümkün olmayan işin yürütülmesinde elzem bir araçtır. İş ilişkisinde ancak bu araç sayesinde iş yerindeki işlerin yürütülmesi mümkün olmaktadır. Bununla beraber yönetim hakkının uygulanması esnasında işçinin kişilik haklarına müdahele etmesi ihtimalinden dolayı, sınırları çizilirken oldukça dikkatli olunmalıdır. Çalışmamızda hem KVKK hem de yönetim hakkı detaylıca araştırılıp işverenin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği tanımlanmaya çalışılmıştır.Master Thesis 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında İşçinin Kişisel Verilerinin Korunması(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Güler, Yıldız; Şişli, ZeynepBu çalışma, bizi biz yapan tüm bilgilerin korunmasına özgülenmiştir. Gelişen teknoloji, interaktif ağların çoğalması, sosyal medyanın hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturması ile işlem yaparken tarafımıza ait tüm veriler işlem yaptığımız kamu kurum ve kuruluşları ile özel kurumlar yahut gerçek kişiler tarafından kaydedilmektedir. Bu da bizi biz yapan bilgilerin açıkça tehdit altında kalmasına sebebiyet vermektedir. Açık tehdit altında kalan bir grup ise işçilerdir. Özellikle iş sözleşmesinden kaynaklanan işverene bağlılıkları nedeniyle işçilerin toplanan, kaydedilen ve kullanılan bilgileri kolay erişilebilirdir. Bu nedenle bu bilgilerin hukuka uygun olarak elde edilmesi ve korunması gerekmektedir. Kural olarak, işçinin açık rızasının alınmadığı hallerde kişisel verisinin işlenmesi mümkün değildir. Ancak bazı durumlarda açık rıza şartı aranmadan yasal bir dayanak doğrultusunda veya meşru bir hakkın temini için kişisel veri işleme faaliyeti yapılması mümkündür. Bu noktada işçinin kişisel verilerinin korunması esas alınarak hareket edilmeli ve dürüstlük kuralına aykırı, ölçüsüz kişisel veri işleme faaliyeti yapılmamalıdır; aksi halde işverenler çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalacaktır. Tezimizde kişisel veri tanımı ve unsuları ile işçinin kişisel veri tanımı açıklanarak işçiye ait kişisel verilerin korunması hukukunun gelişimi, ulusal ve uluslararası mevzuatlardaki yeri anlatılacaktır. İşverenler tarafından kaydedilen kişisel verilerin toplanma ve işlenme şekli, nelere haiz olması gerektiği, işverenlerin verileri korurken nelere dikkat etmesi gerektiği gibi sorulara 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında cevaplar aranacaktır. 6698 Sayılı KVKK hükümlerinin ulaşamadığı noktalarda ise Anayasa, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu ile İş Kanunu ve uluslararası mevzuatlar incelenecektir. Günden güne farklılaşan ihtiyaçlar doğrultusunda işçinin kişisel verilerinin korunmasına ışık tutularak 6698 Sayılı KVKK hükümleri hakkında değerlendirmeler yapılacaktır.Master Thesis Ab 2016/679 Sayılı Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü Doğrultusunda Kişisel Verilerin Korunması(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Yörük, Onur Doğan; Özsoy, ÖzgeKişisel verilerin arz ettiği önem, teknolojik gelişmelere de paralel olarak, gün geçtikçe artmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinin kolaylaşması ve bunlara duyulan ihtiyacın artması, bireylerin bu işleme faaliyetleri karşısında korunmasını ve kişisel verilerinin akıbeti üzerinde söz sahibi olma haklarının güvence altına alınmasını gerektirmiştir. Bu çerçevede, 1970'li yıllardan itibaren Avrupa, ulusal ve uluslararası düzeyde kişisel verilerin korunması hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olarak gelişimine sahne olmuş, 1995 yılında yürürlüğe giren 95/46/AT sayılı Direktif ile, AB düzeyinde bir kişisel verilerin korunması çerçeve hukuku oluşturulmuştur. Direktif zamanla, özellikle internetin