Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8833
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Title
Now showing 1 - 20 of 98
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Achieving Turkey's Indc Target: Assessments by Multiplier Analysis, Computable General Equilibrium, and Structural Decomposition Analysis Methods(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Alkan, Ayla; Binatlı, Ayla OğuşTürkiye, Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı'nında (INDC), niyetini %21'e varan artıştan azaltım olarak açıklamıştır. Bu azaltım hedefi Türkiye için önemlidir, fakat, işsizlilk problemleri ile karşı karşıyadır ve büyümesini sürdürmeye ihtiyacı vardır. Bu çalışmada, 2002 ve 2012 yılları girdi-çıktı tablolarını temel alan iki Çevresel Genişletilmiş Sosyal Hesaplar Matrisi (SHM) geliştirimiştir. Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı ile beraber Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı belgelerinin emisyon azaltım potansiyelleri Çarpanlar Analizi yöntemi ile hesaplanmıştır ve emisyonu hedeflenen seviyeye indirmek için daha akla yatkın alternatif politikalar önerilmiştir. SHM Çarpanlarını kullanarak sadece ekonomik büyümeyi hedef alan çeşitli politikalar oluşturulmuş ve bunların emisyon azaltım potansiyelleri Çarpanlar Analizi yöntemi ile hesaplanmıştır. Politika opsiyonlarını artırmak amacıyla, çok gazlı çok sektörlü bir Hesaplanabilir Genel Denge modeli geliştirilmiş ve INDC hedefini başarmak için alternatif vergi politikaları oluşturulup analiz edilmiştir. Karar almayı desteklemek için, Yapısal Ayrıştırma Analizi yöntemi 2002 ve 2012 Çevresel Genişletilmiş SHM'lere uygulanmış ve bu dönemde emisyon artışına sebep olan faktörler belirlenmiştir. Çalışma daha önceki ulusal dökümanlarının hem hazırlanışının hem de uygulamasının sorunlu olduğu ve Türkiye'nin bu dökümanlardaki iklim değişikliği azaltım politikalarını uygulamada titiz olmadığı kararına varmıştır. Çalışma aynı zamanda INDC'deki politikalarla hedefe ulaşmanın mümkün olmadığı ve Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı ve INDC dökümanlarından esinlenerek hazırlanan alternatif poltikaların da %21'lik hedefin gerisinde kaldığı kararına varmıştır. Çalışma daha zorlayıcı politikaların gerektiği sonucuna varmış ve INDC hedefinin ve dökümanın kendisinin büyük oranda gözden geçirilip düzeltilmesini tavsiye etmiştir.Doctoral Thesis Adaptation of Zero-Waste Pattern Design Method To Fashion Industry With the Case of Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Enes, Esra; Kipöz, ŞölenGünümüz moda endüstrisi, teknolojik ve endüstriyel gelişmelerin etkileriyle, küresel ısınmadan en çok sorumlu tutulan endüstrilerden biridir. Artan seri üretim nedeniyle hızla gelişen başat moda endüstrisinde, tüketim döngüsünün çevre üzerindeki zarar verici etkisi ile atık problemi daha belirgin hale gelmektedir. Atık probleminin küresel ısınma, hava kirliliği ve azalan doğal kaynaklar gibi çevresel etkilerinin yanı sıra, planlanamayan üretimde zaman kaybı, azalan üretim kaynakları gibi ekonomik sonuçları da vardır. Moda üretim sürecinde, kumaş esasen en değerli materyaldir çünkü bir giysinin üretim maliyetinin yaklaşık olarak yarısını kumaş maliyeti oluşturmaktadır. Giysi üretiminin kumaş kesim sürecinde, yaklaşık olarak bütün kumaşın %10-15'i kumaş kesim atığı olmaktadır. Kesim atığı, bitmiş bir giyside kullanılmamış bir kumaş olarak ortaya çıkan bir çeşit tüketici öncesi atıklardandır. Kesim atık problemi çoğunlukla çeşitli uluslararası kaynaklarda, sıfır atık tasarım odaklı sürdürülebilir üretim açısından araştırılmasına rağmen, Türkiye' de bu problem kumaş maliyeti, kumaş verimliliği, atık oranları başlıkları altında incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı kesim atık problemini, atığı çevresel etik açısından ele alarak azaltmaktır. Bu tezde, Türkiye'de moda endüstrisinin analizi ile kesim atıklarının yönetimi için çözüm aranmıştır. Sıfır atık kalıp tasarımı ve kesim yönteminin araştırılmasının ardından, Türkiye'deki atık probleminin bugünkü durumunu ve üretim sürecindeki atık yönetim stratejilerini anlamak için üreticilere bir anket uygulanmış ve Türkiye'de atık yönetim stratejilerini, çoğalan kumaş verimliliği ve azalan kumaş maliyeti ile daha ekolojik ve ekonomik üretime uygulamak için iki örnek olay çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalarda, elbise kalıp modeli kesim ve dikim esnasında en fazla atık üreten giysiye örnek olarak seçilmiştir. Bu yüzden örnek olay çalışmaları elbiselerin kesim atığı problemini azaltmaya odaklanmıştır; ilk örnek olay çalışması sıfır atık yeniden tasarlanmış elbiseye ulaşmaya çalışırken, ikinci çalışmada elbise için kumaş özelliğine göre çeşitli pastal planları geliştirilerek kesim atığının minimize edilmesi amaçlanmıştır.Doctoral Thesis Anket Verileri Dayalı Ajan Tabanlı Simülasyon Modellemesi: Evsel İlaç Atığı Yönetimi için Bütünleşik Bir Yaklaşım(2025) Utma, Gizem Halil; Tunalı, SemraKüresel ilaç tüketimindeki hızlı artış, evsel ilaç atıklarının çevre ve halk sağlığı açısından yarattığı riskleri büyütmüştür. Bu tez, İzmir'deki hanelerin ilaçları saklama, bertaraf etme ve olası yeniden kullanma davranışlarını şekillendiren bireysel, yapısal ve bilgisel etmenleri incelemektedir. Çalışma iki aşamalı bir karma yöntem tasarımına dayanmaktadır. İlk aşamada, 401 hane ve 43 eczacıdan toplanan anket verileri lojistik regresyon ile analiz edilerek ilaç birikimi, kullanılmayan ilaçları evde tutma eğilimi, uygunsuz bertaraf ve yeniden