Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8833
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 98
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Product Appearance and Brand Knowledge: an Analysis of Critical Relationships(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2007) Demirbağ Kaplan, Melike; Baltacıoğlu, TunçdanSon 20 yıldır, gerek akademik çevrede, gerekse de uygulamalı alanlarda markalama ve marka yönetimine yönelik yoğun bir ilgi olduğu görülmektedir. Firmaların en stratejik ve değerli varlıklarının markaları olduğunun fark edilmesinin ardından, bu alanda ortaya konulan pek çok çalışma, markalama konusundaki bilgilerimizi zenginleştirmiştir. Buna ilaveten, son yıllarda özellikle öne çıkan bir başka alan ise ürün tasarımıdır. Bu alandaki ilginin nedeni ise, benzer bir şekilde, tasarımın son derece güçlü bir farklılaştırıcı olması, dolayısıyla da rekabet avantajı elde etme ve korumada stratejik bir araç olarak kullanılabilmesidi İki alana yönelik olarak artan bu ilgiye rağmen, ürün görünümü ve marka bilgisi arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalar son derece sınırlıdır. Her ne kadar sezgisel bilgilerimiz bu iki kavram arasındaki önemli bir ilişki olduğuna işaret ediyorsa da, bu mekanizmanın altında yatan temeller henüz ampirik olarak incelenmemiştir. Bu bağlamda, bu tez, ürün görünümü ile marka bilgisi arasındaki ilişkiye, özellikle de ürünlerin görsel karakteristiklerinin marka imajının oluşumuna ne denli etki ettiği ile bu sürecin marka farkındalığı ile olan ilişkisine, odaklanmaktadır. Bir yandan pazarlama ve tasarım yaklaşımları ile bu disiplinlerin üzerinde durduğu teorik altyapıyı bir araya getirirken, bir yandan da ürünlerin görsel özelliklerinin marka bilgisini ne derece beslediğini araştırmaktadır. Bu tezde sunulan araştırma, ilgili literatürün kapsamlı bir incelemesi üzerine oturtulmuş ve 240 deneğin kullanıldığı deneysel bir çalışma yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçları, ürün görünümünün marka imajı değerlendirmeleri üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu ve tüketici ile ürün arasındaki bu iletişim sürecinin marka farkındalığı tarafından belirgin bir şekilde modere edildiğini göstermektedir. Çalışmanın teori ve uygulamaya katkısı, temel olarak ürün görünümü ve marka bilgisi arasındaki ilişkiyi açıklayan bir model geliştirilmesi ve bunun geçerliliğinin denetlenmesi yoluyla sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, ilgili yazındaki muğlak ifadelere açık tanımlamalar getirmekte ve pazarlama ile tasarım literatürü arasındaki boşlukları doldurma yolunda önemli aşamalar kaydetmektedir. Anahtar Kelimeler: Ürün Görünümü, Ürün Tasarımı, Marka İmajı, Marka Farkındalığı, Ürün Semantiği, MarkalamaDoctoral Thesis The Impact of Services Supply Chain Orientation on Percieved Industrial Service Quality: an Empirical Analysis(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2007) Yurt, Öznur; Baltacıoğlu, TunçdanHizmet yönetimi, tedarik zinciri yönelimi ve endüstriyel hizmet kalitesi kavramlarına olan ilginin artısına ragmen, bu kavramlar arasındaki iliski üzerine yapılan arastırmalar hala az sayıdadır. Mevcut yazında; hizmet yönetimi, tedarik zinciri yönelimi ve endüstriyel hizmet kalitesi anlayıslarının bütünlestirilmesi gerekliligine sıklıkla isaret edilmektedir. Ancak, simdiye kadar yapılan çalısmalar içinde bu kavramlar arasındaki baglantı ve iliskiyi dogrudan açıklayan bir arastırma yer almamaktadır. Bu çalısma; hizmet tedarik zinciri yönelimi ile algılanan endüstriyel hizmet kalitesi arasındaki iliskiyi ampirik olarak inclemek yoluylapazarlama ve lojistik yönetimi alanlarındaki mevcut yazına katkı saglamayı amaçlamaktadır. Çalısmada, hizmet tedarik zinciri yöneliminin endüstriyel hizmet kalitesi üzerindeki etkisini inceleyen ve ampirik olarak test edilmis bir teorik model gelistirilmistir. Arastırmada anket yöntemi kullanılmıstır. Arastırma modeli temel alınarak, çoklu regrasyon ve korelasyon analizleri gerçeklestirilmistir. Sonuçlar, hipotezlerde yer alan degiskenler arası iliskilerin çogunu arastırma modelinde yer aldıgı sekilde desteklemektedir. Arastırma sonuçları, hizmet tedarik zinciri yöneliminin algılanan endüstriyel hizmet kalitesi üzerinde güçlü ve pozitif bir etkisi oldugunu göstermektedir. Ayrıca arastırma sonuçları, hizmet tedarik zinciri yönelimi bilesenleri ile endüstriyel hizmet kalitesi bilesenleri arasındaki iliskileri de ortaya koymaktadır. Bu tezin teori ve uygulamaya katkısı temel olarak, hizmet tedarik zinciri yönelimi ile algılanan endüstriyel hizmet kalitesi arasındaki iliskiyi açıklayan bir model gelistirilmesi ve bunun geçerliliginin denetlenmesi yoluyla saglanmaktadır. Ayrıca bu çalısma, ilgili yazındaki muglak ifadelere açık tanımlamalar getirmekte ve teorik boslukları doldurma yolunda önemli katkılar saglamaktadır.Doctoral Thesis Bullying Behaviors as Organizational Political