Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8833
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Department "İEÜ, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 9 of 9
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Comparison of Financial Distress Models Across Emerging Markets(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Öz, İbrahim Onur; Özkan, SerdarBu çalışma muhasebe temelli beş finansal batma riski modelinin MSCI (Morgan Stanley Gelişmekte Olan Piyasalar Endeski) endeksinde yer alan ülkelerin endüstriyel firmaları göz önünde bulundurularak 2000-2012 yılları için gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılmış olan modellerin ilgili ülke sektörleri için finansal sıkıntı durumlarını tahminleme yoluyla açıklayıcılıkları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Finansal sıkıntı riski modellerinin tahminleyici modeller olarak kullanılabilmeye uygun olup olmadığının araştırılması adına çalışma dahilinde yer alan fianansal sıkıntı riski modellerinin orijinal katsayı değerlerinin genel örneklem üzerindeki başarı yüzdeleri ve ülkesel bazdaki başarı yüzdeleri incelenmiştir. Bunun yanı sıra örneklem yılları dahilindeki veriler üzerinden kat sayılar tekrar ilgili modellerin metodolojileri göz önünde bulundurularak tahminlenmiş, elde edilen katsayılar ve orijinal kasayılar göz önünde bulundurularak finansal sıkıntı riski modellerinin başarı yüzdeleri yeni katsayılar üzerinden tekrar incelenmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki katsayıların güncellenmesi Taffler, Ohlson ve Zmijewski modellerinde iyileşmeye yol açmıştır. Çalışma aynı zamanda finansal sıkıntı riski modellerinin orijinal ve yeniden tahminlenmiş katsayılar için örneklem dahilindeki gelişmekte olan ülkeler açısından genelleştirilebilir olup olmadığını da incelemektedir. Ülkesel bazda elde edilen katsayılar üzerinden belirlenen başarı yüzdeleri ile bütün örneklem dahilinde elde edilen katsayılar üzerinden belirlenen başarı yüzdeleri karşılaştırılarak üretilen sonuçlar göstermektedir ki Taffler, Ohlson, Zmijewski ve Shumway modelleri MSCI endeksi dahilindeki gelişmekte olan ülkeler için finansal sıkıntı riskinin öngörülmesi için kullanılabilir.Doctoral Thesis Corporate Governance and Provisions Under Ias 37(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Acar, Özen Ece; Özkan, SerdarKarşılıklar gerçekleşme zamanı ve tutarı belli olmayan yükümlülüklerdir. Karşılıkların zaman ve tutar açısından doğasında var olan bu belirsizlik onların geleceğe yönelik bilgi olarak algılanmasına neden olmaktadır. Son yıllarda dinamik ekonomik çevre ve elbette ki küresel anlamda yaşanan muhasebe düzenlemelerinin sonucu olarak ileriye dönük bilgi ile ilgili çalışmalar büyük ölçüde önem kazanmıştır. Dolayısıyla, sadece geçmişe dönük bilgi yeterli olmamakta, yatırımcılar akıllıca karar verebilmek için ileriye dönük bilgi talep etmektedirler. Diğer bir yandan, kurumsal yönetim bilgi asimetrisi ve vekâlet problemini azaltan, buna bağlı olarak finansal raporlamayı ve sunum kalitesini etkileyen bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, bu tez Türkiye'de karşılıkların ne ölçüde sunulduğunu ortaya çıkarmayı ve karşılıklar ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, 2005-2010 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST)'dan 1078 firma-yıl verisi kullanılarak panel veri analizi yöntemi uygulanmaktadır. Genel bulgular 1078 firma-yıl gözlemi içerisinde %62'sinin karşılık ayırdığını ve bunlar arasında sadece %32'sinin IAS 37'nin tam açıklama