kullanım niyetlerini etkileyen temel belirleyiciler ortaya konmuştur. Bu ampirik bulgular, ikinci aşamada bilgi müdahaleleri, eczacı rehberliği, toplama altyapısının güçlendirilmesi ve döngüsel ekonomi seçeneklerini içeren politika senaryolarını değerlendiren bir Etmen Tabanlı Modelleme ve Simülasyon (ABMS) çerçevesinin oluşturulmasında kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, hanelerde oluşan ilaç fazlasının özellikle uzun süreli tedavilerde ortaya çıkan reçeteleme ve temin süreçlerinden kaynaklandığını göstermektedir. Simülasyon deneyleri, yalnızca bilgilendirme yapılmasının sınırlı bir etki yarattığını; etkili davranış değişimi için erişilebilir bir toplama altyapısının gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Eczacılar iade süreçlerini desteklemeye istekli olsa da yasal ve operasyonel sınırlamalar bu katkıyı kısıtlamaktadır. Ayrıca döngüsel ekonomiye yönelik uygulamalar, sıkı güvenlik gereklilikleri ve iade edilen ürünlerin sınırlı raf ömrü nedeniyle daralmaktadır. Sonuç olarak, evsel ilaç atıkların yönetimi konulu bu tez çalışması kapsamında yapılan simülasyon denemeleri, evsel ilaç atıklarının oluşmasını önleyici düzenlemeler yapma yaklaşımının, evsel ilaç atıklarının uygun bir şekilde imhası için düzenlemeler yapmaktan çok daha fazla etkili olacağını ortaya koymuştur. Bu yaklaşım; daha dengeli reçeteleme uygulamaları, yaygın ve etkin işleyen bir toplama ağı ve eczacıların sürece daha aktif katılımıyla önemli bir ölçüde desteklenebilir.Doctoral Thesis Asimetrik ve Bölgesel Olmayan Federalist Düzenlemeler Çok Uluslu Devletlerde Çoğulcu Birlikteliğe Katkıda Bulunur Mu? Normatif ve Tarihsel Bir Analiz(2025) Kong, Lingkai; Sezer, DevrimBu tez, federalizmi daha geniş felsefi bağlamı içerisinde konumlandırmakta ve düşünceleri incelikli bir gelişim hattı paylaşan ancak çoğu zaman yeterince çalışılmamış üç önemli düşünürün—Johannes Althusius, Pierre-Joseph Proudhon ve Karl Renner—argümanlarını analiz etmektedir. Bu üç düşünürün eserleri birlikte ele alındığında, federalizmin monist kavrayışlarından ayrılan kuramsal bir çizgi ortaya çıkmaktadır. Althusius, federalizmi birliksel (associational) ve uzlaşmacı (consociational) terimlerle anlamlandırmıştır; Proudhon ise Althusius ile açık bir şekilde tartışmaya girmemiş olsa da, Althusçu birliksel geleneği yeniden üretmiş ve genişletmiş, buna ek olarak etnik çoğulculuğa daha güçlü bir vurgu getirmiştir. Bu birliksel çerçeveler, asimetrik federal düzenlemelerin kavramsal temellerini sunmaktadır. Renner ise kişisel ilke (personal principle) aracılığıyla bölgesel olmayan (non-territorial) bir federal yenilik geliştirmiştir. Bu düşünürlerin normatif çözümlemesine ek olarak, tezde İspanya ve Kanada örnekleri üzerinden asimetrik federal yapıları, Belçika örneği üzerinden ise bölgesel olmayan düzenlemeleri gösteren kısa bir ampirik bölüm de bulunmaktadır. Güncel tartışmaları tarihsel anlatılarla birleştirerek ve kuramsal düşünümü ampirik örneklerle destekleyerek, tez büyük ölçüde ihmal edilmiş bir federal düşünce damarını ortaya çıkarmaktadır. Antlaşma ve birlik temelli bu yaklaşım—asimetrik ve bölgesel olmayan özellikleriyle—çok uluslu bir arada yaşama sorunlarını anlamak ve potansiyel olarak çözmek için önemli bir alternatif sunmaktadır.Doctoral Thesis An Attributional Approach for Consumer Evaluations in Logistics Customer Service Failure Situations(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Oflaç, Bengü; Baltacıoğlu, TunçdanBu çalışmanın ana amacı, teslimat hatalarında, beklenti ve önemlilik düzeylerinin müşterilerin marka algılarına ve atıf davranışlarına etkisini araştırmaktır. Lojistik hizmetlerin temini, tedarik zincirinde müşterilerin marka algılarını etkileyebilecek önemli bir husustur.Sağlanan müşteri hizmetlerinin seviyesi ve kalitesi, var olan müşterilerin elde tutulmasında ve yeni müşterilerin çekilmesinde belirleyici olabilir. Bu nedenle, lojistik müşteri hizmetlerinde meydana gelen bir hata ve bu hatanın marka algısına etkisi azımsanmamalıdır. Ayrıca, bu hata durumuna üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcının dahil olması, müşterilerin verdiği tepkilerde, özellikle de hata nedenini atfetme davranışında, dikkate değer değişiklikler yaratabilir.Bu çalışma beklenti düzeyi, satın alma önemlilik düzeyi ve üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcı gibi dinamiklerin müşteri marka algısındaki ve hatayı atfetme davranışındaki etkilerini senaryoya dayalı deneyler ile açıklamaktadır. Sonuçlar, lojistik hatalarda, beklenti tabanlı iki tampon etkisine işaret etmektedir. İlk tampon etkisi, genel marka değerlendirmesinde ve tekrar satın alma eğiliminde; ikinci etki ise markaya yapılan hata atıf davranışlarında gözlemlenmektedir. Yüksek beklenti düzeylerinin markayı koruduğu ve marka yerine üçüncü partiye daha fazla atıf yapılmasına neden olduğu bulunmuştur. Bunlara ek olarak, kritiklik düzeyinin de marka algısını ve atıf davranışını önemli derecede etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.Doctoral Thesis Automated melanoma detection in dermoscopic images(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Okur, Erdem; Türkan, MehmetKanser, çeşitli ve tespit edilmesi zor türleri ile insanlar için en tehlikeli hastalıklardan biri haline gelmiştir. Melanom, türleri arasında ölüm oranı en fazla olan cilt kanseri türüdür. Olağan melanom tespit süreci, hastanın farkındalığına ve görsel muayene eden kişinin deneyimine dayanmaktadır. Dermoskopların icadı ile etkileri azalsa da, "öznellik" sorunu