Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
99 results
Search Results
Master Thesis Yabancı Kelimelerin Marka Olarak Tescili(2026) Kocakaya, Turan; Uzunallı, SevilayBu tez, küreselleşme ve dijitalleşme ile hayatımıza her alanda nüfuz eden yabancı kelimelerin, Türk hukukunda marka olarak tescil edilebilirliğini incelemektedir. Çalışmada, AB ve Türkiye uygulamaları incelenmiş ve AB'deki tutarlı ve objektif değerlendirmelerin aksine, TÜRKPATENT ve Yargıtay kararlarında ilgili ortalama tüketici algısının tespitinde istikrarlı ve objektif ölçütlerin gözetilmediği tespit edilmiştir. Tespit edilen bu durum, hukuki güvenliği ve öngörülebilirliği zedelemektedir. Bu çalışmada, özellikle İngilizce yönünden yerleşik olduğu tespit edilen bilinirlik ön kabulü yerine, yabancı kelimelerin anlamının kural olarak bilinmediği yönünde bir adi karinenin esas alınması gerektiği savunulmaktadır. Söz konusu karinenin çürütülmesi için, denetime elverişli ve somut verilere dayalı bazı objektif ölçütler önerilmektedir. Önerilen ölçütler, dilbilimsel analiz, ampirik veriler ve marka sicil verisi gibi araçları içermektedir. Bu objektif ölçütler, mutlak ret sebeplerinden SMK m.5 a, b, c ve f bentleri ile SMK m.6 uyarınca nispi ret sebeplerinden karıştırılma ihtimali değerlendirmeleri için çözüme kavuşturulması gereken zorunlu bir ön sorun olarak konumlandırılmıştır. Yabancı kelimenin anlamının bilinip bilinmemesi, markanın ayırt edicilik düzeyini ve karıştırılma ihtimali analizinde görsel, işitsel veya kavramsal benzerliklerden hangisinin ön plana çıkacağını doğrudan etkilemektedir. Latin alfabesi dışındaki alfabelerden oluşan kelimelerin ise kural olarak şekil muamelesi gördüğü tespit edilmiştir. Tez ile önerilen objektif metodolojinin benimsenmesinin, hukuki güvenlik ve dürüst rekabet ilkelerinin tesisi için zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.Master Thesis Polisin Zor ve Silah Kullanma Yetkisinde Sınırın Aşılması(2025) Esen, Rana Elvin; Özbek, Veli ÖzerToplumdaki refah ve kamu düzeninin bozulmaması güvenlik ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple hukuk düzeni tarafından yasalar ile amaç ve sınırları belirlenmiş kolluk kavramı yaratılmıştır. Polisin yetkileri yasal düzenlemelerden gelmektedir. Polise verilen her türlü yetki kaynağını yasalardan almaktadır. Yasa koyucu polise verilen yetkileri düzenlediği gibi buna ilişkin sınırlarda hukuki denetimin nasıl yapılacağını da açıkça düzenlemiştir. Polise verilen zor ve silah kullanma yetkisinin şartlarının birinin bile yerine getirilmemesi durumunda hukuka aykırılık söz konusu olur. Çalışmamızda zor ve silah kullanma yetkisi ve bu yetkide sınırın aşılmasının hukuki boyutu, ilgili yasalar kapsamında detaylı şekilde incelenmiş; polisin kendisine verilen zor ve silah kullanma yetkisinde sınırı aşması durumunda cezai sorumluluğun yanı sıra idari ve hukuki sorumluluğunun da bulunduğu hususlarının üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Polisin zor ve silah kullanma yetkisi, Sınırın aşılması, Toplumsal olay, Aşırı güç kullanımı, Direnmek.Master Thesis Türk Hukukunda Evlat Edinme(2025) Uğural, Burcu; Özcan, CemEvlat edinme kurumu bakıma muhtaç, kimsesi olmayan çocukların himaye altına alınmasını, çocuk sahibi olmayan ailelerin veya kişilerin çocuk sevgisine olan ihtiyaçlarının giderilmesi amacını taşıyan son derece faydalı bir kurumdur. Evlat edinme kurumu evlat edinilmek için uygun olan çocukla evlat edinmesi uygun görülen kişi veya kişiler arasında hukuken bağ kurulmasıdır. Evlat edinme ile hem hiç evlat