TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
Browsing TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection by Department "İEÜ, Fen Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü"
Now showing 1 - 20 of 40
- Results Per Page
- Sort Options
Article Aıds Bilgi ve Tutum Ölçeklerinin Geliştirilmesi ve Psikometrik Özelliklerinin Sınanması(2018) Arslan, Hatice Sevgi; Aydemir Çaylı, Nuran; Yakın, İbrahimBu çalışma, AIDS’e dair bilgi ve tutumları ölçmek için kullanılabilecek Türkiye’yehas iki ayrı ölçek geliştirmeyi ve bunları psikometrik açıdan değerlendirmeyihedeflemektedir. Bu amaçla, 37 maddelik bir bilgi ölçeği ve 23 maddelik birtutum ölçeği, İzmir’in farklı üniversitelerinde okuyan yaşları 17 ve üstü olan1025 öğrenciye kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılarak testedilmiştir. Bilgi ölçeğinin madde ve faktör analizlerinden sonra ölçekten 16madde çıkarılmıştır. Oblik döndürme sonucu, varyansın %34’ünü açıklayanüç temel bileşen olduğunu göstermiştir. Bilgi ölçeğinin güvenirliğini sınamakiçin Kuder-Richardson-20 katsayısı hesaplanmış ve .76 olarak bulunmuştur.Tutum ölçeği için faktör analizi yapıldıktan sonra 6 madde çıkarılmıştır. Oblikdöndürme, varyansın %42.43’ünü açıklayan iki temel bileşeni ortaya çıkarmıştır.Ölçeğin Cronbach alfa değeri .90 olarak bulunmuştur. İki ölçek arasındaki ilişkiincelendiğinde ise, AIDS konusunda daha fazla bilgiye sahip kişilerin AIDS’ekarşı daha olumlu tutuma sahip olduğu gözlenmiştir. Özgün olarak geliştirilmiş 21maddeden oluşan AIDS Bilgi ve 17 maddeden oluşan AIDS Tutum ölçekleriningeçerlik ve güvenirliğine dair elde edilen bulgular, ölçeklerin ileride yapılacakaraştırmalarda kullanılmak için uygun olduklarını göstermektedir.Article Bedensel Öz-bilincin Nörolojik Temelleri ve İlişkili Psikopatolojiler(2020) Tekgun, Ege; Erdeniz, BurakBedenden gelen farklı duyusal bilgilerin dinamik bir şekilde işlenmesine bağlı olarak insanların bedensel farkındalıklarının değişmesi, bedensel öz-bilinç yaklaşımının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Son yıllarda yapılan çalışmalara göre farklı duyu sistemlerinden gelen bu duyusal bilgilerin (örn. vestibüler, bedensel-duyusal) birlikte işlenmesi ve yorumlanması, bedensel özbilincin oluşması için temel bir gereksinim olarak gözükmektedir. Bu bağlamda duyusal sinyallerin uyumlu ya da uyumsuz olması sonucunda hem uzuv hem de tüm beden algısında çarpıcı değişimler gözlenmektedir. Bu alanda yürütülen çalışmaların temel varsayımı, bedensel deneyimlerin farklı duyulardan gelen sinyallerin tümleştirilerek birlikte işlenmesi sayesinde olduğu yönündedir. Bu makaledebedensel öz bilincin deneysel olarak nasıl çalıştığını incelenmesi ve altında yatan duyusal süreçlerin tartılması amaçlanmıştır. Buna ek olarak, daha önce yapılan deneysel çalışmaların kısıtları tartışılmıştır.Research Project Covid-19 Kaynaklı Kaygının Yaygın Anksiyete Bozukluğuna Etkisinde Maneviyat, Farkındalık, Bilişsel Kontrol ve Esneklik Değişkenlerinin Rolü(2020) Meral Öğütçü, YaseminGiris: COVID- 19 salgını insan psikolojisine dair bir tehdit olusturmakta ve anksiyetede artısa sebep olmaktadır (Duan, 2020). Bireyler pandemi sürecindeki belirsizlikle birlikte saglık, ekonomi, egitim ya da gelecek gibi farklı alanlar hakkında endise duymaktadırlar. Bu nedenle, Yaygın Anksiyete Bozuklugu (YAB) semptomlarında artıs olması beklenmektedir. Mevcut çalısma, COVID- 19 kaynaklı endise ve YAB semptomları arasındaki iliskiyi incelemeyi ve maneviyat, farkındalık, bilissel kontrol ve bilissel esneklik faktörlerinin bu iliski üzerindeki aracı rollerini arastırmayı amaçlamıstır. Yöntem: Bu çalısmaya 18 ile 75 yasları arasındaki 458 kisi (78.4% kadın, 21.6% erkek) katılmıstır. Veriler COVID-19 kaynaklı endise, YAB semptomları, Maneviyat, Bilinçli Farkındalık, Bilissel Esneklik ve Bilissel Kontrol öz- bildirim ölçekleri kullanılarak çevrimiçi yolla toplanmıstır. Bulgular: Mevcut çalısmanın sonuçları, koronavirüs kaynaklı endisenin YAB semptomlarını anlamlı biçimde yordadıgını göstermistir. Pandeminin sonuçlarına iliskin endiseler arttıkça (ekonomik zorluklar, saglık problemleri) YAB