Tactics(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2009) Çangarlı, Burcu Güneri; Salın, Denıse; Katrinli, AlevBireyler, örgütler ve toplumlar üzerindeki olumsuz etkilerinin anlaşılmasıyla birlikte yıldırma günümüzün popular araştırma konuları arasına girmiştir. Araştırmacılar yıldırma davranışlarının karmaşık yapısını anlayabilmek ve etkili önleme ve müdahale yöntemleri uygulayabilmek için yıldırma davranışlarının öncellerinin ve ilişkili olduğu kavramların ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadırlar.Yıldırmanın bu davranışı gösteren kişi tarafından zaman zaman rasyonel bir davranış veya kasıtlı bir strateji olarak uygulanabildiği bilinmektedir. Yıldırma davranışları başkalarının performansını olumsuz önde etkilemek, örgütten ayrılmalarını sağlamak veya davranışlarını manipüle etmek amacıyla yapılabilmektedir. Diğer bir deyişle, bazı durumlarda yıldırma davranışları kişilerin bilinçli olarak, kendi çıkarlarına hizmet etmek için gösterdiği politik taktikler olarak düşünülebilir.Yıldırma davranışlarının bazı durumlarda örgütsel politika kavramı içinde incelenebilineceği bilinmekle birlikte, bu iki kavram arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmaların limitli olduğu görülmektedir. Bu nedenle, yıldırma davranışları ve örgütsel politika ilişkisine dair henüz cevaplanmamış pek çok soru bulunmaktadır. Bu doğrultuda, çalışma kapsamında yıldırma davranışları politik taktikler olarak incelenmiş ve ne derece etkilli politik taktikler olarak algılandıkları araştırılmıştır. Ayrıca, yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve Makyavelizm gibi bireysel faktörlerin bu algıya etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın kapsamında, yıldırma davranışlarının örgütsel politika dışındaki diğer potansiyel öncelleri üzerinde de durulmuştur.Veri toplamada anket yöntemi kullanılmıştır. Veriler 2 ayrı örneklemden toplanmıştır. Yatay düzeyde yıldırma davranışlarının araştırıldığı anket formunu 238, dikey düzeydeki yıldırma davranışlarının araştırıldığı anket formunu 217 kişi cevaplamıştır. Yıldırma davranışlarının ölçümünde Leyman (1996) tarafından geliştirilen sınıflamaya dayanarak hazırlanan yazılı senaryolar kulanılmıştır. Makyavelizm ise Mach-IV ölçeği kullanılarak ölçülmüştür.Araştırmanın sonucunda, yıldırma davranışlarının kişilerin örgütsel kararları kendi çıkarlarına hizmet edebilecek şekilde etkilemede kullandığı etkili politik taktikler olarak görüldüğü belirlenmiştir. Ayrıca, yıldırma davranışlarının algılanan etkililik düzeyinin etkilenmek istenen karar türüne göre de değişikilik gösterdiği bulunmuştur. Bireysel özelliklerin bu algıya olan etkisine bakıldığında, yaş ve eğitim durumunun istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, ancak cinsiyetin bu algıyı istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Bu doğrultuda, kadınların yıldırma davranışlarını erkeklere göre daha etkili politik taktikler olarak algıladığı ve bu farkın tüm karar alanlarında gözlendiği belirlenmiştir. Ayrıca, Makyavelist oryantasyonu düşük olan katılımcıların da, yüksek olanlara göre yıldırma davranışlarını daha etkili politik taktikler olarak algıladıkları görülmüştür. Yıldırma davranışlarının politik olmayan diğer faktörlerle ilişkisi araştırıldığında, farklı yıldırma davranışlarının farklı nedenlerle ilişkilendirildiği, ancak yönetimin ilgisizliği maddesinin en çok ilgili bulunan faktör olduğu belirlenmiştir.Araştırma bulguları yıldırma davranışlarının etkili politik taktikler olarak algılandığını ortaya koyarak yıldırma konusundaki teorilere farklı bir bakış açısı getirmiştir. Araştırma bulguları iş yaşamında yöneticilere yıldırma konusunda etkili müdahale ve koruma yöntemleri geliştirme ve uygulama konusunda önemli ipuçları sağlamaktadır. Ayrıca, bulguların lider ve yönetici yetiştirme ve geliştirme programlarında ele alınması, bu konuya dair farkındalığın artmasını sağlayacaktır.Doctoral Thesis Volatility Modelling and Forecasting Value-At Evidence From New and Candidate European Union Countries(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Tunc, Gokce; Kasman, AdnanRiske maruz değer (VaR) yöntemi son yıllarda yaygın olarak kullanılan bir risk ölçüm, yönetim ve raporlama aracı haline gelmistir. Ancak bu yöntemin kullanımında karşılaşılan en önemli sorun volatilitenin doğru tahmin edilmesidir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı farklı volatilite tahmin yöntemleri kullanarak en iyi performans gösteren VaR ölçüm yöntemini Avrupa Birliği'ne (AB) yeni üye ve aday ülke hisse senedi endeks verileri kullanarak belirlemektir.Bu çalışma, örneklemdeki ülkelerin hisse senedi piyasalarının davranışını ve karakteristiğini kısa (GARCH) ve uzun (FIGARCH,HYGARCH) hafıza volatilite modelleri yardımıyla tespit etmeye çalışmaktadır. Model parametreleri normal, Student-t ve çarpık Student-t dağılım varsayımı altında tespit edilmiştir. Günlük hisse senedi endeks getirileri