sahibi olamamış hem de istediği sayıda evlat sahibi olamayan aileler evlat sahibi olmakta, evlat edinilen kişi de sıcak bir aileye kavuşmuş olmaktadır. Evlat edinme kurumu bizim hukukumuzda yer almakla birlikte çeşitli hukuk sistemlerinde de yer almaktadır. Evlat edinme kurumunun birçok faydası olmakla birlikte içinde çeşitli problemleri de barındırmaktadır. Evlat edinme gerek ahlaken gerekse sosyal ve psikolojik açıdan da birçok yönü bulunmaktadır. Sevgiye ve şefkate muhtaç çocuklar evlat edinilmeleri ile gelecek için faydalı bireyler olma şansına sahip olmaktadırlar. Çalışmamızın konusunu Türk hukukunda evlat edinme oluşturmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 305 ile 320. maddeleri arasında düzenlenme alanı bulmuştur. Çalışmamızın ikinci bölümünü evlat edinme kavramı, hukuki niteliği açıklanacak olup çalışmamızın üçüncü bölümünde evlat edinmenin esasına ilişkin şartları, ergin ve kısıtlıların evlat edinilmesi konuları açıklanmaya çalışılacaktır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde, evlat edinmenin hukuki sonuçları, geçersiz sayılabileceği durumlar ve evlat edinme ilişkisinin sona ermesine neden olabilecek hususlar ele alınacaktır.Master Thesis Göçmen Kaçakçılığı Suçu(2025) Şinik, Ahmet Baybars; Aşçı, ArzuEkonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitmesi göç olarak tanımlanmaktadır. Göç ve seyahat etmeyi birbirinden ayıran temel unsur gidilecek yerde yaşamı sürdürmektir. Tarih boyunca insanlar çeşitli nedenlerle göç etmişlerdir. Bunların başında ekonomik nedenler, savaş ve salgın hastalıklar gelir. Göç hareketlerinin insanların zor şartlar altında yaşadıkları ülkelerden daha iyi yaşam koşulları olan ülkelere doğru olduğu görülmektedir. Son yıllarda dünya genelinde göç hareketlerinde ciddi artış yaşanmış, bu da gelişmiş ülkelere daha katı göç politikaları uygulamaya yöneltmiştir. Artan yasal prosedürleri karşılayamayan göçmenlerin, yasa dışı yollara yöneldikleri gözlemlenmektedir. Bu bağlamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda göçmen kaçakçılığı suçu 79. maddede düzenlenmiştir. Özellikle 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşıyla artan göçmen kaçakçılığı suçu mevzuatımızda yeni düzenlemeler yapılmasına neden olmuştur. Bu suç, transit ülke olan ülkemizin yanı sıra kaynak ve hedef ülkelerin yasalarını da ihlal etmektedir. Bu nedenle göçmen kaçakçılığı ile ilgili milli hukukumuzdaki ve uluslararası hukuktaki gelişmeler paralellik göstermektedir. Bu çalışmamızda göçmen kaçakçılığı suçu kavramı, ulusal ve uluslararası kaynaklar çerçevesinde incelenmiş, 5237 sayılı ve 765 sayılı Ceza Kanunu düzenlemeleri karşılaştırılmıştır. Suçun seçimlik hareketleri ve nitelikli halleri incelenmiş; maddi menfaat temini özel kastının aranacağı ve teşebbüs aşamasında kalsa dahi suçun tamamlanmış sayılacağı belirtilmiştir. Bu konunun seçilmesinde, Marmaris ve çevresinde söz konusu suç türünün yaygın şekilde karşılaşılan bir problem olması ve pratikte elde edilen deneyimlerin akademik çalışmalarla bütünleştirilmek istenmesi etkili olmuştur.Master Thesis Savunma Sanayi Faaliyetlerindeki Rekabet İstihbaratının TCK M. 239 Kapsamında Değerlendirilmesi(2025) Çeliker, Ayşegül; Özbek, Veli ÖzerSavunma sanayii, ulusal güvenlik politikalarının temel unsurlarından biri olarak stratejik önemi nedeniyle özel koruma mekanizmalarına tabidir. Bu sektörde yürütülen faaliyetler; ileri teknoloji, uzmanlık ve önemli Araştırma ve Geliştirme ('AR-GE') yatırımları gerektirmekte; bu durum rekabeti yalnızca ekonomik düzeyde değil, aynı zamanda politik düzeyde de yoğunlaştırmaktadır. 