gerekliliklerini karşıladığını göstermektedir. Ayrıca, karşılık ayıran firmalar karşılık ayırmayanlar ile karşılaştırıldığında, daha büyük yönetim kurulları, daha yoğun sahiplik yapıları ve daha fazla kurumsal sahipler ile karakterize olmaktadır. Aynı zamanda, büyük yönetim kurulları, yüksek yönetim kurulu bağımsızlığı ve yoğun sahiplik yapısına sahip olan firmaların TK/TY oranı daha yüksektir. Son olarak, tam açıklama yapan firmalar daha büyük yönetim kurullarına, daha yüksek sahiplik yoğunluğuna ve kurumsal sahiplere ve daha az CEO ikiliğine sahiptirler.Doctoral Thesis Dynamics of Conflicts in Multi-Actor Logistics Service Networks(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Özcan, Seda; Oflaç, Bengü Sevi̇lLojistik ağlardaki dinamik karmaşıklıklar, lojistik aktörler için bir dizi zorluk getirmiş, ve böyle bir ortamda, iş ortaklarının farklı çıkarları arasında denge sağlamak ve ortak çalışma hedefleri belirlemek zorlaşmıştır. Bu durum tedarik zincirlerinde yer alan şirketler arasındaki çatışmaları kaçınılmaz hale getirmiştir. Çatışma, kelimenin tam anlamıyla, bir iş ortağının diğerini hedeflerine ulaşmada bir engel olarak algılaması durumu ifade eder (Wall ve Callister, 1995). Bu bağlamda, çatışma kaynaklarının belirlenmesi, çatışma yönetiminin başlangıç noktası olarak değerlendirilir ve işlevsel sonuçlar üretmek için uygun müdahalelerin konuşlandırılmasına olanak tanır (Kumar ve van Dissel, 1996). Bu bağlamda bu çalışma, dinamik karmaşıklıkların özellikle Covid-19 pandemisi ve Covid-19 pandemisi sonrası süreçte ağ aktörlerine zorluk teşkil ettiği çok aktörlü lojistik endüstrisinde çatışma kavramının ve bunun nasıl çözüldüğünün anlaşılmasını sağlamaktadır. Teorik olarak, çatışma dinamikleri büyük ölçüde gelişmemiş ve örgütsel bağlamda çok az anlaşılmış olduğundan (Mikkelsen ve Clegg, 2017), araştırma, metodoloji açısından tedarik zinciri çatışmalarında daha önce fark edilmeyen çatışma dinamiklerini ortaya koymaktadır ve hem tedarik zinciri hem de operasyon yönetimi literatüründe daha derinlemesine bir iç görü sunmaktadır. Benzer şekilde, bu çalışma, çatışmanın karmaşıklığı ve nasıl çözüleceğine ilişkin, yöneticilere uygulamada çatışmanın daha incelikli bir resmini vermeyi ve yöneticilerin hem kendi hem de iş ortaklıklarının başarısı için önemli olan bu sorunları daha iyi kavramalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.Doctoral Thesis Exploring Extreme Disruptions and Resilience Capabilities in Fashion Supply Chains(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Şerbetci̇oğlu Hıçkıran, Cemre; Hıçkıran, Cemre Şerbetcioğlu; Oflaç, Bengü Sevi̇lKüreselleşme ve teknolojik gelişmelerin ortaya çıkmasıyla birlikte, hızla değişen eğilimler ve artan talepler nedeniyle, moda endüstrisi üzerinde büyük bir baskı oluşmuştur. Bu durum, şirketleri her zamankinden daha fazla tedarik zinciri yönetimine odaklanmaya zorlamaktadır. Moda sektörünün volatilitesi nedeniyle arz ve talebi eşleştirmek zaten zorlu bir problemken, geçtiğimiz yıllarda küresel pazarda yaşanan dalgalanmalar tedarik zincirlerinde aksamalara sebep olmaktadır. Moda tedarik zincirleri üzerine bulunan mevcut literatürde, doğal ve insan kaynaklı afetler olmak üzere, finansal, etik ve çevresel risklerden bahsetmektedir. Bahsedilen tedarik zinciri düzensizlikleri başka tetikleyici etkilere sebep olarak domino etkisine yol açarak bütün tedarik zinciri ağını etkileyebilmektedir. Tedarik zinciri kabiliyetlerini operasyonel ve stratejik yapılarına entegre etmeleri tedarik zincirlerinin hayatta kalmasında büyük