semptomlarında da artıs görülmüstür. Ayrıca, bu iliski Bilinçli Farkındalık ve Bilissel Kontrol tarafından aracı edilmistir. Bilinçli Farkındalıgı ve Bilissel Kontrolü yüksek olan kisiler daha az YAB semptomu sergilemislerdir. Maneviyat ve Bilissel Esneklik faktörlerinin, anksiyete semptomlarını azaltan bir etkisi oldugu gösterilmis olsa da COVID- 19 kaynaklı anksiyete üzerinde etkisi bulunmamıstır. Sonuç: YAB?da, kisilerin endiseleri gerçek dısı degildir ancak çogunlukla gerçek bir tehdit ile de baglantılı degildir. Öte yandan, pandemi sırasındaki endiseler gerçek bir tehdit ile iliskilidir. Bu nedenle, pandemi hakkındaki inançlar ve düsünceler uyumsuz olmayabilir. Bu inançları degistirmektense, Bilissel Kontrolde oldugu gibi dikkati amaç dogrultusunda yönlendirebilme becerisine sahip olmak daha anlamlı olabilir. Ayrıca, pek çok insan pandemiden olumsuz sekilde etkilenmistir. Bu deneyimleri yargılayıcı olmayan bir sekilde kabul etmek daha saglıklı bir yol olabilir. Sonuçlarımız, pandemi sırasında YAB semptomlarına sahip olan bireylerin Bilinçli Farkındalık ve Bilissel Kontrol temelli müdahalelerden faydalanabilecegini vurgulamaktadır.Article Covıd-19 Korkusu ve Psikolojik Sıkıntı İlişkisinde Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejilerinin Aracı ve Düzenleyici Rolü(2023) Sayınta, Senanur; Gürül, Başak; Tuna, Ezgi; Koçak, HaticenurCOVID-19 salgını, bireylerin fiziksel ve psikolojik iyilik hallerine dünya çapında bir tehdit oluşturmuştur. Yapılan çalışmalar, korku ve kaygının salgına karşı verilen en yaygın tepkiler arasında olduğunu göstermektedir. COVID-19 korkusunun psikolojik sıkıntı düzeylerinin yükselmesine katkıda bulunduğuna dair bilimsel kanıtlar düşünüldüğünde, bu duygunun etkili bir şekilde düzenlenememesi, psikolojik bozuklukların başlaması için bir yatkınlık oluşturabilir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı ve düzenleyici rolünü incelemektir. Veriler, 587 Türk yetişkinden (Ort.yaş = 37, SS = 15.25) COVID- 19 korkusu, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve psikolojik sıkıntı ölçümlerini içeren çevrimiçi öz bildirim anketleri aracılığıyla toplanmıştır. COVID-19 korkusu ve psikolojik sıkıntı düzeyi ilişkisinde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı olduğu çoklu aracılık modeli test edilmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre; kabullenme, ruminasyon, felaketleştirme ve başkalarını suçlama stratejilerinin COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü üstlendiği görülmüştür. Kabullenme stratejisinin bu ilişkideki düzenleyici rolü de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre, kabullenme stratejisini daha sık kullananlarda COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasında daha güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Bulgular, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kullanımının bireylerin COVID-19 korkusu ve psikolojik sıkıntı düzeyi arasındaki ilişkide rol oynadığını göstermiştir. Görece daha az işlevsel olan duygu düzenleme stratejilerinin kullanımını azaltmayı hedeflemek, salgından etkilenen bireylerde psikolojik iyilik halini artırmak için etkili bir yol olabilir.Article Covıd-19 Korkusu ve Psikolojik Sıkıntı İlişkisinde Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejilerinin Aracı ve Düzenleyici Rolü(2023) Sayınta, Senanur; Gürül, Başak; Tuna, Ezgi; Koçak, HaticenurCOVID-19 salgını, bireylerin fiziksel ve psikolojik iyilik hallerine dünya çapında bir tehdit oluşturmuştur. Yapılan çalışmalar, korku ve kaygının salgına karşı verilen en yaygın tepkiler arasında olduğunu göstermektedir. COVID-19 korkusunun psikolojik sıkıntı düzeylerinin yükselmesine katkıda bulunduğuna dair bilimsel kanıtlar düşünüldüğünde, bu duygunun etkili bir şekilde düzenlenememesi, psikolojik bozuklukların başlaması için bir yatkınlık oluşturabilir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı ve düzenleyici rolünü incelemektir. Veriler, 587 Türk yetişkinden (Ort.yaş = 37, SS = 15.25) COVID- 19 korkusu, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve psikolojik sıkıntı ölçümlerini içeren