'Rekabet istihbaratı' kavramı çerçevesinde bilgi edinme süreçleri çoğunlukla meşru kabul edilse de; hukuki sınırların aşılması halinde cezai sorumluluk doğabilir. Endüstriyel casusluk, ticari sırların ifşası, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı veya devlet güvenliğine ilişkin bilgilerin sızdırılması gibi fiiller doğrudan ceza hukuku hükümleriyle ilişkilidir. Bu çalışmada, savunma sanayinde rekabet istihbaratının kapsamı, yöntemleri ve amaçları incelenmiş; söz konusu faaliyetlerin ne zaman suç teşkil edebileceği Türk Ceza Kanunu ('TCK') ve yargısal içtihatlar ışığında analiz edilmiştir. TCK m. 239, ticari, bankacılık, müşteri, teknik ve sınai sırları korumayı hedeflemekte; ancak açık tanımların bulunmaması uygulamada belirsizlikler yaratmaktadır. Farklı ağırlıktaki fiiller için aynı cezanın öngörülmesi ve ağır ihlaller için yetersiz yaptırımlar, düzenlemenin etkinliğini sınırlamaktadır. Ayrıca TTK, Bankacılık Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'ndaki örtüşmeyen hükümler yeknesaklığı zorlaştırmaktadır. Devlet destekleriyle hızla büyüyen savunma sanayinde rekabet istihbaratının kötüye kullanımı için özel düzenleme bulunmaması önemli bir boşluktur. Bu nedenle, yalnızca genel ceza hükümleri değil, aynı zamanda sektöre özgü caydırıcı bir çerçeveye ihtiyaç vardır. Böyle bir düzenleme, bilgi güvenliğini sağlamanın yanı sıra ulusal güvenlik ve ekonomik çıkarları da koruyacaktır.Master Thesis İşçinin Rekabet Etmeme Borcu(2025) Olgun, Niran Sena; Sur, Ayşe Meldaİşçi ile işveren arasında kurulan iş ilişkisiyle birlikte, işçi bakımından sadakat borcunun bir yansıması olarak işverene karşı rekabet etmeme yükümlülüğü doğmaktadır. Bu yükümlülük, herhangi bir ek sözleşmeye ya da taraflar arasında ayrıca mutabakata varılmasına gerek olmaksızın doğrudan kanun hükmünden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki iş ilişkisinin sona ermesiyle birlikte, dayanağını doğrudan sadakat borcundan alan ve kanuni nitelikte olan bu rekabet etmeme yükümlülüğü de kendiliğinden ortadan kalkar. Tarafların, iş ilişkisi sona erdikten sonra da rekabet yasağının sürmesini istemeleri halinde, bu hususun ya iş sözleşmesine açık bir hüküm olarak eklenmesi ya da ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi ile düzenlenmesi gerekmektedir. Rekabet yasağı sözleşmesi, iş ilişkisi sona erdikten sonra hüküm ve sonuç doğurmaya başlayan; işçinin, işverenin menfaatlerine zarar verebilecek nitelikte iş sırları ya da müşteri çevresi bilgilerine sahip olması durumunda, işverenle rekabet oluşturabilecek faaliyetlerde bulunmasının önlenmesini amaçlayan bir düzenlemedir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, kanunda öngörülen yer, zaman ve konu bakımından sınırlamalara uygun olarak hazırlanmış olması şarttır. Çalışmamızda, işçinin rekabet etmeme borcu, iş sözleşmesinin devamı süresindeki sadakat borcundan kaynaklanan rekabet yasağı ile sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemi kapsayan rekabet yasağı olmak üzere iki ayrı başlık altında ele alınmıştır.Master Thesis İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)(2025) Alipaşaoğlu, Nur; Sur, Ayşe MeldaModern çalışma yaşamında karşılaşılan işyerinde psikolojik taciz (mobbing), yalnızca bireyin mesleki yaşamını değil, aynı zamanda ruhsal ve fiziksel sağlığını tehdit eden ciddi bir problemdir. Mobbing, işveren, amir, çalışma arkadaşı veya üçüncü kişiler tarafından bir çalışana karşı sistematik ve kasıtlı şekilde uygulanan, yıldırma, dışlama ve değersizleştirme