için belirlenen en uygun volatilite modelleri çerçevesinde hesaplanan riske maruz değerlerin performansı Kupiec LR testi kullanılarak ölçülmüştür.Elde edilen sonuçlara göre, AB'ye yeni üye ve aday ondört ülkenin altısında endeks verilerinin hem getiri hem volatilitesinin uzun hafıza özelliği gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu sonuç, bu ülkelerin hisse senedi piyasalarinda piyasa etkinliğinden söz edilemeyeceğini göstermektedir. Ayrıca çarpık Student-t dağılımının volatilitenin tahminlenmesinde en uygun varsayım olması, endeks getiri serilerinin çarpıklık ve şişman kuyruk özelligi gösterdiğini ispatlar niteliktedir. Örneklem içi ve örneklem dışı bulunan VaR değerlerinin fiyat hareketlerinin tahminlenmesinde son derece başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Dağılım olarak da yine çarpık Student-t varsayımı altında yapılan analizler en iyi tahmin sonuçlarını vermektedir.Doctoral Thesis A Comparison of the Current and Desired Managerial Leadership Styles in Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Atan, Tarık; Katrinli, AlevAntik çağ felsefecilerinden beri `liderlik' bir örgütün başarısını veyahut başarısızlığını etkileyen en önemli faktörlerden biri, hatta belki de en önemlisi, olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle yönetici liderlik tarzlarını kavramak genel olarak iş hayatına pratik yönlendirici katkıları olma potansiyeli yanında yönetim bilimi ile ilgilenen araştırmacılara da yeni sezgiler sunma imkânı verebilecektir.Bu araştırmanın amacı akademik yazın ışığında temel liderlik tarzlarını araştırmak, ve Türkiye'deki yönetici profilinin teoride doğru bulduğu (ideal) ve pratikte algıladığı (mevcut durum) liderlik tarzları arasındaki farkları, cinsiyet, yaş, eğitim durumu, iş tecrübesi ve yetki zincirindeki konumu gibi demografik değişkenlere ve özel sektör devlet sektörü ikilemi ile hizmet sektörü imalat sektörü ikilemi gibi örgütsel değişkenlere göre incelemektir. Temel liderlik tarzları Ackof (1974) tarafından geliştirilmiş enteraktif, proaktif, reaktif ve inaktif ismi ile ayrılan dört tarzda sınıflanmıştır.Türkiye/İzmir'de tamamlanan bu araştırmanın bulguları hem idealde hem de gerçekte algılanan şekli ile ve hem gurup içi hem de guruplar arası seviyede tercih edilen liderlik tarzlarının bir sıralamasını açığa çıkarmıştır. Gurup dinamiklerinin düzenleyici etkileri gözlenmiş ve analiz edilmiştir. Bu bulgular Türkiye'deki örgütler çerçevesinde, ideal de olması gerektiği düşünülen liderlik tarzları ile gerçek durumdaki liderlik tarzları arasında önemli farklılıkları işaret etmiştir.Doctoral Thesis Risk Measures and Efficiency Scores of Publicly Traded Banks in New and Candidate European Union Countries' Stock Markets(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Vardar, Gülin; Baklacı, Hasan FehmiBu çalışmada, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye hisse senedi piyasalarında işlem gören halka açık bankaların risk ölçütleri ve etkinlikleri analiz edilmektedir. İlk bölümde, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye'deki hisse senedi piyasalarında işlem gören 39 bankanın maliyet ve karlılık etkinlikleri ile bankaların hisse senetlerinin performansları arasındaki ilişki incelenerek etkinlik değerlerinin banka hisse senetlerinin fiyatlanmasında etkisinin olup olmadığı tartışılmaktadır. Stokastik Sınır Analizi (SFA) kullanılarak elde edilen bankaların etkinlik değerlerindeki yıllık değişimler bankaların hisse senetlerinin getirileri üzerine sabit etkiler panel veri modeli kullanılarak regress edilmiştir. Panel analiz bulguları, karlılık etkinlik değerlerindeki değişimler ile hisse senetlerinin getirileri arasında istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermesine rağmen maliyet etkinlik değerlerindeki değişimlerin banka hisse senetlerinin getirileri üzerinde istatiksel olarak anlamlı fakat negatif bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır.İkinci bölümde, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye'deki hisse senedi piyasalarında işlem gören 39 bankanın muhasebe ve piyasa bazlı ölçütleri arasındaki ilişki panel veri yöntemi kullanılarak testedilmektedir. Panel analiz bulguları, toplam getiri riski bağımlı değişken olarak kullanıldığında, özkaynakların toplam aktiflere oranı, brüt kredilerin toplam aktiflere oranı ve likit varlıkların toplam aktiflere oranı rasyolarının toplam getiri riskini açıklamada istatiksel olarak anlamlı olduğunu tespit etmiştir. Fakat sadece brüt kredilerin toplam aktiflere oranı ve likit varlıkların toplam aktiflere oranı rasyoları, bankaların sahip olduğu sistematik riskleri açıklamada istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Şaşırtıcı bir biçimde, sistematik olmayan riski açıklayan hiçbir değişken istatiksel olarak anlamlı sonuçlar vermemiştir.Doctoral Thesis Optimization and Simulation Models for Efficient Port Container Terminal Management(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Ursavaş Güldoğan, Evrim; Ada, ErhanKüresel tedarik zincirinin, kritik bir deniz ulaşım noktasında bulunan İzmir Limanının etkin olarak işletilmesi bölge ve Türkiye ekonomisi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Mevcut veriler ve yapılan gözlemler, liman işletim faaliyetlerinin önemli bir aşaması olan kargo terminallerinin daha etkin olarak kullanılmasının, giderek artan iç ve dış talebin karşılanmasında acil bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez, kargo terminal işlemlerinin iyileştirilmesinde özgün yaklaşımlar geliştirmeyi amaçlamaktadır.