çevrimiçi öz bildirim anketleri aracılığıyla toplanmıştır. COVID-19 korkusu ve psikolojik sıkıntı düzeyi ilişkisinde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı olduğu çoklu aracılık modeli test edilmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre; kabullenme, ruminasyon, felaketleştirme ve başkalarını suçlama stratejilerinin COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü üstlendiği görülmüştür. Kabullenme stratejisinin bu ilişkideki düzenleyici rolü de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre, kabullenme stratejisini daha sık kullananlarda COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasında daha güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Bulgular, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kullanımının bireylerin COVID-19 korkusu ve psikolojik sıkıntı düzeyi arasındaki ilişkide rol oynadığını göstermiştir. Görece daha az işlevsel olan duygu düzenleme stratejilerinin kullanımını azaltmayı hedeflemek, salgından etkilenen bireylerde psikolojik iyilik halini artırmak için etkili bir yol olabilir.Article Effect of Emotional Content on Memory Characteristics: Emotional Valence, Emotional Intensity, and Individual Emotions(2022) Konukoğlu, Kıvanç; Boyacıoğlu, İnci; Ergiyen, TolgaThe aim of the present study is to examine the relationships between the emotional valence and emotional intensity of autobiographical memories and the phenomenological characteristics of memories in the context of individual emotions and memory types. Seven hundred and sixty-four students (514 female, 250 male) from Dokuz Eylul University participated in the study. Participants were asked to recall an childhood memory, a self-defining memory, or a romantic relationship memory. After thinking about the memory they remember, they were requested to fill out the Autobiographical Memory Characteristics Questionnaire and a scale for intensity of individual emotions. Regression analyses showed that emotional intensity of the memories predicted the sensory details, rehearsal, and preoccupation with emotions. In moderated-mediation analyses, mediating effects for emotional intensity were detected between individual emotions and memory characteristics, except for the negative self-esteem emotions. Among these analyses, a moderating effect of memory types was detected only for the relationships between hostile emotions and anxiety-related emotions and the memory characteristics through the mediation of emotional intensity. While the intensity of singular emotions showed stronger relationship with emotional valence, the main variable that predicted memory characteristics overall was the emotional intensity.Article The Effect of Person Organization Value Congruence Regarding Organizational Opportunities for Personal Development on Work Engagement: Moderating Role of Organizational Tenure(Turkish Psychologists Assoc, 2019) Peker, Mehmet; Ersoy, Nevra Cem; Giray, Muazzez DenizThis study examines the effect of person-organization value congruence regarding opportunities for personal development provided by the organization on work engagement. A curvilinear relationship between value congruence regarding opportunities for personal development and work engagement was hypothesized, building on the job demands-resources, mediation of burnout and engagement, and attraction-selection-attrition models. It was also hypothesized that organizational tenure would moderate the curvilinear relationship between value congruence and work engagement. Data were collected from 204 white-collar employees. Both difference score-based polynomial regression analysis and response surface analysis results provided support for the curvilinear value congruence - work engagement relationship. Moreover, as expected, organizational tenure moderated this relationship: The effect of value congruence on work engagement was stronger for employees with shorter tenure compared to those with longer tenure. Findings not only highlight the importance of value congruence regarding opportunities for personal development in work engagement, but also the role