önem taşımaktadır. Son yaşanılan Korona virüs salgını nedeniyle de, bu tür aksamaları hafifletirken bir yandan da rekabet avantajı sağlamak adına elastik tedarik zinciri modeli giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı Korona virüs salgını ve küresel ısınma benzeri ekstrem aksamaların global moda sektörü tedarik zinciri üzerine etkisini incelemek ve hangi direçli tedarik zinciri kabiliyetlerinin bu aksamalarda önem kazandığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, ilk olarak sistematik bir literatür taraması yapılmış, ardından seçilmiş moda şirketleriyle yarı yapılandırılmış mülakatlar ve beraberinde haber içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Niteliksel çalışmanın ardından, mülakatlardan elde edilen moda şirketleri ve tedarik zinciri yeteneklerini sınıflandırmak için bir matematiksel model geliştirilmiş ve böylece dayanıklılık stratejilerinin geliştirilmesine yönelik deneysel içgörüler sunulmuştur.Doctoral Thesis Ifrs in the Context of Translation Issues: Insights From Türkiye(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Gürel, Beyza; Si̇gali, Seçi̇lBu araştırma, Uluslararası Finansal Raporlama Standarları'nın (UFRS) benimsenmesiyle ortaya çıkan zorlukları, Türkiye'yi bir vaka çalışması olarak kullanarak, çeviri sorunları odağında incelemektedir. UFRS'nin benimsenmesi, muhasebe uygulamalarını küresel düzeyde birleştirmeye yönelik önemli bir adımı temsil etmektedir. Bu küresel fenomen, bu standartların birçok dile çevrilmesine yol açmış, doğruluğu ve açıklığı korumanın zorluklarını vurgulamıştır. İlk olarak İngilizce olarak formüle edilen muhasebe standartları, şimdi çeşitli uluslara ve dillere yayılmış durumda, bu da standart belirleme ve düzenleme alanında önemli bir gelişimi işaret etmektedir. Tez, ABD ve Avrupa'da muhasebe standartlarının gelişimini inceleyerek evrensel bir muhasebe dilinin benimsenmesinin karmaşıklıklarını anlamak için bir temel oluşturur. Sonra, tez Türkiye'nin muhasebedeki özgün yolunu inceleyerek bir kural tabanlı, vergi merkezli sistemden Türk Finansal Raporlama Standartları'na (TFRS) geçişte karşılaştığı zorlukları vurgulamayı temellendirir. Araştırmanın önemli bir yönü, dil felsefesi alanında teorik çerçeveyi incelemesi ve ilgili literatürü kapsamlı bir şekilde gözden geçirmesidir. İki aşamalı nitel araştırma metodolojisini kullanarak, araştırma odak gruplarıyla yapılan tartışmaları ve mali tablo hazırlayıcıları, denetçiler ve akademisyenlerle derinlemesine görüşmeleri birleştirir ve bu geçişin pratik sonuçlarını ortaya çıkarmayı amaçlar. Önemli bir gözlem, Türk kullanıcılarının sıkça geçişle ilgili sorunları çeviri sorunları olarak algıladığıdır. Bu araştırma, özellikle çevirinin karmaşıklıklarını vurgulayarak, ilke tabanlı bir muhasebe sistemine geçişle ilişkili zorlukların anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır ve muhasebe sektöründeki ve akademideki paydaşlar için içgörüler sunmaktadır.Doctoral Thesis The Impact of International Financial Reporting Standards (i̇frs) Adoption on the Integration of Capital Markets(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Zahıd, Rana Muhammad Ammar; Muğan, Fatma Naciye CanEntegre sermaye piyasaları, piyasalara daha iyi risk paylaşımı ve verimlilik sağlayarak ekonomik büyümede hayati bir rol oynamaktadır. Ancak sınırlar boyunca, bilgi asimetrisi gibi farklı engellerin varlığı ekonomik büyümeyi engellemektedir. Önceki literatür, uluslararası finansal muhasebe standartlarının (UFRS) kabul edilmesinin, bu engellerin kaldırılmasına yardımcı