Öncelikle, çoklu zaman dilimlerinde, gelen gemilerin rıhtım ve kıyı vinçlerine atanması problemi çalışılmıştır. Birden fazla terminal için, rıhtım ve vinç atamalarını eş zamanlı olarak gerçekleştirebilen matematiksel bir model geliştirilmiştir. Çalışmada, sürekli rıhtım yapısı ile birlikte sabit ve gezer vinç özellikleri de modellenmiştir. Gemilerin elleçleme süreleri dinamik olup, servis süresince değiştirilebilen vinç atamalarına bağlı olarak belirlenmektedir. Önerilen model, gemilerin elleçleme sürelerini mimimize etmeyi amaçlamaktadır. Modelin pratikteki etkilerini değerlendirebilmek amacıyla İzmir Limanı için bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Mevcut durum ile yapılan karşılaştırmalar gemi bekleme sürelerinde önemli kısalmalar elde edilebileceğini göstermektedir.Ardından, İzmir Limanındaki kargo terminalinin bir ?kesikli benzetim modeli? geliştirilmiş ve bu model ithalat kargo konteynerlerinin elleçlenmesi probleminin analizinde kullanılmıştır. Model, çoklu rıhtım yapısında, depolama alanı tahsis problemini operasyonel düzeyde ele almaktadır. Hiyerarşik bir çözüm yöntemi geliştirilerek her aşamada farklı karar verme kuralları uygulanmıştır. Önerilen depolama yöntemlerinin değerlendirilmesinde tüm konteyner terminalinin performansı dikkate alınmıştır. Gerçek zamanlı ortamın yansıtılabilmesi için farklı trafik yoğunlukları uygulamaya alınmıştır. Benzetim modeli uygulama sonuçları rıhtım vinçlerindeki darboğazı işaret etmektedir. Rıhtım vinci veriminin uygun depolama stratejileri kullanımıyla iyileştirilebileceği görülmektedir. İlk aşamada, taşıma uzaklıklarını ve depolama alanı vinçlerinin iş yüklerini dikkate alan, entegre atama yöntemi, rıhtım vinci darboğazını en iyi şekilde kontrol edebilmektedir. Hiyerarşik yapının ikinci aşamasında ise, tahmini konteyner liman terk ediş zamanlarının dikkate alındığı, ayrılmış stratejinin kullanılması ile gereksiz konteyner yer değiştirmelerinin sayısının azaldığı gözlemlenmiştir. Modelin uygulanması, mevcut liman performans göstergelerinde önemli iyileştirmeler ortaya koymuştur.Projenin İzmir Limanında uygulanması, etkin bir liman yönetimi, daha iyi faaliyet ve mali performans göstergeleri yanında bölgede istihdamın arttırılması, kalifiye işgücünün geliştirilmesi ve giderek Ege Bölgesinde ticaret hacminin artmasını sağlayabilecektir.Doctoral Thesis The Role of Corporate Governance on Earnings Management: Quarterly Evidence From Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Karai̇brahi̇moğlu, Yasemin; Özkan, SerdarKazanç yönetimi birçok araştırmacının ilgisini çeken önemli bir kurumsal olgudur. Kazanç yönetimi fırsatları kontrol altına alındığı takdirde kazanç rakamlarının daha güvenilir ve ihtiyaca uygun olması muhtemeldir. Bu sebeple, kurumsal yönetim ve denetim kalitesinin kazanç yönetimini kısıtlayan ve finansal raporların kalitesini arttıran iki önemli kontrol ve gözetim mekanizması olduğu varsayılmaktadır. Bu kapsamda, bu çalışma yönetim kurulu ve ortaklık yapısının ihtiyari tahakkuklar üzerindeki rolünü ampirik olarak araştırarak, kurumsal yönetim ve kazanç yönetimi literatürüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Daha detaylı olarak, çalışma kurumsal yönetim ve kazanç yönetimi arasındaki ilişkiyi dış denetim kalitesi ve kazanç yönetiminin yönünün bu ilişki üzerindeki etkisini de kontrol ederek üç aylık dönemler itibariyle araştırmayı amaçlamaktadır.Araştırmada, 2006-2009 yılları arasında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan (İMKB) 2152 firma-üç aylık dönem verileri kullanılarak panel veri analizi yöntemi uygulanmaktadır. Genel bulgular 4 Büyükler ve endüstride uzmanlaşmış denetim firmaları tarafından denetlenen firmaların daha az ihtiyari tahakkuk kullandıklarını ve denetim firmasının denetlenen firma ile olan toplam iş ilişkisinin süresinin kazanç yönetimini kısıtladığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, dış denetim kalitesi ve içsel kurumsal yönetim mekanizmalarının arasında güçlü bir ilişki vardır, buna göre firmaların 4 Büyükler ve endüstriyel uzmanlığı olan denetçi seçimlerinde içsel kurumsal yönetim mekanizmaları tarafından etkilenmektedir. Son olarak, bu çalışma içsel kurumsal yönetim mekanizmaları ve kazanç yönetim arasında bir ilişki olduğunu gösteren bulgular sunmaktadır. Ancak bu ilişkinin yönü ve büyüklüğü, denetim kalitesi, kazanç arttırıcı ya da kazanç azaltıcı ihtiyari tahakkukların kullanımı ve raporlamanın yapıldığı mali dönem ile yakından ilişkilidir.Doctoral Thesis A Microstructural Approach To Intraday Analysis of Turkish Derivatives Market(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Aydoğan, Berna; Baklacı, Hasan F.Bu çalışma, zaman içerisinde değişen varlık getirilerini inceleyerek Türk türev piyasasının mikro yapısının detaylı bir şekilde analiz edilmesini sağlar. Bu doğrultuda, varlık fiyatlarının gün içi volatilite yapısında işlem hacminin etkisini de göz önüne alarak modellemeyi amaçlamaktadır.Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda seans saatleri 7 Eylül 2007 tarihinden itibaren uzatılmıştır. Sonuçların tutarlılığını incelemek için, veri seti, seans saatlerinin uzatılmasını dikkate alarak seans süresi uzama dönemi öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılmıştır. Bulgular, volatilite asimetrisinin Türk türev piyasasında mevcut olmadığını gösterir. Bunun yanında, geleneksel GARCH volatilite modellemelerine göre, GED varsayımı altında incelenen volatilite yapılarının gün içi getiri modellemesinde en uygun performansı gösterdiği tespit edilmiştir.Nispeten yeni olan Türk türev piyasasında güncel bilginin tüm yatırımcılara aynı zamanda ulaşmaması, işlem hacminin düşmesine, fiyatlarda ise önemli değişimlere neden olmuştur. Bu sonuç, işlem hacmi ve volatilite arasında negatif yönlü bir ilişkiyi göstermektedir ki bu da etkin olmayan bir piyasanın özelliğidir. Öte yandan, incelenen tüm dönemlerde işlem hacminin eklenmesiyle volatilite sürekliliğinde bir değişme gözlemlenmemiştir.Sonuç olarak, elde edilen bulgular, teorik piyasa mikro yapısına ait literatür sonuçları ile uyumlu olup portföy yöneticilerinin ve yatırımcıların riskten kaçınmak ve portföylerini çeşitlendirmek amacıyla Türk türev piyasası ile ilgili doğru bilgiye ulaşması açısından önem taşımaktadır.Doctoral Thesis An Attributional Approach for Consumer Evaluations in Logistics Customer Service Failure Situations(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Oflaç, Bengü; Baltacıoğlu, TunçdanBu çalışmanın ana amacı, teslimat hatalarında, beklenti ve önemlilik düzeylerinin müşterilerin marka algılarına ve atıf davranışlarına etkisini araştırmaktır. Lojistik hizmetlerin temini, tedarik zincirinde müşterilerin marka algılarını etkileyebilecek önemli bir husustur.Sağlanan müşteri hizmetlerinin seviyesi ve kalitesi, var olan müşterilerin elde tutulmasında ve yeni müşterilerin çekilmesinde belirleyici olabilir. Bu nedenle, lojistik müşteri hizmetlerinde meydana gelen bir hata ve bu hatanın marka algısına etkisi azımsanmamalıdır. Ayrıca, bu hata durumuna üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcının dahil olması, müşterilerin verdiği tepkilerde, özellikle de hata nedenini atfetme davranışında, dikkate değer değişiklikler yaratabilir.Bu çalışma beklenti düzeyi, satın alma önemlilik düzeyi ve üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcı gibi dinamiklerin müşteri marka algısındaki ve hatayı atfetme davranışındaki etkilerini senaryoya dayalı deneyler ile açıklamaktadır. Sonuçlar, lojistik hatalarda, beklenti tabanlı iki tampon etkisine işaret etmektedir. İlk tampon etkisi, genel marka değerlendirmesinde ve tekrar satın alma eğiliminde; ikinci etki ise markaya yapılan hata atıf davranışlarında gözlemlenmektedir. Yüksek beklenti düzeylerinin markayı koruduğu ve marka yerine üçüncü partiye daha fazla atıf yapılmasına neden olduğu bulunmuştur. Bunlara ek olarak, kritiklik düzeyinin de marka algısını ve atıf davranışını önemli derecede etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.Doctoral Thesis Retail Store Performance Measurement Through Supply Chain Perspective(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Yumurtacı Hüseyinoğlu, Işık Özge; Baltacıoğlu, TunçdanPerformans değerlendirmesi faaliyet gösterilen sektörden bağımsız olarak, her firma için önem arz etmektedir. Özellikle, perakende sektöründe rekabet etmek oldukça zorludur. Küresel perakendecilerin belirgin bir şekilde rekabetin zorlu olmasında payları vardır. Öyle ki, küreselleşmenin etkisiyle küresel perakendecilerin gücü ve pazar payları değişmiştir. Bu nedenle, uygun performans ölçüm yöntemleri kullanmak, kaynak ve çıktıları performans sonuçlarına göre yönetmek perakendeciler için oldukça önemlidir. Bu çalışmada, gıda perakendeciliğinde faaliyet gösteren küresel bir perakendecinin, perakende mağaza performans ölçümü detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın analiz kısmında, 33 perakende mağazasının performans ölçümü Mart 2009 ? Mart 2010 aralığındaki 52 haftalık süre için yapılmıştır. Bu çalışmada, ilgili perakende mağazalarının performans ölçümünü yapabilmek, performans ölçümünde kullanılan girdi ve çıktılar arasındaki etkileşimi ortaya koyabilmek, seçilen bağımlı değişkenlerdeki varyans değişimlerini açıklayabilmek ve perakende mağaza performansının değerlendirilmesinde kaynak taban teorisi kullanımıyla tedarik zinciri perspektifini oluşturacak teorik altyapıyı sağlayabilmek için Veri Zarflama Analizi ve istatistiksel analizlerden yararlanılmıştır. Tez kapsamında, perakende mağaza ölçümünde kullanılabilecek yeni bir model geliştirilmiştir.