of tenure in this relationship.Article Ergenin Açık ve İlişkisel Saldırganlığının Duygusal Güvenlik Kuramı ve Kendini Belirme Kuramı Çerçevesinde Değerlendirilmesi(2024) Kocak, AylinBu araştırmanın amacı, Duygusal Güvenlik Kuramı ve Kendini Belirleme Kuramı ışığında, ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaç doyumunun aracı rolünü incelemektir. Araştırmaya, çoğunluğu orta sosyoekonomik düzeyden gelen ve ortaokul veya liseye devam eden toplam 234 ergen katılmıştır. Katılımcıların yaşları 11 ile 18 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 15.60’tır (%49 erkek). Araştırmada veri toplamak amacıyla Duygusal Güvenlik Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Çocukların Sosyal Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Temel aracılık analizi yapısal eşitlik modellerinden yol analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yol analizi sonucunda, ergenlerin artan duygusal güvensizliğinin temel psikolojik ihtiyaç doyumlarını azalttığı, bunun da daha fazla açık ve ilişkisel saldırganlıkla ilişkili olduğu ve temel psikolojik ihtiyaç doyumunun ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Ek analizler ise yalnızca ilişkisellik ihtiyaç doyumunun ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkilere aracılık ettiğini göstermiştir. Ergenlerin duygusal güvensizliğinin, özellikle ilişkisellik ihtiyacı olmak üzere, temel psikolojik ihtiyaçlar aracılığıyla açık ve saldırganlıkla olan ilişkisine yönelik bulgular, iki kuram çerçevesinde kültürel boyutlar dikkate alınarak tartışılmıştır.Correction Exploring the Association Between Calling and Work Engagement: the Mediating Role of Psychological Needs Satisfaction and Perception of Meaningful Work (vol 43, Pg 345, 2023)(Istanbul univ, fac letters, dept psychology, 2024) Cem Ersoy, Nevra; Peker, Mehmet; Giray, Muazzez Deniz; Ersoy, Nevra Cem[No abstract available]Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1From Self-Esteem To Mental Health: Empathy as Mediator(Ani Yayincilik, 2011) Simsek, Omer Faruk; Bozanoglu, IhsanProblem Statement: Although self-esteem has been considered an end-state of mental health or a defense mechanism, recent theoretical and empirical findings questions its status in the field of psychology. As a result of such a framework, research mainly concentrated on mean differences in self-esteem and the consequences of these differences for mental health. However, some theoretical considerations imply that self-esteem should be considered a dynamic human striving, which contributes to mental health through its effects on other variables related to the construction and maintainance of social relationships such as empathic tendency. Thus, it is a requisite to understand the mediatory factors connecting self-esteem and mental health. Purpose of the Study: The purpose of this study was to understand whether the relation between self-esteem and mental health is mediated by empathic tendency. In other words, a structural model with direct paths from self-esteem to empathic tendency and paths from empathic tendency to life-satisfaction, happiness, and psychopathology were specified. Method: A structural model was tested using structural equation modeling. Before the structural model, a measurement model was tested. A measurement model is structured using the item-parceling method. Different goodness of fit statistics were used to assess models such as the Goodness of Fit Index (GFI), Adjusted Goodness of Fit Index (AGFI), and Root Mean Square Error of Approximation (RMSEA). Findings and Results: The results showed that both the measurement model and structural model fitted the data reasonably. Mediation tests indicated that the relation between self-esteem and well-being (life satisfaction and happiness) is partially mediated by empathic tendency, while the relation between self-esteem and ill-being is fully mediated. Conclusions and Recommendations: The idea that self-esteem is good in itself and an end state that should be satisfied for mental health should be re-evaluated. Empathic tendency is one important mediatory