yaygınlaşması sonucunda, işleme yöntemlerinin değişmesi ve kişisel verilere duyulan ihtiyacın artması karşısında yetersiz kalmaya başlamış, bunun üzerine AB kişisel verilerin korunması hukukunda, uzun bir sürecin ardından (AB) 2016/679 sayılı AB Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün temelini oluşturduğu bir reform gerçekleştirilmiştir. Tüzük, tarihsel gelişim süreci içerisinde kişisel verilerin korunması hukukunun bir parçası haline gelmiş ilkelere yer vermekle birlikte, unutulma hakkı başta olmak üzere halen hukuk çevrelerinde yoğun tartışmalara konu olan ve gelecekte de olması beklenen önemli yenilikler de getirmektedir. Türkiye'nin oluşturmaya yeni başladığı kişisel verilerin korunması kültürü bakımından da Tüzük'ün yarattığı etkinin iyi değerlendirilmesi yararlı olacaktır. Çalışmanın konusunu, Tüzük'te düzenlendiği haliyle AB kişisel verilerin korunması hukuku oluşturmaktadır. Bu kapsamda öncelikle, anılan hukuk dalının konusu ve temel kavramı olan kişisel veri ve ilişkili kavramlar tanımlanmış, ardından kişisel verilerin korunması hukukunun ulusal ve uluslararası düzeyde gelişimi ve kaynakları incelenmiş, son olarak, AB veri koruma reformu ve Tüzük ile oluşturulan kişisel verilerin korunması çerçeve hukuku, ABAD içtihatları ışığında ele alınmaya çalışılmıştır.Master Thesis Adi Kira Sözleşmesinde Kiracının Kira Bedelini Ödemede Temerrüdü ve Hukuki Sonuçları(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Sağlam, Dila İrem; Özcan, CemKira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kira sözleşmesinde kiracının, en önemli borçlarından biri olan kira bedelini ödeme borcunu yerine getirmemesi, kanun koyucu tarafından bir takım sonuçlara bağlanmıştır. Bu çalışmada, kiracının kira bedelini ve yan giderleri ifa etmemesi sonucu temerrüde düşmesi ve buna bağlı hukuki sonuçlar değerlendirilmiştir. İlk olarak, kira sözleşmesine genel olarak değinilmiş, sonrasında kiracının temerrüdü, kira bedelinin ödenmemesine ilişkin özel durumlar, temerrüt faizi ve aşkın zarardan sorumluluk, sözleşmenin feshi ve tahliye konuları anlatılmıştır. Temerrüde bağlı olarak, kiralananın geri verilmesi hususu ve kiraya verenin hapis hakkı incelenmiştir.Master Thesis Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesinin Yapısı ve İşleyişi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Atici, Aysun; Sur, Ayşe MeldaBu çalışmada öncelikle Amerikalılar Arası insan hakları sisteminin temel belgeleri olan Amerikan İnsan Hakları ve Ödevleri Bildirisi ile Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi ve organları olan Amerikalılar Arası İnsan Hakları Komisyonu ile Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesinin yapısı incelenmiştir. Ardından, Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesinin yetkileri olan çekişmeli yargı yetkisi, geçici önlem alma yetkisi ile danışma görüşü verme yetkisi ve bu yetkilerin zaman, yer, kişi ve konu bakımından kapsamı irdelenmiştir. Daha sonra, Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesinin yargılama usulü açıklanmıştır. Son olarak, Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesi ile karşılaştırması yapılmıştır.Master Thesis Anaokulu Öğretmenlerinin Mesleklerine Yönelik İş Sağlığı ve Güvenliği Algılarının Değerlendirilmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Birken, İzzet; Şemin, Makbule İlgiOkullarda hem öğretmenler hem de öğrenciler için risklerin tanımlanması, belirlenmesi ve önlenmesi iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının önemli bir kısmını kapsamaktadır. Bu çalışmada, anaokulu öğretmenlerinin maruz kaldığı demografik, sosyal, fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikolojik riskleri