melanom tespit doğruluğunda büyük rol oynamakta ve bu da otomatik algılama ihtiyacını doğurmaktadır. Bu tezde, dermoskopik görüntülerde otomatik melanom tespitinin tarihçesi ve daha önce sunulan sistemlerin açıkları incelenmiştir. Bu açıkların üstesinden gelmek için farklı yaklaşımlar araştırılmıştır. Sonuç olarak, geleneksel yöntemleri yeni çağın derin öğrenme teknikleriyle birleştiren Görsel Kelimeler Çantası (BoVW) konseptine dayalı bir melanom saptama algoritması oluşturulmuştur. Yeni algoritmanın performansı, popüler Uluslararası Cilt Görüntüleme İşbirliği (ISIC) 2017 yarışması veri kümesi üzerinde test edilmiş ve son derece iyi sonuçlar elde edilmiştir. %96,2 doğrulukla ve daha da önemli olarak %99,8 hassasiyetle yeni algoritma ISIC 2017 başarı tablosundaki diğer tüm katılımcıları geride bırakmıştır. Hassasiyet, algoritmanın melanom vakalarını doğru sınıflandırma konusundaki başarısını temsil ettiğinden bu başarı, algoritmayı alanında özel bir yere yerleştirmektedir. Son olarak, yeni doğan algoritmanın performansını daha da arttırmak açısından, alan üzerinde gelecekte izlenebilecek yönler araştırılmıştır.Doctoral Thesis Bivariate Random Sequences and Exact and Asymptotic Distributions of Exceedance Statistics(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Erem, Ayşegül; Bayramoğlu, İsmihanBu tezde, iki değişkenli rasgele değişken dizilerine dayalı rasgele bariyer modelleri incelenmiştir. Rasgele bariyer modelleri r' ıncı sıra istatistiğine ve eşleniğine dayalı olarak tanımlanmıştır. Aşan istatistiklere ilişkin sonlu ve asimptotik dağılımlar elde edilmiştir. Bu çalışmada sunulan aşan istatistiklerin dağılımları marjinal dağılımlara bağlı değildir ve yalnızca kapulalara bağlıdır. Bu iki değişkenli rasgele bariyer modellerinin sağlık ve hava kirliliğindeki uygulamaları ortaya konulmuştur.Doctoral Thesis Blue voyage as a service design(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Turan, Bülent İbrahim; Ozcan, A. CanÜnünü yalnızca Türkiye'ye değil, tüm dünyaya duyuran Mavi Yolculuk, sahip olduğu tarihsel ve kültürel değerler ile diğer pek çok yat kiralama hizmetinden ayrışmaktadır. Öte yandan Mavi Yolculuk hizmetinde, bir hizmet konsepti bakış açısından incelenerek oluşturulmuş tasarım kılavuzunun bulunmaması, hizmet konsepti yapısı ile ters düşen bir duruma; bu hizmette yer alan somut unsurlara verilen önemin, soyut unsurların önüne geçmesine yol açmıştır. Oysa bir hizmet konseptinin çekirdeğini oluşturan soyut kavramlar, müşterilerin talep, beklenti ve tecrübeleri ile şekillenerek söz konusu hizmetin devamlılığı açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu araştırma kapsamında yapılan saha çalışmaları ışığında Mavi Yolculuk'un yalnızca müşteriler tarafından değil, hizmet sağlayıcılar ve üçüncü tarafların bakış açılarından anlaşılması hedeflenmiş, bu kapsamda dört farklı saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, Mavi Yolculuk'ta müşterilerin beklenti, istek ve tecrübelerinin çeşitliliğini göstermiştir. Bununla birlikte elde edilen veriler, motivasyon temelli gruplandırmanın Mavi Yolculuk müşterilerinin gruplandırılması için verimli bir yöntem olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu bilgiler ışığında Mavi Yolculuk hizmet tasarım kılavuzu ve hizmet tasarım kontrol listesi oluşturulmuştur. Oluşturulan bu kılavuz ve kontrol listesi yalnızca akademik çalışmalar açısından değil, aynı zamanda sektöre yönelik çalışmalar için de oldukça faydalı bir başvuru niteliği taşımaktadır.Doctoral Thesis Bullying Behaviors as Organizational Political Tactics(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2009) Çangarlı, Burcu Güneri; Salın, Denıse; Katrinli, AlevBireyler, örgütler ve toplumlar üzerindeki olumsuz etkilerinin anlaşılmasıyla birlikte yıldırma günümüzün popular araştırma konuları arasına girmiştir. Araştırmacılar yıldırma davranışlarının karmaşık yapısını anlayabilmek ve etkili önleme ve müdahale yöntemleri uygulayabilmek için yıldırma davranışlarının öncellerinin ve ilişkili olduğu kavramların ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadırlar.Yıldırmanın bu davranışı gösteren kişi tarafından zaman zaman rasyonel bir davranış veya kasıtlı bir strateji olarak uygulanabildiği bilinmektedir. Yıldırma davranışları başkalarının performansını olumsuz önde etkilemek, örgütten ayrılmalarını sağlamak veya davranışlarını manipüle etmek amacıyla yapılabilmektedir. Diğer bir deyişle, bazı durumlarda yıldırma davranışları kişilerin bilinçli olarak, kendi çıkarlarına hizmet etmek için gösterdiği politik taktikler olarak düşünülebilir.Yıldırma davranışlarının bazı durumlarda örgütsel politika kavramı içinde incelenebilineceği bilinmekle birlikte, bu iki kavram arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmaların limitli olduğu görülmektedir. Bu nedenle, yıldırma davranışları ve örgütsel politika ilişkisine dair henüz cevaplanmamış pek çok soru bulunmaktadır. Bu doğrultuda, çalışma kapsamında yıldırma davranışları politik taktikler olarak incelenmiş ve ne derece etkilli politik taktikler olarak algılandıkları araştırılmıştır. Ayrıca, yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve Makyavelizm gibi bireysel faktörlerin bu algıya etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın kapsamında, yıldırma davranışlarının örgütsel politika dışındaki diğer potansiyel öncelleri üzerinde de durulmuştur.Veri toplamada anket yöntemi kullanılmıştır. Veriler 2 ayrı örneklemden toplanmıştır. Yatay düzeyde yıldırma davranışlarının