Çalışma dahilinde kullanılan veriler gerçek firma verisidir. Sonuç olarak, bulunan analiz sonuçları teorik çerçeveyle uygunluk göstermekte ve yönetimsel çıkarımlar sağlanmaktadır. Bu çalışma, perakende mağazası performans değerlendirmesinde tedarik zinciri perspektifi yaklaşımı kullanmasıyla teoriye ve pratiğe katkı sağlamıştır.Doctoral Thesis Consistency of Consumers' Sequential Choices in the Presence of Conflicting Goals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Tuğrul, Tuğba; Baltacıoğlu, TunçdanHer ne kadar tüketici tercihleri yıllar boyunca tüketici araştırmaları ve pazarlama literatürün yoğun ilgisini çekmiş olsa da, bu konu birbirini izleyen tercihler bağlamında nispeten daha az ilgi görmüştür. Buradan hareketle, bu tezin amacı tüketicilerin birbirini izleyen tercihlerinin çelişen hedefler karşısındaki tutarlılığı hakkındaki anlayışımızı zenginleştirmektir.Bu çalışma, hedefe-yönelik birbirini izleyen tercihler, hedef kaynaklı kategorizyon, ve tüketim ile ilgili stres literatürlerine dayanarak, tüketicilerin birbirini izleyen tercihleri boyunca tutarlı olma ihtimallerinin (1) iki aktif ve çelişen hedeften birinden vazgeçmeyi gerektiren ilk tercihin zorluk seviyesi, (2) bu tercihi yaparken hissedilen stres düzeyi, ve (3) bir sonraki tercihin sürece yön veren hedef kaynaklı tercihler categorisine tipikliğinin seviyesi tarafından nasıl etkilendiğini belirler.Toplam 264 deneğin katıldığı iki deneysel araştırma ile tahminlere ispatlar sunulmaya çalışılmıştır. İlk araştırmanın sonuçları, birbirini izleyen tüketici tercihlerinde, ve iki aktif ve çelişen hedeften birinden vazgeçmenin zorluk seviyesinin düşük olduğu durumlarda, tüketicilerin bu tercihleri boyunca tutarlı olma eğiliminde olduklarını göstermiştir. Buna ek olarak, tüketicilerin bu hedeflerden birinden vazgeçmenin zorluk seviyesinin düşük olduğu bir tercih yaparken, yüksek olduğu bir tercihe nazaran daha az stres hissetme eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Bunun da ötesinde, sonuçlar birbirini izleyen tüketici tercihlerinde ve hedeflerden birinden vazgeçmenin zor olduğu durumlarda, tüketicilerin bu tercihleri boyunca tutarsız olma eğiliminde oldukları, ve bunun da kısmen tüketicilerin önceki tercihi yaparken daha fazla stres hissetme ihtimallerinden kaynaklandığını göstermiştir. İkinci çalışma ise birinci çalışmanın sonuçlarını bir başka çelişen hedefler ikilisine genellemiştir, ve ayrıca tüketicilerin birbirini izleyen tercihleri boyunca tutarlı olma ihtimallerinin, hedeflerden birinden vazgeçmenin kolay olduğu durumlarda, birinci tercihten sonra gelen tercihin tipiklik düzeyinin düşük algılandığı durumlarda azaldığını göstermiştir.Doctoral Thesis Modifications of Bivariate Binomial Distribution and Conditional Bivariate Order Statistics(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Kemalbay, Gülder; Bayramoğlu, İsmihanBu tezde, iki değişkenli binom dağılımının modifikasyonu yapılarak bazı yeni üç değişkenli kesikli dağılımlar bulunmuştur. Bu dağılımlar teorik olarak önemli oldukları kadar bir çok olasılık modellerinde ve özellikle koşullu sıra istatistikleri teorisinin gelişiminde kullanılabilir. Sonlu sayıda rastgele (X,Y) vektörlerinin kırpılması ve eşik kümesine düşmesi koşulu altında iki değişkenli sıra istatistiklerinin dağılımı elde edilmiş ve dağılım özellikleri çalışılmıştır.Doctoral Thesis Distribution Theory of Runs and Run-Related Statistics in Sequences of Dependent Trials(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Yalçın, Femin; Bayramoğlu, İsmihan; Eryılmaz, SerkanTekrarlar ve tekrarlarla ilgili istatistikler, sistem güvenilirliği, istatistiksel süreç kontrolü ve hipotez testi gibi çeşitli uygulamalı alanlarda kullanılmaktadır. Literatürde hem bağımsız hem de bağımlı deneme dizileri üzerinde tanımlanan tekrarların dağılımlarını elde etmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu tezde, biri Markov bağımlılık olmak üzere iki farklı bağımlılık türü ele alınmıştır. Diğer bağımlılık modeline göre bir denemenin başarılı ya da başarısız olması, kendisinden önceki denemelerdeki toplam başarılı deneme sayısına bağlıdır. Bazı tekrar istatistiklerinin dağılımları elde edilmiş ve teorik sonuçların uygulamaları açıklayıcı örneklerle pekiştirilmiştir.Doctoral Thesis Order Statistics From Nonidentically Distributed Random Variables and Exceedances(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Gıner, Göknur; Bayramoğlu, İsmihanBağımsız ve farklı dağılımlara sahip rastgele değişkenlerin bazı modelleri için sıra istatistikleri ve aşan