saptamak ve bu riskler konusunda öğretmenlerin algılarını araştırmak üzere iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görüşü alınarak bir anket formu oluşturulmuştur. Anket formu, İzmir ili merkezinde görev yapan anaokulu öğretmenlerine elektronik ortamda gönderilmiştir. Toplanan veriler SPSS 21 programı ile istatistiksel olarak değerlendirilerek yorumlanmıştır. Anketi İzmir ilinin 10 ilçesinden, toplam 63 anaokulu öğretmeni gönüllü olarak doldurmuştur. Katılımcıların % 63,5'inin 30 yaş üzerinde olduğu, %33,3'ünün ön lisans, %47,6'sının lisans mezunu olduğu, %55,7'sinin 1-10 yıl arasında görevde bulunduğu, % 63,5'inin günde 8 saatten fazla çalıştığı, %57,1'inin 1600-2000 TL arasında ücret aldığı, %52,4'ünün sigara kullanmadığı ve %54,1'inin ise hiç egzersiz yapmadığı saptanmıştır. Öğretmenlerin %60,3'ü İSG eğitimi aldığını, %65,1'i risk değerlendirmesinde görüşünün alınmadığını bildirmiş, %72,1'i önlemleri yetersiz bulduğunu belirtmiş, %72,1'i iş kazası yaşamamıştır. Katılımcıların en çok yakındığı sağlık sorunları bel ağrısı, ses kısıklığı, baş ağrısı ve gerginliktir. Yakınmalarının meslekleri ile ilişkili olduğunu düşünmektedirler. Ses kısıklığı yakınmasının yaş, meslekte geçirilen süre ve sınıftaki öğrenci sayısı ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Psikolojik yakınmaları olanlarda sindirim sistemi ve solunum sistemi yakınmalarının da daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bel ağrısı yakınmasının İSG eğitimi almış olanlarda daha az olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Öğretmenler genel olarak okul hijyeninden, öğrenci, veli, meslektaş ve yöneticilerin tutumundan memnundurlar. Sonuç olarak; anaokulu öğretmenlerinin meslekleri ile ilişkili gördüğü, yaş ve süre ile ilişkili bulunan rahatsızlıkların meslek hastalığı açısından dikkate alınarak önlem alınması uygun olacaktır.Master Thesis Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyesinin Şirketi Temsilen Aval Taahhüdü(2025) Akyüz, İlayda; Uzunallı, SevilayBu tez, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin kambiyo senetleri, bono ve çekler gibi ticari evraklar üzerinde aval verme yetkisini incelemektedir. Aval, ticari hayatta borçların ödenmesini teminat altına almak amacıyla kullanılan önemli bir araç olup hem şirketlerin hem de ticari ilişkilerde yer alan üçüncü kişilerin korunması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Çalışma, yönetim kurulu üyelerinin anonim şirketlerde aval verme yetkisinin hukuki kapsamını, Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde değerlendirerek, bu yetkinin sınırlarını ve sorumluluklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, avalin tek taraflı bir hukuki işlem olarak niteliği, kefalet ve garanti gibi benzer hukuki yapılarla karşılaştırılması ve yönetim kurulu üyelerinin aval verme yetkisinin temsil yetkisi içindeki sınırları ele alınmaktadır. Ayrıca, konuyla ilgili yargı kararları ve öğretideki yaklaşımlar analiz edilerek Türkiye'deki hukuki durum kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir. Sonuçlar, yönetim kurulu üyelerinin anonim şirketleri dış ilişkilerde geniş yetkilerle temsil etme yetkisi olmasına karşın, aval verme yetkilerinin belirli hukuki sınırlamalara tabi olduğunu göstermektedir. Çalışma, bu yetkinin kötüye kullanımını önlemek ve şirketlerin mali risklerini minimize etmek için daha net yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin sınırlarının belirlenmesinde şirketlerin iç düzenlemeleri ve esas sözleşmelerinin önemine dikkat çekilmektedir. Bu tez, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarını daha iyi anlamaya katkı sağlamakta ve aval işlemleriyle ilgili yasal