araştırıldığı anket formunu 238, dikey düzeydeki yıldırma davranışlarının araştırıldığı anket formunu 217 kişi cevaplamıştır. Yıldırma davranışlarının ölçümünde Leyman (1996) tarafından geliştirilen sınıflamaya dayanarak hazırlanan yazılı senaryolar kulanılmıştır. Makyavelizm ise Mach-IV ölçeği kullanılarak ölçülmüştür.Araştırmanın sonucunda, yıldırma davranışlarının kişilerin örgütsel kararları kendi çıkarlarına hizmet edebilecek şekilde etkilemede kullandığı etkili politik taktikler olarak görüldüğü belirlenmiştir. Ayrıca, yıldırma davranışlarının algılanan etkililik düzeyinin etkilenmek istenen karar türüne göre de değişikilik gösterdiği bulunmuştur. Bireysel özelliklerin bu algıya olan etkisine bakıldığında, yaş ve eğitim durumunun istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, ancak cinsiyetin bu algıyı istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediği ortaya konmuştur. Bu doğrultuda, kadınların yıldırma davranışlarını erkeklere göre daha etkili politik taktikler olarak algıladığı ve bu farkın tüm karar alanlarında gözlendiği belirlenmiştir. Ayrıca, Makyavelist oryantasyonu düşük olan katılımcıların da, yüksek olanlara göre yıldırma davranışlarını daha etkili politik taktikler olarak algıladıkları görülmüştür. Yıldırma davranışlarının politik olmayan diğer faktörlerle ilişkisi araştırıldığında, farklı yıldırma davranışlarının farklı nedenlerle ilişkilendirildiği, ancak yönetimin ilgisizliği maddesinin en çok ilgili bulunan faktör olduğu belirlenmiştir.Araştırma bulguları yıldırma davranışlarının etkili politik taktikler olarak algılandığını ortaya koyarak yıldırma konusundaki teorilere farklı bir bakış açısı getirmiştir. Araştırma bulguları iş yaşamında yöneticilere yıldırma konusunda etkili müdahale ve koruma yöntemleri geliştirme ve uygulama konusunda önemli ipuçları sağlamaktadır. Ayrıca, bulguların lider ve yönetici yetiştirme ve geliştirme programlarında ele alınması, bu konuya dair farkındalığın artmasını sağlayacaktır.Doctoral Thesis Büyüklük-Uzam Temelli Sayı İlişkili Çalışma Belleği Yüklerinin Snarc Etkisi Üzerindeki Etkisinin Farklı Sayı Değerlendirme Görevlerinde İncelenmesi(2025) Sezen, Ilgım Hepdarcan; Erdeniz, BurakTepki Kodlarına İlişkin Uzamsal-Sayısal Bağıntı (SNARC) etkisi, küçük sayıların daha hızlı sol tepki uzamı, büyük sayıların ise daha hızlı sağ tepki uzamıyla ilişkilendirilmesi olgusunu ifade eder. SNARC etkisi üzerine yapılan önceki çalışma belleği (ÇB) araştırmaları, görsel-uzamsal ve fonolojik görevler kullanarak bilişsel yükü incelemiş ve bu etkinin esnekliğini vurgulamıştır. Bu tezde, zihinsel sayı dizisi (the Mental Number Line, MNL) uyumluluğu (küçük-sol/büyük-sağ ve küçük-sağ/büyük-sol) ile büyüklük-uzam temelli bilişsel yüklerin (uzam, büyüklük ve büyüklük-uzam) sayı değerlendirme görevleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Katılımcılar, üç tür ÇB yükü içeren sayısal 1-geri görevini, MNL uyumlu veya uyumsuz formatlarda tamamlamışlardır. Hedeflere tepkiler, bir sayının önceki sayının uzamsal konumuna (uzam yükü), büyüklük kategorisine (büyüklük yükü) veya her ikisine birden (büyüklük-uzam yükü) uyup uymamasına göre verilmiştir. Her bir 1-geri değerlendirmesinden sonra, katılımcılar her bir sayı için ya tek-çift sınıflandırması ya da büyüklük değerlendirmesi (5'ten küçük/büyük) yapmışlardır. Bulgular, MNL uyumlu yüklerin tipik bir SNARC etkisine, uyumsuz yüklerin ise ters SNARC etkisine yol açtığını göstermiştir. Bu etki, uzam yükü altında, büyüklük yüküne kıyasla daha belirgin olmuştur. Tek-çift görevinde, uyumlu yükler tipik bir SNARC etkisi oluşturmuş, ancak uyumsuz yükler altında güçlü bir ters SNARC etkisi ortaya çıkmamıştır. Buna karşılık, büyüklük değerlendirme görevinde, uyumsuz yükler sunulduğunda daha belirgin bir ters SNARC etkisi gözlenmiştir. Bu bulgular, SNARC etkisini tamamen otomatik bir süreç olduğu anlayışını sorgulamakta ve sayılara ilişkin uzun-süreli temsiller ile ÇB etkilerinin bir arada var olabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, bu sonuçlar, sayı-uzam ilişkilerinin görev taleplerine ve bilişsel stratejilere göre dinamik olarak şekillendirilebileceğini vurgulamaktadır.Doctoral Thesis Comparison of Financial Distress Models Across Emerging Markets(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Öz, İbrahim Onur; Özkan, SerdarBu çalışma muhasebe temelli beş finansal batma riski modelinin MSCI (Morgan Stanley Gelişmekte Olan Piyasalar Endeski) endeksinde yer alan ülkelerin endüstriyel firmaları göz önünde bulundurularak 2000-2012 yılları için gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında kullanılmış olan modellerin ilgili ülke sektörleri için finansal sıkıntı durumlarını tahminleme yoluyla açıklayıcılıkları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Finansal sıkıntı riski modellerinin tahminleyici modeller olarak kullanılabilmeye uygun olup olmadığının araştırılması adına çalışma dahilinde yer alan fianansal sıkıntı riski modellerinin orijinal katsayı değerlerinin genel örneklem üzerindeki başarı yüzdeleri ve ülkesel bazdaki başarı yüzdeleri incelenmiştir. Bunun yanı sıra örneklem yılları dahilindeki veriler üzerinden kat sayılar tekrar ilgili modellerin metodolojileri göz önünde bulundurularak tahminlenmiş, elde edilen katsayılar ve orijinal kasayılar göz önünde bulundurularak finansal sıkıntı riski modellerinin başarı yüzdeleri yeni katsayılar üzerinden tekrar incelenmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki katsayıların güncellenmesi Taffler, Ohlson