variable in understanding the effect of self-esteem on mental health. Its effects on mental health through other social or individual dynamics should be evaluated in future research.Research Project Genç ve Yaslı Yetiskinlerde Dönüsen Algılama Sırasındaki Beyin Salınımları Degisiklikleri(2020) Başar, CananMultistabil algı, bilim insanları ve felsefeciler tarafından 200 yılı askın süredir çalısılmaktadır. Bu literatürün zenginligi, daha henüz beyin görünteleme yöntemleriyle incelenmemis birçok ilginç bulgu saglamaktadır. Bu bulgulardan bir tanesi de ileri yasın beraberinde getirdigi algısal dönüsüm yavaslamasıdır. Bu tezin hedefi, yaslı katılımcıların teta, alfa ve gama dalgalarındaki degisimi bu yas etkisine sebebiyet veren asagıdan-yukarı ve yukarıdan-asagı süreçlerdeki degisimlerle iliskilendirmektir. Bu amaçla, genç ve yaslı katılımcıların elektroensefalografisi (EEG) bir stroboskopik alternatif hareket uyaranının sürekli gösterimi sırasında kaydedilmistir. Algısal degisimle alakalı aktiviteleri artan dikkat ve karar verme ile alakalı aktivelerden ayırt edebilmek için bir kontrol uyaranı da kullanılmıstır. Bulgular, frontal teta yanıtında artıs ve posterior alfa desenkronizasyonu göstererek genç yetiskinlerin önceki EEG bulgularını tekrarlamıstır. Öte yandan, yaslı yetiskinlere yönelik bulgular teta ve alfa yanıtlarında önemli topografik degisiklikler göstermistir. Oksipital alfa desenkronizasyonu yaslı yetiskinlerde görülmemesine ragmen bu katılımcılarda önemli bir frontal alfa desenkronizasyonu gözlemlenmistir. Aynı zamanda yaslı yetiskinlerde frontal teta yanıtı görülmezken onun yerine oksipital bölgede bir teta yanıtı bulunmustur. Kontrol görevinin bulguları bu farkın algısal dönüsüme özel oldugunu göstermektedir. Iki grup için de içkaynaklı algısal dönüsümle alakalı gama yanıtlarının ise posterior alanlarda anterior alanlara göre daha belirgin oldugu bulunmustur. Fakat genç grubun gamma yanıtları yaslı gruba göre daha erken gerçeklesmistir. Önceki arastırmalar osilasyon yanıtlarındaki ileri yasla alakalı topografik degisimlerin salt bozulmadansa telafiyi temsil ettigini göstermistir. Bulgularımız önceki çalısmalarla uyusmaktadır. Bu tez, multistabil algı paradigmasında ileri yasla beraber görülen çoklu osilasyon aglarındaki telafi davranısının ilk bulgusunu ortaya koymustur.Article Heteroseksüel ve Homoseksüel Aldatılmaya Verilen Tepkilerde Gözlenen Cinsiyet Farklılıklarının İncelenmesi(2014) Çeti̇nkaya, Hakan; Hünler, Olga Selin; Çetinkaya, Seda Dural; Can, Seda; Kaya, Alp GirayAmaç: Bu çalışma ile kadın ve erkeklerin, farklı aldatılma senaryolarında (homoseksüel ve heteroseksüel) yer alan sadakatsizlik biçimlerinden (cinsel ve duygusal) hangisini daha rahatsız edici buldukları ve bu durumda ortaya çıkan duygu türünün ne olduğunun (öfke, tiksinme, şaşkınlık, üzüntü ve kıskançlık) incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada, 449 erkek ve 432 kadın olmak üzere toplam 881 katılımcı yer almıştır. Katılımcılar, heteroseksüel veya homoseksüel sadakatsizliğe ilişkin senaryoların yer aldığı iki koşuldan birine tesadüfî olarak atanmış ve sunulan senaryo temelinde, katılımcılardan duygusal ya da cinsel aldatılma durumlarından hangisinin kendilerini daha çok rahatsız edeceğini belirtmeleri istenmiştir. Buna ek olarak, katılımcılardan, seçilen sadakatsizlik türüne bağlı olarak, en fazla hissedecekleri duyguyu belirtmeleri istenmiştir. Sunulan çalışmada, kategorik değişkenler arasındaki çok yönlü etkileşimlerin incelenmesine olanak sağlayan açımlayıcı çok yönlü frekans analizi kullanılmıştır. Bu yöntemle, aldatılmaya verilen tepkilere ilişkin dört kategorik değişkenin yer aldığı, hiyerarşik logaritmik doğrusal bir model geliştirilmiştir. Sonuçlar: Çalışma bulguları, aldatılmanın üremeyle sonuçlanma olasılığına bağlı olarak kadın ve erkek katılımcıların verdikleri tepkilerin farklılaştığını göstermiştir. Tartışma: Sunulan çalışmada farklı duygusal tepkilerin de hesaba katılması ile cinsel ve duygusal sadakatsizliğe verilen duygusal tepkinin kıskançlıkla sınırlı olmadığı bulunmuş, bulgular aldatılma sonrasında ortaya çıkabilecek