düzenlemelerin iyileştirilmesi yönünde öneriler sunmaktadır.Master Thesis Anonim Şirketlerde Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı Çerçevesinde Eşit İşlem İlkesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Sivri, İlayda; Kubilay, HuriyeBu çalışma ile Ticaret Hukukunun en önemli süjelerinden olan anonim şirketlerde paydaş olanların bilgi alma ve inceleme hakkının kapsamı, sınırı ve niteliği Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay kararları çerçevesinde incelenmektedir. Bu kapsamda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde eşit işlem ilkesi kavramı, eşit işlem kavramına yönelik düzenlemeler, eşit işlem ilkesi kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkı ile eşit işlem ilkesinden sorumlu olan organ ve kişiler ile bu hakkın kullanılamaması durumunda başvurulabilecek hukuki yollar irdelenmiştir.Anonim şirketlerde pay sahibi olanların, nispi eşitlik çerçevesinde payların çoğunu elinde bulunduran kişiler karşısında eşit haklara sahip olması, şirketlerin şeffaf yönetimi ve denetimi bakımından önem arz etmektedir. Bu hususta pay sahiplerinin kullanabileceği yollardan biri de bilgi edinme ve inceleme hakkının kullanılmasıdır. Hakkın kullanılamaması durumunda paydaşlar, hukuki yollara başvurabilecektir. Çalışmamız, kanunun sistematiği gereği özel çalışma ve yasa maddeleri ile Yargıtay kararları ve doktrin görüşlerinin derlenmesi ihtiyacı duyulan bu konuda kaynak oluşturma çabasına hizmet vermek amacıyla oluşturulmuştur.Master Thesis Anonim Şirkette İbra Davası(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Pezük, Arzum; Uzunallı, SevilayBu çalışmanın konusu anonim şirkette ibra davasıdır. Şirketler hukukunda ibra, şirket içi bir işlem olup, menfi borç ikrarı niteliğindedir. İbra kararı sayesinde yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, denetçiler, kurucular ve tasfiye memurları yapmış oldukları faaliyetlerle alakalı sorumluluklarından kurtulabilirler. Bu kişiler haklarında ibra kararı alınmaması, alınmaktan kaçınılması gibi durumlarda ibra talebinde bulunabilirler. Haklarında ibra kararı alınmasından kaçınılan ya da ibrası reddedilen herkes ibra davası açma yoluna gidebilir. İbra davası ve sorumluluk davası birbiriyle ilişkili davalardır. Bazı Yargıtay kararlarına göre, sorumluluk davası açılması için makul bir sürenin geçmesinden sonra ibra davası açılabilmelidir. Bu kararlar doktrinde makul süre kavramının ucunun çok açık olması, makul süre denilerek neyin kastedildiğinin belirsiz olması gibi nedenlerle eleştirilmektedir. Çalışmamızda ibra kavramı, hukuki niteliği, işlevleri, ibra kararının alınması, ibra davasının özellikleri ve ibra davasının sorumluluk davasıyla karşılaştırılması konuları incelenmiştir.Master Thesis Arabuluculuk ve 7036 Sayılı Kanun Kapsamında İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Çengel, İlkyaz; Limoncuoğlu, Siyami AlpÇalışma hayatında güven ortamının sağlanması ve korunması için; işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklara hızlı ve adil çözümler öngören alternatif yöntemlere başvurmak bir zorunluluk halini almıştır. Çünkü ülkemizde iş uyuşmazlıkların büyük bölümü fiziki olanaksızlıklar ve hukuksal olarak aksayan hükümler ile mücadele eden mahkemelere intikal etmekte ve bu durum mahkemelerin iş yükünü arttırarak, iş uyuşmazlıklarının çözümünde amaçlanan hızlı ve adil çözüm hedefinden uzaklaştırmaktadır. Bu bağlamda, çalışmamızda iş uyuşmazlıklarının yargı organlarının önüne gelmeden çözümü noktasında öngörülen zorunlu arabuluculuk yöntemi üzerine değerlendirmede bulunulacaktır. Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tanımlanmıştır. Arabuluculuk, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin esas modeli olup, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının tüm özelliklerini barındırır. Kanun koyucu 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile iş yargısında arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngörerek, mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi, uyuşmazlıkların daha kolay, hızlı, ucuz ve etkili bir biçimde çözülmesini amaçlamıştır. İş yargısında arabuluculuğun dava şartı olarak getirilmesi doktrinde çeşitli eleştirilere tabi tutulmuştur. Gelen eleştirilerin başında arabuluculuğun iş hukuku uyuşmazlıklarının çözümüne uygun olmadığı ve dava şartı olarak düzenlenmesi Anayasa'da öngörülen hak arama özgürlüğüne aykırılık oluşturabileceği gelmektedir. Bu durumda değişen arabuluculuk sistemi ile birlikte dava şartı olarak getirilen arabuluculuğun iş yargısına uygun olup olmadığının incelenmesi, bu değişikliklerin iş yargısını ne şekilde etkileyeceğinin ortaya konması gerekmektedir. Çalışmamızda arabuluculuk yöntemi genel hatlarıyla incelenip, çeşitli ülkelerdeki arabuluculuk esaslarına değinildikten sonra dava şartı olarak arabuluculuk düzenlemesi üzerinde durulacaktır.Master Thesis Arama ve Elkoymada Delil Yasakları(2025) Toprak, Veysel; Özbek, Veli ÖzerBu çalışmada, Türk Ceza Muhakemesi hukukunda arama ve elkoyma koruma tedbirleri bakımından delil yasakları konusu incelenmiştir. Ceza Muhakemesi Hukukunun amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Gerçeğe ulaşılırken, her ne pahasına olursa olsun anlayışıyla, kişi bir soruşturma objesine dönüştürülmemelidir. Ceza muhakemesinin yürüyüşünde delil elde etmede başvurulan arama ve elkoyma tedbirleri kişi hak ve özgürlüklerini doğrudan ilgilendirmektedir. Koruma tedbirlerinin uygulanması esnasında insan onurunu zedeleyen her türlü bedensel ve ruhsal müdahaleleri tüm ulusal ve uluslararası hukuk metinleri suç saymıştır. Ceza Muhakemesi Hukukumuzda 'delil serbestisi' ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği maddi gerçeğin her türlü ispat araçlarıyla ortaya konulabilmesi imkanı öngörülmüş olsa da soruşturma ve kovuşturma makamlarına delillerin toplanması sürecinde sınırsız bir yetki ve keyfiyet tanınmamıştır. Adli makamlar arama ve elkoyma tedbirlerine başvururken Anayasa ve Kanunda öngörülen hukuka uygun yol ve yöntemlerle delil elde etme usullerine mutlak şekilde riayet etmelidir. Bu sınırların korunması ile ancak özgür ve güvenli bir hukuk devleti yaratılabilir. Bu kapsamda çalışmamızda hukuk devleti esaslarına uygun bir ceza muhakemesinde arama ve elkoyma tedbirlerindeki delil yasakları AİHM, Anayasa, CMK ve ilgili diğer kanun ve yönetmelikler dikkate alınarak değerlendirilmiştir.Master Thesis Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Temerrütten Sorumluluğu(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Güntin, Engin; Özcan, CemArsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri karma tipli atipik sözleşmelerdir. Yapısında eser sözleşmesi ve taşınmaz satış sözleşmesi unsurlarını barındırır. Ancak kendine özgü özellik taşıdığından yapısını oluşturan bu sözleşme türleri doğrudan uygulanamamaktadır. Kanunda düzenlenmemiş olan, günlük hayattaki ihtiyaçtan doğmuş ve gün geçtikçe kullanılması yaygınlaşan bu sözleşmenin uygulanmasında ortaya çıkan sözleşmesel eksiklikler, ihlaller ve bunların çözümüne ilişkin hukuksal metotlar çalışmamızda irdelenmiştir. Tezimizde inşaat hukukunda önemli yeri olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin temerrüdü ve bundan kaynaklı sözleşmenin son bulması durumları incelenmiştir. Bunu incelerken sözleşmenin yapısı, birincil unsurları, şekli, tarafları ve taraflarının yükümlülükleri, müteahhidin