ve Zmijewski modellerinde iyileşmeye yol açmıştır. Çalışma aynı zamanda finansal sıkıntı riski modellerinin orijinal ve yeniden tahminlenmiş katsayılar için örneklem dahilindeki gelişmekte olan ülkeler açısından genelleştirilebilir olup olmadığını da incelemektedir. Ülkesel bazda elde edilen katsayılar üzerinden belirlenen başarı yüzdeleri ile bütün örneklem dahilinde elde edilen katsayılar üzerinden belirlenen başarı yüzdeleri karşılaştırılarak üretilen sonuçlar göstermektedir ki Taffler, Ohlson, Zmijewski ve Shumway modelleri MSCI endeksi dahilindeki gelişmekte olan ülkeler için finansal sıkıntı riskinin öngörülmesi için kullanılabilir.Doctoral Thesis A Comparison of the Current and Desired Managerial Leadership Styles in Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Atan, Tarık; Katrinli, AlevAntik çağ felsefecilerinden beri `liderlik' bir örgütün başarısını veyahut başarısızlığını etkileyen en önemli faktörlerden biri, hatta belki de en önemlisi, olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle yönetici liderlik tarzlarını kavramak genel olarak iş hayatına pratik yönlendirici katkıları olma potansiyeli yanında yönetim bilimi ile ilgilenen araştırmacılara da yeni sezgiler sunma imkânı verebilecektir.Bu araştırmanın amacı akademik yazın ışığında temel liderlik tarzlarını araştırmak, ve Türkiye'deki yönetici profilinin teoride doğru bulduğu (ideal) ve pratikte algıladığı (mevcut durum) liderlik tarzları arasındaki farkları, cinsiyet, yaş, eğitim durumu, iş tecrübesi ve yetki zincirindeki konumu gibi demografik değişkenlere ve özel sektör devlet sektörü ikilemi ile hizmet sektörü imalat sektörü ikilemi gibi örgütsel değişkenlere göre incelemektir. Temel liderlik tarzları Ackof (1974) tarafından geliştirilmiş enteraktif, proaktif, reaktif ve inaktif ismi ile ayrılan dört tarzda sınıflanmıştır.Türkiye/İzmir'de tamamlanan bu araştırmanın bulguları hem idealde hem de gerçekte algılanan şekli ile ve hem gurup içi hem de guruplar arası seviyede tercih edilen liderlik tarzlarının bir sıralamasını açığa çıkarmıştır. Gurup dinamiklerinin düzenleyici etkileri gözlenmiş ve analiz edilmiştir. Bu bulgular Türkiye'deki örgütler çerçevesinde, ideal de olması gerektiği düşünülen liderlik tarzları ile gerçek durumdaki liderlik tarzları arasında önemli farklılıkları işaret etmiştir.Doctoral Thesis Consistency of Consumers' Sequential Choices in the Presence of Conflicting Goals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Tuğrul, Tuğba; Baltacıoğlu, TunçdanHer ne kadar tüketici tercihleri yıllar boyunca tüketici araştırmaları ve pazarlama literatürün yoğun ilgisini çekmiş olsa da, bu konu birbirini izleyen tercihler bağlamında nispeten daha az ilgi görmüştür. Buradan hareketle, bu tezin amacı tüketicilerin birbirini izleyen tercihlerinin çelişen hedefler karşısındaki tutarlılığı hakkındaki anlayışımızı zenginleştirmektir.Bu çalışma, hedefe-yönelik birbirini izleyen tercihler, hedef kaynaklı kategorizyon, ve tüketim ile ilgili stres literatürlerine dayanarak, tüketicilerin birbirini izleyen tercihleri boyunca tutarlı olma ihtimallerinin (1) iki aktif ve çelişen hedeften birinden vazgeçmeyi gerektiren ilk tercihin zorluk seviyesi, (2) bu tercihi yaparken hissedilen stres düzeyi, ve (3) bir sonraki tercihin sürece yön veren hedef kaynaklı tercihler categorisine tipikliğinin seviyesi tarafından nasıl etkilendiğini belirler.Toplam 264 deneğin katıldığı iki deneysel araştırma ile tahminlere ispatlar sunulmaya çalışılmıştır. İlk araştırmanın sonuçları, birbirini izleyen tüketici tercihlerinde, ve iki aktif ve çelişen hedeften birinden vazgeçmenin zorluk seviyesinin düşük olduğu durumlarda, tüketicilerin bu tercihleri boyunca tutarlı olma eğiliminde olduklarını göstermiştir. Buna ek olarak, tüketicilerin bu hedeflerden birinden vazgeçmenin zorluk seviyesinin düşük olduğu bir tercih yaparken, yüksek olduğu bir tercihe nazaran daha az stres hissetme eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Bunun da ötesinde, sonuçlar birbirini izleyen tüketici tercihlerinde ve hedeflerden birinden vazgeçmenin zor olduğu durumlarda, tüketicilerin bu tercihleri boyunca tutarsız olma eğiliminde oldukları, ve bunun da kısmen tüketicilerin önceki tercihi yaparken daha fazla stres hissetme ihtimallerinden kaynaklandığını göstermiştir. İkinci çalışma ise birinci çalışmanın sonuçlarını bir başka çelişen hedefler ikilisine genellemiştir, ve ayrıca tüketicilerin birbirini izleyen tercihleri boyunca tutarlı olma ihtimallerinin, hedeflerden birinden vazgeçmenin kolay olduğu durumlarda, birinci tercihten sonra gelen tercihin tipiklik düzeyinin düşük algılandığı durumlarda azaldığını göstermiştir.Doctoral Thesis Consumer Animosity as an Antecedent of Brand Hate(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Taqı, Muhammad; Tuğrul, TuğbaMevcut çalışma, marka nefretinin yeni bir öncülünü ve bunun davranışsal sonuçlarını bulmayı amaçlıyor. Tüketici düşmanlığını oluşturan dört boyut ele alınmaktadır. Bu boyutlar ekonomik, politik, savaş/askeri ve insanları içerir. Bu çalışma, marka nefretinin öfke, iğrenme ve küçümseme olmak üzere üç duygudan oluştuğunu öne süren üçgensel nefret teorisi üzerine kurulmuştur. Toplam 120 katılımcı ile dört deney gruplu bir deneysel tasarım kullanılmıştır. Sonuçlar, tüketici düşmanlığının dört boyutunun da marka nefretine yol açtığını gösteriyor. Yrıca, savaş düşmanlığı öfke duygusuna,siyasi düşmanlık küçümseme duygusuna, ekonomik düşmanlık öfke, hor görme ve iğrenme duygularına, ve insan düşmanlığı