olduğunu ve finansal tabloların karşılaştırılabilirliğinin, şeffaflığının ve muhasebe kalitesinin artmasını sağladığını göstermektedir; Sonuç olarak, azalan sermaye maliyeti, artan piyasa likiditesi ve sınır ötesi yatırıma yol açmaktadır. Ancak, bu faydalar tek tip (uniform) değildir. Bu tez, UFRS'nin benimsenmesinin dünya çapındaki sermaye piyasalarının entegrasyonu üzerine nasıl etkilediğini araştırmıştır. Sermaye piyasalarının entegrasyonunu etkileyen diğer faktörler berlirlekmek için kontrol değişkenleri ile kademeli (aşamalı) benimseme tarihleri ve fiyat temelli entegrasyon ölçüleri kullanılnuşte. Örnek, sermaye piyasaları gösterge endeksleri ve mevcut fiyat verileri bulunan tüm ülkeleri kapsamaktadır. Ülkeler UFRS, uygul ama tarihi, sermaye piyasası pazar değerinin GSYH'ye oranı, ve gelir düzeylerine göre hem UFRS uygulayanlar dört ayrı grupta toplanıştır hem de uygulamayanlar içinde. Korelasyon katsayısı, beta ve sigma yakınsaması erişim entegrasyonu için sermaye piyasası entegrasyonu'nun (SPE) fiyat bazlı ölçümü olarak kullanıldı. Genel sonuçlar, UFRS'nin benimsenmesinin SPE'ye önemli bir etkisi olmadığını göstermektedir. Arkasındaki gerekçeler, ülkeler genelinde farklı uygulama mekanizmaları, raporlama teşvikleri, öğrenme ve geçiş konularıyla açıklanmaktadır. Bulgular, politika yapıcılarının IFRS'nin benimsenmesinde kurumsal faktörlerin rolüne odaklanmalarını ve IFRS'nin öğrenme ve uygulama konularına daha fazla önem vermelerini gerektirmektedir.Doctoral Thesis Information Technology, Its Market Value and Related Risks on Manufacturing and Service Firms(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Tayaksi̇, Cansu; Kazançoğlu, Yiğit; Baklaci, Hasan Fehmiİşletmeler için, bilgi kalıcı bir varlıktır ve şirketin diğer değerli varlıkları gibi korunması gerekmektedir (ISO / IEC 27002, 2013; Misra vd., 2007). Günümüz dünyasında işletmeler için rekabet artmaktadır ve verinin varlığı firmaların bu koşullar altında hayatta kalması için çok önemlidir (Borek vd., 2013). Siber sistemler ayrıca Bilişim ve İletişim Teknolojileri (BİT) olarak da bilinir ve ana iş süreçleri ile bu teknolojileri birleştirmenin işlemlerin verimliliğinin artışı, karar kalitesinin iyileştirilmesi ve maliyet düşüşü gibi pek çok avantajı vardır. Bilgi sistemleri ve ilgili teknolojilerin, akıllı telefonlardan akıllı şebekelerin kullanımına kadar modern hayatın neredeyse her yönüne ulaştığı görülmektedir; bu 21. yüzyılın yaşam biçimi olarak benimsenmiştir. Elbette bu yeni yaşam tarzı, güvenlik ve güvence sorunları gibi dezavantajlarını beraberinde getirmektedir (Mailloux, 2013). Bilgisayar Acil Müdahale Ekibi (CERT) Koordinasyon Merkezi, internet üzerinden işletmelere yapılan saldırıların 1997'den bu yana neredeyse her yıl ikiye katlandığını belirtmektedir (CERT, 2004). Bilgi sistemlerinin güvenlik konusundaki ihlallerinin maliyeti işletmeler için yüksektir (Sun vd., 2006). Bu sorunlar hem imalat hem de hizmet firmaları için büyük maliyetlere yol açmaktadır. 2010 yılında 738 kuruluşla gerçekleştirilen Bilgisayar Güvenlik Enstitüsü Bilgisayar Suç ve Güvenlik Araştırması'na göre, bilgi sistemleri güvenliği ile ilgili konular nedeniyle toplam 190 milyon dolarlık tahmini yıllık zarar oluşmuştur (Gordon vd., 2010). Bilgi teknolojisinin kullanımını operasyonları ile birleştiren firmalar, bu sürecin getirebileceği bazı olumsuz sonuçlarla uğraşmalıdır. Bu tür sorunların ortaya çıkması durumunda firma süreci iyi bir şekilde yönetmelidir. Firmalar daha iyi bir yönetim için daha iyi ve daha derin bir anlayış