temerrüde düşme durumu ile temerrüt sonucunda arsa sahibinin kullanabileceği hakları, üçüncü kişilerin sözleşmeden dönülmesi durumunda sahip olduğu haklar doktrin görüşleri ve yargı kararlarıyla birlikte açıklanmıştır.Master Thesis Artroplastik Cerrahi Uygulanmış Yaşlı Bireylerde Geriatrik Yük Olma Duygularının Ameliyat Sonrası Ağrı ile İlişkisi(2025) Çuluk, Ceren; Yavan, Tülay; Aktaş, Ummahan Filiz ÖğceBu çalışma, artroplastik cerrahi geçirmiş yaşlı hastalarda geriatrik yük olma duygusu (GYOD) ile ameliyat sonrası ağrı arasındaki bağı incelemek amacıyla yürütülmüştür. Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi Ortopedi Servisi'nde 1 Nisan 23 Mayıs 2025 tarihleri arasında ≥60 yaşındaki 81 hastadan Sosyodemografik Klinik Form, GYOD Ölçeği ve Kısa Ağrı Envanteri verileri toplanmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Pearson Spearman korelasyonları, tek çoklu regresyon, ANOVA, Mann Whitney U ve Ki kare testleri uygulanmıştır. İlk 24 saatteki ortalama ağrı puanı GYOD ile orta kuvvette pozitif ilişkili bulunmuştur (ρ=0,47; p<0,001). En kötü ağrı düzeyi GYOD ile zayıf orta (ρ=0,36; p=0,001), en hafif ağrı ise benzer biçimde zayıf orta pozitif ilişkili bulunmuştur (ρ=0,37; p=0,001). Şu an hissedilen ağrı GYOD'yi orta düzeyde artırmaktadır (ρ=0,44; p<0,001). Ağrıdan kurtulma yüzdesi GYOD ile ters yönde ve orta kuvvette ilişkili bulunmuştur (ρ=–0,43; p<0,001). Kadınların GYOD puanı erkeklerden anlamlı olarak yüksektir (U=487,5; p=0,001). Bekâr hastalar evli hastalara göre daha yüksek GYOD puanına sahiptir (U=465,5; p=0,063). Düşük eğitimli, kırsal bölgede yaşayan, fiziksel aktivite yapmayan ve fonksiyonel olarak bağımlı bireylerin GYOD puanları anlamlı olarak artmıştır (p<0,01). Çoklu regresyon modeli ağrı şiddeti ile bağımlılık düzeyinin birlikte GYOD varyansının %37'sini açıkladığını göstermiştir (Adj R²=0,37; F=12,8; p<0,001). Yetersiz ağrı kontrolü ile fonksiyonel kısıtlılık GYOD'yi belirgin biçimde yükseltmektedir. Multimodal analjezi ve erken mobilizasyonu içeren hemşire liderliğindeki programlar GYOD'yi azaltmada kritik öneme sahiptir. Bulgular bakım planlarının bütüncül yaklaşımla yapılandırılması gereğini desteklemektedir.Master Thesis Avrupa Birliği ve Türk Rekabet Hukukunda Dijital Pazarlarda İlgili Pazar(2025) Kurnaz, Şükran Şevval; Uzunallı, SevilayTeşebbüslere karşı yürütülen soruşturmalarda, rekabet hukuku düzenlemelerine aykırılığın belirlenebilmesi için atılması gereken ilk adım ilgili pazarın tanımlanmasıdır. İlgili pazar kavramı ilgili ürün pazarı, ilgili coğrafi pazar ve ilgili pazarın zaman boyutu olmak üzere üç farklı boyutu ile ele alınabilmektedir. İlgili pazarın tanımlanması sırasında, soruşturmaya konu ihlal türünün ve bu ihlal türüne yönelik yapılan düzenlemelerin de dikkate alınması tespit açısından önemli bir diğer faktördür. Günümüzde aktif olarak kullanılan dijital pazarlar, çoğu işlemin bir parçası haline gelmiştir. Dinamik, sürekli gelişen ve değişen bir yapıda olan dijital pazarlar, geleneksel pazarlardan farklı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla geleneksel pazarlar dikkate alınarak düzenlenen ilgili pazarın tanımlanmasına ilişkin kılavuzlar ve bildirimler, dijital pazar yapısı ile büyük ölçüde uyumlu değildir. Dijital pazarlarda gerçekleşen rekabet ihlallerine ilişkin iddiaların söz konusu olması durumunda, mevcut düzenlemeler göz önüne alındığında, ilgili pazarın tanımlanması daha zor ve karmaşık bir hal almaktadır. Bu sebeple, Avrupa Komisyonu ve Rekabet Kurulu kararları ile dijital pazarlarda ilgili pazarın tanımlanmasına ilişkin olarak çeşitli esaslar belirlemiştir. Ayrıca uygulanan Pazar Tanımı Bildirimi'nin dijital pazarlarda ilgili