tepkilerin yordanmasındaki önemi açısından tartışılmıştırArticle İkinci Derece Örtük Gelişme Modelleri ve Ölçme Eşdeğerliği(2011) Çetinkaya, Seda Dural; Somer, Oya; Korkmaz, Mediha; Can, Seda; Öğretmen, TucayBireylerin davranış ya da tutumlarına ilişkin birçok araştırma problemi, zamandaki değişimin incelenmesini gerektirmektedir. Öğrenme konusunun, değişim kavramından ayrı tutulamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, özellikle eğitim alanında bu tarz araştırmaların desenlenmesi, bu alandaki bilgilerimizin zenginleşmesine önemli katkılarda bulunacaktır. Bu çalışmada belirli bir özelliğin zaman içerisindeki doğrusal değişimi, Monte Carlo simülasyonu ile üretilmiş veri seti kullanılarak, ikinci derece örtük gelişme modelleri kapsamında ele alınmıştır. Analizlerin tümünde Mplus 5.1 programı kullanılmış; ilgili Mplus sentaksları açıklanmış ve model parametrelerinin yorumlanması üzerinde durulmuştur. Sunulan çalışmada ek olarak, örtük gelişme modellerinde ölçme eşdeğerliğinin nasıl test edileceği açıklanmıştır. Üretilen veri seti için analizler (1) temel örtük gelişme modeli, (2) örtük gelişme modelinde zayıf ölçme eşdeğerliği ve (3) örtük gelişme modelinde güçlü ölçme eşdeğerliği olmak üzere üç aşamada yapılmıştır.Article Kadına Psikolojik Eziyet Envanteri Kısa Formu Türkçe Uyarlaması(2017) Hünler, Olga Selin; Cem Ersoy, Nevra; Namer, YuditAmaç: Bu çal??man?n amac? Kad?na Psikolojik EziyetEnvanteri'nin (Tolman 1989) k?sa formunun Türkçeyeuyarlanmas?d?r. Çal??mada ölçe?in Türkçe k?sa formununpsikometrik özelliklerinin ara?t?r?lmas? amaçlanm??t?r.Yöntem: Çal??maya ya?lar? 23-55 aras?nda de?i?en(32.12±10.97 y?l) ve uygulama esnas?nda evli (%48) yada romantik ili?kisi olan (%47) toplam 852 kad?nkat?lm??t?r. Çal??mada kullan?lan de?erlendirme araçlar?Kad?na Psikolojik Eziyet Envanteri (KPEE), Boyun E?iciDavran??lar Ölçe?i (BEDÖ) ve demografik bilgi formundan olu?maktad?r. Do?rulay?c? yap? geçerlili?i için TemelBile?enler Analizi yap?lm??, ay?rt edici geçerlili?i hesaplamak için de BEDÖ ölçek toplam puan? ile KPEE aras?ndaPearson Ba??nt? Katsay?lar?na bak?lm??t?r. ?ç tutarl?l?k içinCronbach alfa iç tutarl?k katsay?lar?, iki yar?m testgüvenirli?i hesaplanm??t?r. Bulgular: Üç faktörlü yap?(K?s?tlama/Suçlama/Tehdit; Duygusal-Sözel ?iddet;Sorumluluk) varyans?n %64,3'ünü aç?klam??t?r. Tümölçe?in iç tutarl?l?k katsay?s? (Cronbach alfa) ,93; iki yar?mtest güvenirlikleri, birinci ve ikinci yar? için s?ras?yla ,90 ve,87; iki yar? aras? ba??nt? düzeyi de ,71 olarak bulunmu?tur. Sonuç: Kad?na Psikolojik Eziyet Envanteri Türkçe K?saFormu evli ya da romantik ili?kisi olan kad?nlar?n ya?ad?klar? psikolojik eziyeti ölçmek için kullan?labilecek geçerlive güvenilir bir araçt?rArticle Kadının Fiziksel Çekiciliğinin Değerlendirilmesinde Bel-kalça-oranının Rolü: Göz-izleme Sistemi Verileri(2008) Çetinkaya, Seda Dural; Gülbetekin, Evrim; Çeti̇nkaya, HakanSunulan çalışma ile vücut ağırlığı ve bel-kalça oranının kadında fiziksel çekiciliğin değerlendirilmesindeki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma örneklemi 18-22 yaşlarındaki 50 erkek ve 50 kadın, heteroseksüel katılımcıdan oluşmuştur. Farklı vücut ağırlığı ve bel-kalça oranına sahip toplam 12 kadını temsil edecek biçimde hazırlanmış üç boyutlu figürler erkek ve kadın katılımcılar tarafından çekicilik açısından öz-rapor tekniği ile değerlendirilmiştir. Değerlendirme sürecinde, katılımcıların figürleri inceleme biçimleri göz-izleme sistemi aracılığıyla kaydedilmiş, böylece katılımcıların rapor ettikleri çekicilik değerlendirmeleri görgül olarak test edilmiştir. Katılımcıların çekicilik raporlarına uygulanan Çok Boyutlu Ölçekleme (ÇBÖ) analizi, değerlendirmelerin vücut ağırlığından ziyade, bel-kalça oranı boyutu temelinde yapıldığına işaret etmiştir. ÇBÖ sonuçları, göz-izleme sisteminden elde edilen verilerle de desteklenmiştir. Öte yandan bulgular çekicilik değerlendirmeleri bakımından kadın ve erkek katılımcıların tercihlerinin farklılaştığına işaret etmektedir. Göz-izleme sistemi verileri, çekicilik tercihlerinde gözlenen söz konusu farklılığı açıklamaya yönelik destekleyici bulgular