düzeyine sahip olmalıdır. Daha yüksek bir anlayıştan sonra firmanın stratejisi daha düzgün bir şekilde düzenlenebilir. Doğal olarak, firma yöneticileri, risk olaylarının finansal etkilerinden daha fazla endişe duymakta, paydaşların durumlara tepkileri ve bunun firma üzerindeki ekonomik etkileri konusuna önem vermektedirler. Bu tez, bilgi teknolojisi ve bilgi teknolojisi ile birlikte gelen gizlilik ihlalleri risklerinin imalat ve hizmet alanında faaliyet gösteren firmalar üzerindeki etkilerini incelemek için olay etüdü yöntemini kullanmaktadır. Olay etüdü, halka açıklanan duyuruların, borsada işlem gören şirketlerin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkilerini incelemek için kabul gören bir yöntem olup, ilgili çalışmalar 1960'ların sonlarından beri literatürde yerini almıştır. Fama'nın etkin piyasalar hipotezinin (1970) piyasaların "bilgi açısından verimli" olduğunu ve hisse senedi fiyatlarının bir firmanın mevcut tüm bilgilerini yansıttığını öne sürmesi ile olay etüdü yöntemi için somut bir teorik temel oluşmaktadır. Fama (1991), ayrıca bir şirkette yeni teknoloji kullanımının başlaması gibi pazarda yeni bir bilgi varsa, menfaat sahiplerinin görüşlerini şirketin hisse senedi fiyatlarına yansıtacağı ve firmanın değerinde bir değişiklik olacağını belirtmiştir. Kısacası, bilgi duyurusu nedeniyle firma değeri üzerinde olumlu (yukarı doğru) bir etki yaşanabilir (Konchitcki, 2011). Yöntemin altında yatan ilke, beklenmedik bir olayın bir firmanın hisse senedi fiyatlarında olumlu ya da olumsuz tepkilere neden olacağı ve hisse senedi fiyatlarının getirisinin anormal hale geleceği beklentisine dayanır. Bir firmanın normal getiri tahmini önceki hisse senedi getirilerinden türetilir ve gerçek getiriden çıkartıldığında anormal getiri elde edilebilir. Hesaplama olumlu sonuçlar verirse, olayın firmanın hisse fiyatına etkisi olumlu olarak kabul edilir. Benzer şekilde, eğer sonuç negatif olarak çıkar ise, hisse senedi fiyatlarına olan etki negatif olarak kabul edilir. Güvenlikle ilgili oluşan olaylardan sonra hisse senedi üzerinde beklenen getiri, farklı çalışmalarda çeşitli şekillerde hesaplanmıştır. Bu tez, aralarında sonuçları karşılaştırmak için üç ana modeli kullanacaktır. Tez içerisinde kullanılan modeller, piyasa modeli, piyasa getirisi ile düzeltilmiş ve ortalama ile düzeltilmiş modellerdir. Tezdeki araştırma soruları bu üç model kullanılarak cevaplanmaktadır.Doctoral Thesis Product Appearance and Brand Knowledge: an Analysis of Critical Relationships(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2007) Demirbağ Kaplan, Melike; Baltacıoğlu, TunçdanSon 20 yıldır, gerek akademik çevrede, gerekse de uygulamalı alanlarda markalama ve marka yönetimine yönelik yoğun bir ilgi olduğu görülmektedir. Firmaların en stratejik ve değerli varlıklarının markaları olduğunun fark edilmesinin ardından, bu alanda ortaya konulan pek çok çalışma, markalama konusundaki bilgilerimizi zenginleştirmiştir. Buna ilaveten, son yıllarda özellikle öne çıkan bir başka alan ise ürün tasarımıdır. Bu alandaki ilginin nedeni ise, benzer bir şekilde, tasarımın son derece güçlü bir farklılaştırıcı olması, dolayısıyla da rekabet avantajı elde etme ve korumada stratejik bir araç olarak kullanılabilmesidi İki alana yönelik olarak artan bu ilgiye rağmen, ürün görünümü ve marka bilgisi arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalar son derece sınırlıdır. Her ne kadar sezgisel bilgilerimiz bu iki kavram arasındaki önemli bir ilişki olduğuna işaret ediyorsa da, bu mekanizmanın altında yatan temeller