istatistikler kullanıldı. Ayrıca farklı dağılıma sahip rastgele değişkenlerin sıra istatistiklerine ait dağılımlar simetrik fonksiyonlar yardımıyla tanımlandı. Farklı dağılımlara sahip rastgele değişkenlerin sıra istatistikleri temel alınan aşan istatistiklerin asimptotik dağılımları elde edildi. Söz konusu dağılım bulunurken ilk defa [62] tarafından önerilmiş olan F -düzeni kullanıldı. Bu dağılım tersinmeli permütasyonlar, Gauss hipergeometrik ve tamamlanmamış beta fonksiyonları ile ifade edildi. Son olarak da sigortacılık modelleri ile ilgili bazı uygulama önerilerinden söz edildi.Doctoral Thesis Objectification and Redirection of Desire: Exposure To Consumer Culture in the Low Income Context(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Şahin, Dicle Yurdakul; Atik, DenizPazarlama ve tüketici araştırmaları alanlarında düşük gelirli kişiler ve bu kişilerin tüketim davranışları üzerinde yapılan çalışmaların sayısı, toplam dünya nüfusunun yaklaşık %80?ine ulaşmış bu segmentin önemi ile büyük çelişki içindedir. Bu çalışma, tüketici araştırmaları literatüründeki önemli boşlukları göz önüne alarak, düşük gelirli tüketicilerin arzularına ve bu arzuların kapitalist piyasa sisteminin kurumsal güçleri aracılığıyla nasıl şekillendirildiğine, yönlendirildiğine ve yön değiştirdiğine odaklanmaktadır. Yorumsal bir yaklaşımla, İzmir, Türkiye?de yer alan 6 farklı ortamda, düşük gelirli tüketiciler ile 60 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları iki genel tartışmayı işaret etmektedir. Bulgular, bir taraftan süreğen yoksulluğun sebeplerini ortaya çıkarmakta ve günümüz toplumunun temel kurumlarının sorunu daha da derinleştirdiklerini öne sürmektedir. Öte yandan bu çalışma, arzu, umut ve güç üzerindeki tartışmalar aracılığı ile, arzunun nesneleştirilmesinin, arzu edilen nesneyi hem elde etme, hem de elde edememe durumlarında ciddi sonuçları olduğunu göstermektedir. Ayrıca, arzunun nesneleştirilmiş formlarına ulaşılamaması durumunun, arzunun din aracılığı ile maddi olmayan varlıklara yeniden yönlendirilmesine yol açabileceğini ortaya koyarak, mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır. Ancak bulgulara göre din de, yanıltıcı bir güçlülük hissi yaratmak, cennet betimlemeleri aracılığı ile arzuları (bastırmaktan ziyade) ertelemek, karşı koyma olasılığını azaltmak ve dini ticarileşme yoluyla arzuları yeniden ticari nesnelere yönlendirmek suretiyle piyasanın bir alternatifi olmaktan çok, bir uzantısı haline gelebilmektedir.Doctoral Thesis Stability and Bifurcation of Predator-Prey Models With the Allee Effect(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Kapcak, Sinan; Ufuktepe, Ünal; Elaydı, SaberBirbirinden farklı popülasyonların etkileşiminin en iyi bilinen örneklerinden biri Nicholson-Bailey konakçı-parazitoid modelidir. Bu, bir parazitoid ve konakçısından oluşan, doğrusal olmayan bir kesikli-zaman modelidir. Beddington ve arkadaşları, Nicholson-Bailey modelinin, konakçı sayısının lojistik olarak büyüdüğü, yoğunluğa bağlı versiyonunu araştırmışlardır. Yine aynı sistemin gerçekçi başka bir hali Hone, Irle ve Thurura tarafından modellenmiştir. Bu modelde, faz düzleminde, iki popülasyon da asimtotik olarak sabit noktalara veya invaryant bir eğriye yakınsayabiliyor. Bu tezde, Beddington modelinin genelleştirilmiş halini ve bu modelin Allee etkisi altındaki dinamiklerini araştıracağız. Keywords: discrete dynamical systems, beddington model, allee e?ect, stability, invariant curves, bifurcation.Doctoral Thesis How Does Behavior of Banks Affect Financial Instability an Agent Based Modeling Approach(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Arslan, İlker; Duman, AlperKüresel ekonomik ve finans krizi sonrasında, krize sebebiyet veren etmenler; akademik, iş, düzenleyici kurumlar, hükumet vb. gibi değişik çevrelerde yoğun olarak tartışılmaya başlandı. Bazı akademisyenler, geleneksel araştırma yöntemlerinin ekonomik ve finansal krizlere yol açan mekanizmaları kavramada yetersiz kaldığını dile getirdiler. "Rasyonel davranış", "optimizasyon", "temsili etmen", "denge" gibi kavramları kullanan ortodoks görüşün toplam ekonomik davranışı gerçekçi bir şekilde açıklayamayacağı savı giderek artan bir şekilde dile getirilmeye başlandı. Ekonomik ve sosyal yapılardaki kompleks etkileşimlerin mekanizmalarını açıklamak için farklı yöntemlere ihtiyaç duymaktayız. Makroekonomik davranışların mikro ölçekli temellerini açıklamak amacıyla son zamanlarda, "heterojen etkileşimli etmenler" ve bunları dikkate alan "etmen temelli modeller" daha sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Krizden sonra daha yoğun olarak kullanılmaya başlanan bir başka konu da krizlerin oluşumunda bankaların rolüdür. Çok sayıda akademisyen, bankaların irrasyonel ve miyopik kredi arzı ve çok yüksek kaldıraç oranları ile krizlerin oluşumunu tetiklediğini öne sürmektedir. Bu bağlamda, Hyman Minsky'nin, "Finansal İstikrar Hipotezi", krizden