sağlamıştır. Bu farklılık bağlamında, bel-kalça oranının erkek için adaptif önemi evrimsel açıdan tartışılmıştır. Ek olarak, sunulan çalışmanın önemi, literatürde devam eden yöntemsel tartışma ve sorunlara çözümler üretmiş olması bakımından da değerlendirilmiştir.Article Kadınların Cinsiyet-içi Rekabette Kullandıkları Kötüleme Stratejilerinin Erkeklerin Eş Tercihleri Üzerindeki Etkisi(2010) Çeti̇nkaya, Hakan; Karaşar, Asu; Çetinkaya, Seda DuralSunulan çalışma ile kadınların cinsiyet-içi rekabette kullandıkları kötüleme stratejilerinin erkeklerin eş tercihleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda biri ön çalışma olmak üzere toplam dört çalışma yürütülmüştür. Ön çalışmada, diğer üç çalışmada kullanılmak üzere kadınların cinsiyet-içi rekabette kullandıkları kötüleme stratejilerine ilişkin bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Birinci çalışma, kadınların cinsiyet- içi rekabette hangi kötüleme stratejilerini daha sıklıkla kullandıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Sonuçlar, kadınların rakiplerinin rastgele cinsel ilişkide bulunduğuna ve sadakatsiz olduğuna yönelik kötüleme stratejilerini, rakiplerinin dış görünüşlerine ilişkin kötüleme stratejilerinden daha sıklıkla kullandıklarını göstermiştir. Erkeklerin eş seçiminde söz konusu kötüleme stratejilerinin hangisinden daha çok etkilendiklerini incelemek amacıyla yapılan ikinci çalışmada ise, ilk çalışmayla tutarlı bir şekilde, erkeklerin rastgele cinsel ilişkide bulunma ve sadakatsizliğe ilişkin kötüleme stratejilerinden daha fazla etkilendikleri bulunmuştur. Üçüncü çalışma, ikinci çalışmada elde edilen sonuçların erkek tarafından planlanan ilişkinin uzun süreli ya da kısa süreli olmasına göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ortalama yapılarıyla çoklu-örneklem doğrulayıcı faktör analizi sonuçlan, rastgele cinsel ilişkide bulunma ve sadakatsizliğe ilişkin kötüleme stratejileri bakımından uzun ve kısa süreli ilişki grupları arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Ancak, dış görünüşe ilişkin kötüleme stratejileri bakımından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur; kısa süreli ilişki durumunda erkeler dış görünüşe ilişkin kötüleme stratejilerinden daha fazla etkilenmiştir.Article Kişisel Gelişim Olanaklarına İlişkin Kişi-Kurum Değer Uyumunun İşe Adanmışlık ile İlişkisi: Çalışma Süresinin Rolü(2019) Ersoy, Nevra; Deniz, Muazzez Giray; Peker, MehmetBu çalışma kurumun sunduğu kişisel gelişim olanaklarına ilişkin çalışanın deneyimlediği değer uyumunun işe adanmışlık üzerindeki etkisini incelemiştir. İş Talepleri ve Kaynakları Modeli ile Tükenmişliğin ve Adanmışlığın AracılıkModeli’nden hareketle kurumun sunduğu kişisel gelişim olanaklarına ilişkin değer uyumunun işe adanmışlık ileeğrisel bir ilişki göstereceği ve Çekim-Seçim-Yıpranma Modeli’nden hareketle kurumdaki çalışma süresinin builişkide düzenleyici rol oynayacağı ileri sürülmüştür. Çalışma verisi 204 beyaz yaka çalışandan toplanmış ve farkdeğişkeni oluşturularak gerçekleştirilen polinom regresyon analizi ve tepki yüzey analizinin sonuçları değer uyumuile işe adanmışlık arasında eğrisel bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Kurumdaki çalışma süresi ise bu ilişkidedüzenleyici rol oynamıştır. Kurumdaki çalışma süresi daha az olan çalışanların işe adanmışlık düzeyleri değer uyumundan daha fazla etkilenmiştir. Çalışma sonuçları, iş kaynaklarının yanı sıra bu kaynaklara ilişkin değer uyumununönemini ve kurumdaki çalışma süresinin dikkate alınması gerekliliğini vurgulaması yönüyle önemlidir.Research Project Korku Belleğinin Geri Gelmesinin Girişimsel Olmayan Tekniklerle Önlenmesinde Uyarıcı Modalitesi Etkilerinin İncelenmesi(2013) Dural, Seda; Çeti̇nkaya, Hakan[Abstract Not Available]Article Kovid-19 Kaynaklı Endişenin Yaygın Anksiyete Bozukluğuna Etkisinde Bilinçli Farkındalık, Bilişsel Kontrol ve Bilişsel Esneklik Değişkenlerinin Aracı Rolü(Association for Clinical Psychology Research, 2024) Meral Öğütçü, Yasemin; Yakın, İ.; Çarboğa, G.; Bayram, Ö.E.; Meral, YaseminThe outbreak of COVID-19 presents a threat to human psychology and shows an increase in anxiety. With the uncertainty during the pandemic, individuals are concerned about different areas in their life such as health or economy. Thus, an increase in Generalized Anxiety Disorder (GAD) symptoms is expected. The present study aimed to investigate the association between COVID-19 concerns and GAD-symptoms, and the mediating roles of Mindfulness, Cognitive Control (CC), and Cognitive Flexibility (CF) in this relationship. 