pazarın tanımlanması için yetersiz kalması karşısında Avrupa Komisyonu mevcut Pazar Tanımı Bildirimi'nde güncellemeler yapmıştır. Bu çalışmada ilk olarak, dijital pazar kavramı ve ilgili pazarın tanımlanması konusu incelenecektir. Ardından, dijital pazarlarda ilgili pazarın tanımlanması konusu; özellik gösteren durumlar, Pazar Tanımı Bildirimi'nde yapılan değişiklikler ve ihlal türlerine göre sınıflandırılmış Avrupa Komisyonu ve Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde ele alınacaktır.Master Thesis Ayırt Etme Gücünden Yoksun Olanlar Bakımından Tıbbi Müdahaleye Rıza(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Öğüt, Hande Hoşer; Şişli, ZeynepAyırt etme gücünden yoksun olanlar bakımından tıbbi müdahaleye rıza, hukuksal çerçevesi ve uygulamada ortaya çıkan sorunların irdelenmesi amacı ile yüksek lisans tez çalışmasının konusu olarak belirlenmiştir. Bu amaçla ikinci bölümde, öncelikle ayırt etme gücünden yoksunluk ve tıbbi müdahale kavramları açıklandıktan sonra hasta ile yetkili ve görevli sağlık mesleği mensubu arasındaki tedavi sözleşmesinin hukuki niteliği irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, tıbbi müdahaleye rıza ve temsil ilişkisi, ayırt etme gücünden yoksun olanlar bakımından tıbbi müdahaleye rızanın hukuka uygunluk koşulları, kanuni temsilci tarafından rıza verilmemesi hali, kanuni temsilci rızasının aranmadığı özel durumlar, tedaviyi reddetme hakkı, rıza iradesinde sıhhat, varsayılan rıza, tıbbi vasiyet ve canlandırma uygulanmasın talimatları incelenmiştir. Dördüncü bölümde, ayırt etme gücünden yoksun olanlarda tıbbi müdahaleye verilecek rıza bakımından özellik arz eden klinik araştırmalarda insan üzerinde deney ve denemeler, organ ve doku nakli, gebeliğin sonlandırılması, sterilizasyon ve kastrasyon tıbbi müdahaleler incelenmiştir. Tez içeriğinde ayırt etme gücünden yoksun olanlar bakımından tıbbi müdahaleye rıza, ulusal ve uluslararası açılardan hukuki boyutları ile tartışılmaya ve sonuç bölümünde eleştirel bir bakış açısı ile önemli noktalara dikkat çekilmeye çalışılmıştır.Master Thesis Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Süresinden Önce Feshinin Sonuçları ve Cezai Şart(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Demirci, Gizem; Sur, Ayşe MeldaBu çalışma, belirli süreli iş sözleşmelerinin süresinden önce sona ermesine sebebiyet veren fesih hallerinden olan haklı nedenle derhal fesih ve haklı nedene dayanmayan fesih ile sona ermesini, bu sona erme sebeplerinin hangi hallerde gerçekleştiğini, belirlenen süreden önce fesih ile sona ermenin sonuçlarını, cezai şartı ve belirli süreli iş sözleşmelerinde kararlaştırılan cezai şart ile ilgili özel durumları öğretideki görüşler ve Yargıtay kararları ışığında incelemek amacıyla yapılmıştır. İlk olarak belirli süreli iş sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulma koşulları, sona erme sebepleri ve süresinden önce feshine bağlanan sonuçlar incelenmiş, daha sonra genel olarak cezai şart hakkında bilgi verildikten sonra belirli süreli iş sözleşmelerinde cezai şart kararlaştırma durumu ve bu durumlarda ortaya çıkan bazı sakıncalar çeşitli yönlerden ele alınmıştır. Çalışmada yer alan konularla ilgili mevzuat kapsamında öğretideki tartışmalı durumlar, Yargıtay'daki görüş ayrılıkları, günümüzdeki son durum değerlendirilerek kendi çözüm önerilerimize yer verilmiştir. Bazı hallerde öğretideki tartışmalara ve Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılıklarına mevzuat hükmü yahut Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ile son verilmiş olsa da doğal hukuka ulaşma gayesiyle bu hükümler ya da yargı kararlarının hukuki dayanakları ve eleştirilen yönleri de irdelenmiştir.