ise öfke ve iğrenme duygularına yol açar. Tüketici düşmanlığı boyutları tarafından tetiklenen marka nefreti, olumsuz ağızdan ağıza, şikayet, markadan kaçınma, marka misillemesi ve protesto davranışına yol açar. Sonuç olraka, dokuz hipotezin tamamı desteklenmiştir.Doctoral Thesis Contamination at Workplace(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Tatarlar, Ceren Deniz; Atabay, Remziye GülemGeçmişten günümüze, kişinin kendisi ve varlığı büyük bir ilgi kaynağı olmuştur. Genişletilmiş benlik kavramı genel olarak pazarlama alanındaincelenirken, bu tezin amacı bu kavramı yönetim ve özellikle örgütsel davranış literatürüne getirmektir. Belk çalışmalarında tüketicilerin daha sonra genişletilmiş benliğin bir parçası haline gelecek öğeleri de kapsayacak şekilde genişletilmiş çekirdek bir benliğe sahip olduklarını belirtmiştir. Bireyler kişileri, yerleri ve bağlı olduklarını hissettikleri şeyleri, kendilerinin genişletilmiş benliklerinin bir parçası olarak görülürler. Bulaşma, genişletilmiş benlik kavramı içerisinde tartışılmaktadır ve benliği genişletme taktiklerinden biri olarak adlandırılır. Bulaşma yoluyla, kişi kendi benliğini bir başkasına dayatabilir ve bunun sonucunda başkalarını kendi genişletilmiş benliğinin bir parçası yapabilir. Bu tezin amacı örgütlerde bulaşma kavramının altında yatan niyetleri, taktikleri ve bunların sonuçlarını ortaya çıkarmaktır. Bu tezin örneklemi akademisyenleri içermektedir, çünkü bulaşmanın diğer çalışma ortamlarına ve mesleklere kıyasla daha kolay görülebileceği düşünülmektedir. 6 çift 18 bireysel olmak üzere sosyal bilimler alanında çalışan 30 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Bulgular bulaşma kavramının örgütsel bağlamda varlığını, hangi sebeplerle ortaya çıktığını, hangi taktiklerle bulaşma davranışının gerçekleştirildiğini ve bulaşmanın doğurduğu sonuçları açıklamaktadır. Ayrıca tartışma kısmında teorik ve yönetsel katkılardan bahsedilmiş, bulaşma kavramı üzerine ileride yapılacak çalışmalar için fikir bildirilmiştir.Doctoral Thesis Corporate Governance and Provisions Under Ias 37(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Acar, Özen Ece; Özkan, SerdarKarşılıklar gerçekleşme zamanı ve tutarı belli olmayan yükümlülüklerdir. Karşılıkların zaman ve tutar açısından doğasında var olan bu belirsizlik onların geleceğe yönelik bilgi olarak algılanmasına neden olmaktadır. Son yıllarda dinamik ekonomik çevre ve elbette ki küresel anlamda yaşanan muhasebe düzenlemelerinin sonucu olarak ileriye dönük bilgi ile ilgili çalışmalar büyük ölçüde önem kazanmıştır. Dolayısıyla, sadece geçmişe dönük bilgi yeterli olmamakta, yatırımcılar akıllıca karar verebilmek için ileriye dönük bilgi talep etmektedirler. Diğer bir yandan, kurumsal yönetim bilgi asimetrisi ve vekâlet problemini azaltan, buna bağlı olarak finansal raporlamayı ve sunum kalitesini etkileyen bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, bu tez Türkiye'de karşılıkların ne ölçüde sunulduğunu ortaya çıkarmayı ve karşılıklar ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, 2005-2010 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST)'dan 1078 firma-yıl verisi kullanılarak panel veri analizi yöntemi uygulanmaktadır. Genel bulgular 1078 firma-yıl gözlemi içerisinde %62'sinin karşılık ayırdığını ve bunlar arasında sadece %32'sinin IAS 37'nin tam açıklama gerekliliklerini karşıladığını göstermektedir. Ayrıca, karşılık ayıran firmalar karşılık ayırmayanlar ile karşılaştırıldığında, daha büyük yönetim kurulları, daha yoğun sahiplik yapıları ve daha fazla kurumsal sahipler ile karakterize olmaktadır. Aynı zamanda, büyük yönetim kurulları, yüksek yönetim kurulu bağımsızlığı ve yoğun sahiplik yapısına sahip olan firmaların TK/TY oranı daha yüksektir. Son olarak, tam açıklama yapan firmalar daha büyük yönetim kurullarına, daha yüksek sahiplik yoğunluğuna ve kurumsal sahiplere ve daha az CEO ikiliğine sahiptirler.Doctoral Thesis A Creative and Innovative Design Approach To a Traditional Cuisine: A Comparative Study on Turkish Cuisine(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Özgönül, Sedef; Özcan, Ahmet CanBu tez, Türkiye'nin zengin kültürel, tarihi ve coğrafi mirası içinde önem taşıyan geleneksel Türk mutfağına yaratıcı ve yenilikçi tasarım yaklaşımlarını keşfetmeye yönelik karma yöntemli bir araştırma girişimi yürütmektedir. Türk mutfağının zenginliği ve çeşitliliği yaygın kabul görmesine rağmen, bu anlatılarla sınırlı kalmaktadır. Bu durum güzel kelimeler ardına saklanmış bir problemdir. Bu çalışma, mutfağın tasarlanmış bir olgu olarak kabul edilebileceğini öne sürmektedir. Öncelikle bu bakış açısı doğrultusunda Türk yemek kültürü ile Türk mutfağı arasında bir ayrım yapılmaktadır. Ardından tasarım düşüncesi, yaratıcılık, mutfak yaratıcılığı ve inovasyon literatürü ve Türk mutfağı alanlarını kapsayan kapsamlı bir literatür taraması yapılmıştır. Bu literatür taraması, üç araştırma sorusunu ele almayı amaçlamaktadır. İnceleme, teorik ve pratik bakış açılarını birleştiren kapsamlı bir yaklaşımı benimsiyor ve çeşitli disiplin perspektiflerinden yararlanıyor. Araştırma sorularına yanıt vermek için, bu farklı alanlardaki ortaklıkların ve eşitsizliklerin karşılaştırmalı bir analizini ve sentezini içeren disiplinler arası bir metodoloji kullanılır. Bu tez, her biri belirli bir araştırma sorusuyla uyumlu üç ayrı çalışmayı kapsamaktadır. İlk çalışma, Türk mutfağının mutfak yaratıcılığını etkileyen makro-çevresel faktörleri belirlemeyi ve doğrulamayı amaçlamaktadır. Başlangıçta, mutfak