sonra bir kez daha popüler olmuştur. Çalışmamızda, ağ teoretik, etmen temelli bir yaklaşım kullanarak bankaların, krizlerin oluşumundaki etkisini açıklamaya çalıştık. Bankalar ve firmaların oyun teorisi kurallarına göre etkileşim gösterdiği bir çerçeve oluşturduk. Daha sonra modelimizi bir C++ programı yardımıyla simüle ettik.Doctoral Thesis Comparison of Financial Distress Models Across Emerging Markets(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Öz, İbrahim Onur; Özkan, SerdarBu çalışma muhasebe temelli beş finansal batma riski modelinin MSCI (Morgan Stanley Gelişmekte Olan Piyasalar Endeski) endeksinde yer alan ülkelerin endüstriyel firmaları göz önünde bulundurularak 2000-2012 yılları için gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılmış olan modellerin ilgili ülke sektörleri için finansal sıkıntı durumlarını tahminleme yoluyla açıklayıcılıkları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Finansal sıkıntı riski modellerinin tahminleyici modeller olarak kullanılabilmeye uygun olup olmadığının araştırılması adına çalışma dahilinde yer alan fianansal sıkıntı riski modellerinin orijinal katsayı değerlerinin genel örneklem üzerindeki başarı yüzdeleri ve ülkesel bazdaki başarı yüzdeleri incelenmiştir. Bunun yanı sıra örneklem yılları dahilindeki veriler üzerinden kat sayılar tekrar ilgili modellerin metodolojileri göz önünde bulundurularak tahminlenmiş, elde edilen katsayılar ve orijinal kasayılar göz önünde bulundurularak finansal sıkıntı riski modellerinin başarı yüzdeleri yeni katsayılar üzerinden tekrar incelenmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki katsayıların güncellenmesi Taffler, Ohlson ve Zmijewski modellerinde iyileşmeye yol açmıştır. Çalışma aynı zamanda finansal sıkıntı riski modellerinin orijinal ve yeniden tahminlenmiş katsayılar için örneklem dahilindeki gelişmekte olan ülkeler açısından genelleştirilebilir olup olmadığını da incelemektedir. Ülkesel bazda elde edilen katsayılar üzerinden belirlenen başarı yüzdeleri ile bütün örneklem dahilinde elde edilen katsayılar üzerinden belirlenen başarı yüzdeleri karşılaştırılarak üretilen sonuçlar göstermektedir ki Taffler, Ohlson, Zmijewski ve Shumway modelleri MSCI endeksi dahilindeki gelişmekte olan ülkeler için finansal sıkıntı riskinin öngörülmesi için kullanılabilir.Doctoral Thesis Modeling the Exchange Rate and Interest Rate Intervention of Central Bank of the Republic of Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Can, Emre; Binatlı, Ayla Oğuş2008 küresel finans krizi dünya ekonomisi ve finans piyasaları için yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu kriz karar vericilerin, politika yapıcıların, iş adamlarının, vergi ödeyenlerin, seçmenlerin ve her bir bireyin algısında yeni bir "ekonomi" ve "piyasa" olgusunun oluşmasına neden olmuştur. Bu algı kurumların amaçlarını ve önceliklerini genişletmiş ve değiştirmiştir. 2008 küresel finans krizi küllerinden eski bir oyuncuyu kahraman olarak ilan etmiş ve ona bir çok sorumluluk yüklemiştir. Kuşkusuz bu eski kahraman merkez bankalarıdır. Merkez bankalarının artık öncelikli ve tek amacı fiyat istikrarını sağlamak değildir. Bu amacın yanında, merkez bankaları krizle mücadele eden, piyasaya gün içinde dolaylı veya dolaysız müdahale ederek piyasanın ateşini söndüren, şirketlerin batmasını engelleyen, işsizlikle mücadele eden, büyüme için katkı veren, bir çok bakanlığın görevini üstlenmiş "bağımsız" bir kahraman haline dönüşmüştür. Merkez bankalarının piyasaya bu kadar müdahil olması ve müdahalesinin ne zaman gerçekleşeceği sorusu tüm karar vericiler için önemli hale gelmiştir. Çünkü merkez bankaları müdahaleyi piyasayı "normalleştirmek" veya "dengelemek" için yapmaktadır. Piyasaya bu kadar etkin müdahele edebilen bir oyuncunun müdahalenin yapma zamanını bilmek, öngörmek ve analiz etmek kuşkusuz piyasanın tüm paydaşları için çok önemlidir. Bu tezin temal amacı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz kuruna ve faize doğrudan müdahalesinin ne zaman ve hangi koşullarda olduğunu analiz etmektir. Bu zamanlamanın ve koşulların analizi hem geçmiş piyasa dinamiklerini anlamakta hem de gelecekteki müdahaleleri tahmin etmekte faydalı olacaktır. Bulgularımız, ayrıca Merkez Bankasının piyasayı okuma algısında, dengesizliğin ve anormalliğin tanımlanmasında yardımcı olacaktır. Bu tezde logit regresyonlar tahminlenmiş ve reaction fonksiyon teorisi incelenmiştir. Reaction fonksiyon teorisi incelendikten sonra günlük data ile temellenen bir model önerilmiş. Bu model regresyon, VAR ve M-Garch teknikleriyle analiz edilerek değişkenler arasındaki ilişkiler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu analizlerden elde edilen sonuçlar karar ağaçları metoduna uygulanmıştır. Karar ağaçlarıyla kurduğumuz modeller ile TCMB'nin 2002-2012 yılların ararında döviz kuruna (26 kez) ve gösterge faize (54 kez) ne zaman doğrudan müdahale ettiği analiz edilmiştir.