henüz ampirik olarak incelenmemiştir. Bu bağlamda, bu tez, ürün görünümü ile marka bilgisi arasındaki ilişkiye, özellikle de ürünlerin görsel karakteristiklerinin marka imajının oluşumuna ne denli etki ettiği ile bu sürecin marka farkındalığı ile olan ilişkisine, odaklanmaktadır. Bir yandan pazarlama ve tasarım yaklaşımları ile bu disiplinlerin üzerinde durduğu teorik altyapıyı bir araya getirirken, bir yandan da ürünlerin görsel özelliklerinin marka bilgisini ne derece beslediğini araştırmaktadır. Bu tezde sunulan araştırma, ilgili literatürün kapsamlı bir incelemesi üzerine oturtulmuş ve 240 deneğin kullanıldığı deneysel bir çalışma yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçları, ürün görünümünün marka imajı değerlendirmeleri üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu ve tüketici ile ürün arasındaki bu iletişim sürecinin marka farkındalığı tarafından belirgin bir şekilde modere edildiğini göstermektedir. Çalışmanın teori ve uygulamaya katkısı, temel olarak ürün görünümü ve marka bilgisi arasındaki ilişkiyi açıklayan bir model geliştirilmesi ve bunun geçerliliğinin denetlenmesi yoluyla sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, ilgili yazındaki muğlak ifadelere açık tanımlamalar getirmekte ve pazarlama ile tasarım literatürü arasındaki boşlukları doldurma yolunda önemli aşamalar kaydetmektedir. Anahtar Kelimeler: Ürün Görünümü, Ürün Tasarımı, Marka İmajı, Marka Farkındalığı, Ürün Semantiği, MarkalamaDoctoral Thesis Service Supply Chain Approach for Service Failure and Recovery(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Yıldırım, Cansu; Atabay, Gülem; Oflaç, BengüBu çalışmanın temel amacı hizmet hataları ve hataların telafilerini gerçekleştiren tarafların genel müşteri memnuniyetleri ve müşterilerin yeniden satın alma niyetleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Turizm hizmet tedarik zinciri çalışmanın, düzenlendiği çevre olarak seçilmiştir çünkü bu alanda hizmet hataları hem kaçınılmaz hem de sıkça karşılaşılan durumlardır. Hizmet hataları, eğer düzeltilmezlerse, müşteri memnuniyetsizliği, negatif ağızdan ağza pazarlama ve müşteri sadakatinin azalması gibi kârın düşmesine neden olan negatif sonuçlar doğurabilir. Bu bağlamda, etkili hizmet telafileri bu gibi olumsuz sonuçları tersine çevirmenin bir yolu olduğundan, hem akademisyenler hem de uygulayıcılar için önemli bir odak noktası haline gelmiştir. Ayrıca, önceki deneyimler, beklenti oluşumunu sağlayarak müşteri memnuniyeti ve yeniden satın alma niyetleri gibi müşteri tepkilerini etkileyebilirler. Bu çalışma hizmet hataları, önceki iyi deneyimler ve hizmet telafileri gibi dinamiklerin genel müşteri memnuniyetleri ve yeniden satın alma niyetlerine etkilerini senaryo bazlı deneyler ile göstermektedir. Sonuçlar bir şirket ile önceki iyi deneyimlerin varlığının, hizmet hataları oluşması durumda tampon işlevi görmediğini ve tedarik zincirinin tarafları için pozitif sonuçları garantilemediğini göstermektedir. Ayrıca sonuçlar, bahsi geçen durumun kritik bir olay olması halinde, müşterilerin hizmet hatasının sorumluları arasındaki farkı algıladığını göstermektedir. Hatayı yapan taraf için müşterilerin genel memnuniyet düzeyi ve yeniden satın alma niyeti azalmaktadır. Benzer şekilde, telafiyi yapan taraf için müşterilerin genel memnuniyet düzeyi ve yeniden satın alma niyeti yükselmektedir. Ek olarak, hizmet hatası ve hatanın telafisi arasında, seyahat acentelerinin genel müşteri memnuniyeti ve müşterilerin yeniden satın alma niyetleri üzerine bir etkileşim gözlenmiştir.