yaratıcılığını şekillendiren çevresel faktörler hakkında bilgi edinmek için Türk mutfağında uzmanlaşmış uzmanlar ve şeflerle görüşmeler yapıldı. Daha sonra, görüşmelerden elde edilen içgörüler, veri toplama için birincil araç olarak hizmet veren bir anketin oluşturulmasında kullanılmıştır. Keşfedici bir faktör analizi yoluyla, Türk mutfağının mutfak yaratıcılığına önemli katkı sağlayan altı temel çevresel faktör belirlendi. Bu faktörler (1) siyaset ve ekonomi, (2) eğitim, (3) kültür, (4) medya ve küreselleşme, (5) teknoloji, bilim ve tasarım ve (6) turizmi içerir. İkinci çalışma, tasarım disipliniyle ilgili literatürden içgörüler alarak, mutfak alanına özel olarak uyarlanmış bir tasarım odaklı düşünme modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bunun için uluslararası gastronomi sektöründe Türk mutfağını temsil eden şeflerle görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler, şeflerin yeni yemekler veya menüler geliştirirken yaratıcı süreçlerinde yer alan aşamaları ve süreçleri anlamayı amaçlıyordu. Görüşmelerden toplanan verilerin niteliksel analizi yoluyla, tasarım odaklı düşünme ilkelerine dayanan bir çerçeve ortaya çıkmaya başladı. Bu çerçeve, Türk mutfağında şeflerin uyguladığı yaratıcı süreçleri anlamak ve tanımlamak için bir temel oluşturdu. Bu süreçlerin geçerliliğini ve güvenilirliğini sağlamak için müteakip bir anket yapılmıştır. Sonuç olarak 7 aşamalı bir model formüle edilmiş ve "mutfak tasarım düşüncesi" olarak adlandırılmıştır. Mutfak tasarımı düşünme modelinin aşamaları empati, tanımlama (dışarıda yemek yeme), fikir üretme, prototip oluşturma, menü geliştirme, test etme ve tatma, pişirme ve servis etmeyi kapsar. Üçüncü çalışma, Türk mutfağındaki mutfak ürünlerinde yaratıcılık ve tasarımla ilişkilendirilen özellikleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Önceki iki çalışmada katılımcılardan edinilen bakış açıları ve anlayışlardan yola çıkarak, Türk mutfağında mutfak ürünlerinin yaratıcılığına ve tasarımına katkıda bulunan özellikler incelenmiştir. Yapılan görüşmelerin analizi sonucunda bir anket geliştirilmiştir. Ortaya çıkan keşfedici faktör analizi, mutfak ürünlerini karakterize eden üç kapsayıcı özelliği ortaya çıkardı. Bu nitelikler, tasarım ve yaratıcı ürün yaklaşımları birleştirilerek incelenmiştir. Sonuç olarak, yaratıcı bir mutfak ürününün aşağıdaki niteliklere sahip olduğu bulundu: (1) çekicilik veya yenilik, orijinallik, duyusal uyarım, öncü nitelikler, sürpriz unsurlar ve duyguları veya anlatıları uyandırma yeteneği; (2) uygulanabilirlik veya çözünürlük, tadı, sağlıklılığı, doyuruculuğu ve anlaşılırlığı kapsayan; ve (3) uygulanabilirlik veya detaylandırma, iyi hazırlanmış, müşteri beklentilerini karşılayan ve benzersizliği sergileyen. Özetle bu çalışma, yaratıcı ve yenilikçi tasarım yaklaşımlarını Türk mutfağına kazandırmayı amaçlayan bir model ortaya koymuştur. Bu modelde, şefler tarafından yaratılan ve hem bireysel yemekleri hem de kapsamlı menüleri kapsayabilen ürünlere odaklanılıyor. Önerilen model, bu mutfak ürünlerinin yaratıcı özelliklerini ortaya çıkarmak için mutfak tasarımı düşünce modelinde belirtilen aşamaların kullanılmasını önermektedir. Bununla birlikte, mutfak tasarımı odaklı düşünme modelinin başarılı bir şekilde uygulanmasının ve geleneksel Türk mutfağında yaratıcı ve yenilikçi yaklaşımların hayata geçirilmesinin, destekleyici çevresel faktörlere bağlı olduğunu kabul etmek çok önemlidir. Bu faktörler, mutfak tasarımı düşüncesi modelinin uygulanmasını kolaylaştırmada ve Türk mutfağı bağlamında yaratıcı ve yenilikçi uygulamaları teşvik etmede çok önemli bir rol oynamaktadır.Doctoral Thesis Designing an Oil Curse Index (oci): Measuring the Oil Curse Tendency of the Countries Within an Economic Growth Perspective(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Akcura, Evrim Özyorulmaz; Binatlı, Ayla Oğuş; Biresselioğlu, Mehmet EfeDoğal kaynaklar bakımından zengin olan ülkelerin ekonomik performanslarının, kaynak yoksulu ülkelere kıyasla nispeten düşük olması, ekonomi literatüründe "kaynak laneti" olarak adlandırılmaktadır. Zengin doğal kaynaklara sahip olunması, ülkelerin büyüme ve gelişme süreçleri açısından önemli bir üretim faktörü olduğu için, bu kaynakların plansız ve bilinçsiz kullanımı neticesinde, Hollanda Hastalığı, yolsuzluk, otoriter rejim, zayıf yönetişim, gelir dağılımı eşitsizliği, iç savaş ve çatışma riski ile rant arayışı gibi gelişememezliğin yol açtığı birçok önemli sorunla karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olmaktadır. Bu plansız ve bilinçsiz kullanıma ilaveten, ekonominin dinamiklerini tamamen doğal kaynak kullanımına bağlamak, kaynak laneti hipotezine çekilen dikkatin günümüzde daha da artmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda, Sachs and Warner (1995; 1997; 1999; 2001) tarafından gerçekleştirilen seri halindeki ampirik çalışmalarla birlikte kaynak laneti literatürü, doğal kaynakların ekonomik büyüme üzerindeki negatif etkisine vurgu yaparak, oldukça geniş bir çerçeveye yayılmaya başlamıştır. Mevcut yazındaki ekonometrik tabanlı birçok araştırma ve çalışma doğal kaynakların olumsuz ekonomik etkileri üzerine yoğunlaşırken; bazı çalışmalar da Norveç ve Botswana gibi ülkeler örnek gösterilerek, doğal kaynakların bir lanet olmaktan çıkıp, doğru uygulama ve politikalarla aslında bir nimete döneşebileceğini vurgulamıştır. Uzun yıllardır, en önemli fosil yakıt kaynaklarından biri olan petrol ve bu kapsamda özellikle Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı, Orta