458 individuals aged between 18-75 (78.4% female, 21.6% male) participated in the present study. Data was collected online using self-reported questionnaires measuring concerns related to COVID-19, GAD-symptoms, Mindfulness, CC, and CF. The results of the present study showed that GAD-symptoms were significantly predicted by coronavirus concerns. The more worries about the pandemic outcome, the higher GAD-symptoms were reported. Moreover, this association was mediated by Mindfulness and CC. Mindful individuals and those with higher CC showed fewer GAD-symptoms. Even though CF has been found as decreasing anxiety symptoms, it did not affect coronavirus concerns. Regarding GAD, individuals’ worries are not unrealistic, but mostly not linked to real threat. During the pandemic on the other hand, worries are related to real danger. Thus, beliefs about the pandemic might not be maladaptive. Instead of changing these beliefs, having the ability to direct attention purposefully through CC might be more functional. Furthermore, accepting their experiences in a non-judgmental way might be adaptive. These results highlight that individuals with GAD-symp-toms might benefit from interventions based on Mindfulness and CC during the pandemic. © 2024 Association of Clinical Psychology Research. All rights reserved.Article Citation - WoS: 3Meslek Aşkı ve İşe Adanmışlık Arasındaki İlişki: İhtiyaçların Tatmini ve İşi Anlamlı Bulmanın Aracılık Rolleri(Istanbul Univ, Fac Letters, Dept Psychology, 2023) Ersoy, Nevra; Peker, Mehmet; Gıray, Muazzez Denızİş farklı şekillerde kavramlaştırılmaktadır. İş zevksiz ama yaşamı idame ettirmek için gerekli bir aktivite olarak algılanabilir. Bunun yanısıra iş anlamlı ve topluma katkı sağlayan bir araç olarak da görülebilir. İşlerini önemli ve yaşamda bir şeyleri değiştirmek olarak algılayan çalışanlarda meslek aşkı duygusu vardır. Meslek aşkı algısı bir insanların yararına toplumunda refahı sağlamak adına çalışmayı istemek anlamına gelmektedir. Meslek aşkı anlamlı amaçlara ulaşmayı sağladığı için kişilerin iyi olma haline ve yaşam doyumlarına katkı sağlar bu bağlamda bir çok kişisel ve kurumsal olumlu çıktı ile ilişkilidir. Araştırmalar meslek aşkı ve işe adanmışlık arasında pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ancak meslek aşkı algısının ve işe adanmışlığı nasıl ve neden yordadığı araştırılmamış bir konudur. Bu araştırma bu boşluğu doldurmaya amaç edinmiştir..Bu araştırmada ayrıca öz belirleme kuramı ve iş meslek aşkı kuramından faydalanılarak, meslek aşkı ve işe adanmışlık ilişkisinde işteki psikolojik ihtiyaç (özerklik, yetkinlik ve ilişkisellik) tatmini ve işi anlamlı bulmanın sıralı aracı rolü olduğu bir model sınanmıştır. Örneklem farklı okullarda çalışan 286 öğretmenden oluşmaktadır. Analiz sonuçları, meslek aşkı ve işe adanmışlık arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu ilişkide özerklik ve yetkinlik tatmini aracı role sahiptir. Ayrıca, özerklik ve ilişkisellik tatmini ve işi anlamlı bulmanın meslek aşkı ve işe adanmışlık ilişkisinde sıralı biçimde aracı role sahip olduğu bulunmuştur. Modelde yetkinlik ihtiyacı ve işi anlamlı bulmanın sıralı aracı rolü istatistiksel olarak anlamlı değildir Çalışma sonuçları, işteki temel psikolojik ihtiyaç tatminiyle işi anlamlı bulmanın meslek aşkı ve işe adanmışlık ilişkisinde rolü olan sıralı aracı süreçlerden olabileceğini göstermiştir. Bu çalışma öğretmenlere ve okul yöneticilerine öğretmenlik mesleğindeki meslek aşı ve işe adanmışlık arasındaki süreçleri anlamalarına katkı sağlamaktır. Okul yöneticileri ve öğretmenler çalıştıkları kurumları geliştirmek adına bir çalışmanın sonuçlarından yararlanabilirler.