Doğu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Sahra Altı Afrika gibi zengin petrol kaynağına sahip bölgeler ile Irak, Venezuela, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya gibi ülkeler kaynak laneti literatürüne de bu yolla sıklıkla konu olmuştur. Ancak mevcut literatür incelendiğinde petrol kaynağına sahip ülkeleri merkezine alan ve ilgili ülkelerin petrol lanetine yatkınlıklarının ölçüldüğü detaylı bir çalışma olmadığı görülmektedir. Bu kapsamda, bu tez literatürde ilk defa petrol rezervine sahip 41 ülkenin 2002-2015 yılları arasındaki petrol laneti performasını, altı farklı ekonomik ve politik göstergenin yer aldığı Ana Bileşenler Analizi metodunu kullanarak, sistematik ve kapsamlı bir endeks oluşturulması yoluyla incelemiştir. Endeks sonuçlarına göre, petrol laneti bağımlılığı en az olan ülkeler İtalya, Çin, İngiltere ve Amerika olurken; Irak, Suudi Arabistan, Sudan ve Kuveyt petrol laneti performansı en düşük ülkeler olarak dikkati çekmektedir. Endeks sonuçlarına bakılarak, petrol laneti performansı düşük olan ülkelerin başarısında rol oynayan faktörler, petrol laneti performansı yüksek olan ekonomilerin dinamikleri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Petrol Laneti Endeksi'nin en dikkat çekici bulgusu, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasındaki petrol laneti performansındaki farktır. Endeks ayrıca, doğal kaynak zenginliğinin bir lanetten öte nimete dönüşmesinin gerçekleşebildiği bazı istisnai durumların da altını çizmektedir. İlaveten, endeksin sonuçları, doğal kaynak zenginliğinin getirdiği yolsuzluk, siyasi istikrarsızlık, rant arayışı davranışı ve çatışma riskinin yanı sıra, ekonomik çeşitlendirmedeki eksiklik nedeniyle Hollanda Hastalığı'yla sonuçlanan bozucu etkilere de dikkati çekmektedir. Bu kapsamda tezin ikinci kısmında, oluşturulan endeksin geçerliliğini kanıtlamak ve doğrulamak amacıyla endeks sonuçları, Mankiw-Romer-Weil (1992)'in ekonomik büyüme modelinde aynı ülkelerin yer aldığı ve 2002 ve 2015 yıllarını kapsayan birçok ekonomik, politik ve sosyal değişkenin yer aldığ panel regresyon analizlerinde bir gösterge olarak kabul edilmiştir. Ampirik bulgular, oluşturulan endeksin ekonomik büyüme üzerindeki bozucu etkilerini kanıtlamaktadır.Doctoral Thesis Designing the Sensory Tourist Experience: Spice Bazaar(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Telek Altıparmakoğulları, Ceyda; Hasirci, Deni̇zDuyusal deneyim çalışmaları turistlerin yaşamış oldukları deneyimlerinde duyuların öenmli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Turizm sektörü ülke ekonomisi açısından önemli bir yere sahiptir. Turizm ile ilgili yapılan çalışmalar, beş duyunun etkileşim tabanlı deneyim ve turistik deneyim stratejileri geliştirmek için önemini ortaya koymaktadır. Bunun için doğru atmosferi tasarlamak ve geliştirmek oldukça önemlidir. Tezin amacı, Mısır Çarşısı gibi turistik bir örnek atmosfer üzerinden duyusal deneyimi anlamak ve bu deneyimin duyusal bir haritasını oluşturmak hedeflenmiştir. Çalışma, turistik atmosferin beş duyu ile nasıl algılandığını keşfederek tasarım disipline katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu kapsamda turist deneyimini ve turist tercihinin duyusal deneyim yönlerini keşfedilmesi ile turistik atmosferler ve çevrelerine yönelik tasarım ve iyileştirme çalışmalarına yönelik yeni öngörülerin ortaya çıkarılması planlanmıştır. Turistik deneyim ve turistik atmosferde tasarım disiplinlerinin nasıl etkileşim kurduğunun duyusal deneyimlerin araştırılmasıyla farkındalığın sağlanacağı öngörülmektedir.Doctoral Thesis Dijital moda kullanıcı deneyimlerinde artırılmış gerçekliğin kabulü ve kullanımı(2026) Günduru, Beliz; Deniz, DenizFashion industry has transformed by the rapid evolution of digital technologies. As one of these technologies, Augmented Reality (AR), emerging as a significant tool that enhance user experience. In this regard, this doctoral thesis investigates acceptance and use of AR as fashion user experience among Generation Z, a digital native cohort whose behavioral responses are essential for understanding technology-driven experiences. This study adopted an extended version of the Unified Theory of Acceptance and Use of Technology 2 (UTAUT2) model by integrating Perceived Value (PV) and Individual Innovativeness (II) dimensions. An experiential research design was employed with 310 participants in the data collection process. Each participant was asked to interact with a specific highly advanced mobile AR application before completing a structured questionnaire consisting of 23 items measured on a 5-point Likert scale. To validate the measurement and structural models, Structural Equation Modeling (SEM) was conducted. The findings show that the extended UTAUT2 model explains 75% of Behavioral Intention (BI), and indicatesstrong predictive validity. Performance Expectancy (PE), Habit (H), Individual Innovativeness (II), and Perceived Value (PV) significantly predicted behavioral intention (BI). However, Effort Expectancy (EE) and Hedonic Motivation (HM) did not demonstrate significant effects. The acceptance and use of AR are driven by consumers' evaluation of overall benefits as the inclusion of Perceived Value (PV) has strengthened the model. This doctoral thesis aims to advance the theoretical understanding of AR acceptance in digital fashion user experiences and provide practical implications for fashion retailers seeking to optimize immersive digital fashion experiences.