amacı taşıyan davranış biçimidir. Bu tür davranışlar bireyin kişilik haklarını zedelemekte iş ortamını katlanılmaz hale getirmekte ve kimi zaman iş akdinin sona ermesine yol açmaktadır. Türk hukuk sisteminde mobbing doğrudan düzenlenmemiş olmakla birlikte, işçiyi koruyucu çeşitli normlar mevcuttur. Türk Borçlar Kanunu'nda işverenin işçiyi gözetme borcu, İş Kanunu'nda eşit davranma yükümlülüğü ve haklı nedenle fesih halleri ile Medeni Kanun ve Ceza Kanunu'ndaki düzenlemeler, mağdurun hukuki koruma talep edebileceği başlıca yollardır. Bu çalışmada, psikolojik tacizin tanımı, unsurları, benzer kavramlarla ayrımı, uluslararası ve ulusal hukukta düzenlenişi, iş ilişkisindeki etkileri ve bu bağlamda işçinin başvurabileceği hukuki yollar ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Aynı zamanda Yargıtay içtihatları ışığında ispat güçlüğü, ispat yükü ve koruyucu mekanizmalar da analiz edilerek çözüm önerileri sunulmuştur.Master Thesis Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal veya Ticareti(TCK 188)(2025) Aydınlıoğlu, Gizem; Özbek, Veli ÖzerUyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tarihi, insanlık kadar eskidir. Önceleri tıpta tedavi edici özelliklerinden faydalanılan bu maddelerin kullanımı zaman içinde kontrolsüz şekilde yaygınlaşmıştır. Endüstri ve kimya sanayinin gelişmesiyle birlikte bitkilerden elde edilen uyuşturucu veya uyarıcıların yerini çok tehlikeli ve hatta öldürücü olan sentetik ilaçlar almıştır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin yasa dışı ticarete konu edilmesi yasal düzenlemelerle yasaklanmıştır. Çalışma konumuz kapsamında 5237 S. TCK m.188 hükmünde düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu hem Yargıtay içtihatları hem de öğretideki muhtelif görüşler ışığında incelenmiştir.Master Thesis Avrupa Birliği ve Türk Rekabet Hukukunda Dijital Pazarlarda İlgili Pazar(2025) Kurnaz, Şükran Şevval; Uzunallı, SevilayTeşebbüslere karşı yürütülen soruşturmalarda, rekabet hukuku düzenlemelerine aykırılığın belirlenebilmesi için atılması gereken ilk adım ilgili pazarın tanımlanmasıdır. İlgili pazar kavramı ilgili ürün pazarı, ilgili coğrafi pazar ve ilgili pazarın zaman boyutu olmak üzere üç farklı boyutu ile ele alınabilmektedir. İlgili pazarın tanımlanması sırasında, soruşturmaya konu ihlal türünün ve bu ihlal türüne yönelik yapılan düzenlemelerin de dikkate alınması tespit açısından önemli bir diğer faktördür. Günümüzde aktif olarak kullanılan dijital pazarlar, çoğu işlemin bir parçası haline gelmiştir. Dinamik, sürekli gelişen ve değişen bir yapıda olan dijital pazarlar, geleneksel pazarlardan farklı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla geleneksel pazarlar dikkate alınarak düzenlenen ilgili pazarın tanımlanmasına ilişkin kılavuzlar ve bildirimler, dijital pazar yapısı ile büyük ölçüde uyumlu değildir. Dijital pazarlarda gerçekleşen rekabet ihlallerine ilişkin iddiaların söz konusu olması durumunda, mevcut düzenlemeler göz önüne alındığında, ilgili pazarın tanımlanması daha zor ve karmaşık bir hal almaktadır. Bu sebeple, Avrupa Komisyonu ve Rekabet Kurulu kararları ile dijital pazarlarda ilgili pazarın tanımlanmasına ilişkin olarak çeşitli esaslar belirlemiştir. Ayrıca uygulanan Pazar Tanımı Bildirimi'nin dijital pazarlarda ilgili pazarın tanımlanması için yetersiz kalması karşısında Avrupa Komisyonu mevcut Pazar Tanımı Bildirimi'nde güncellemeler yapmıştır. Bu çalışmada ilk olarak, dijital pazar kavramı ve ilgili pazarın tanımlanması konusu incelenecektir. Ardından, dijital pazarlarda ilgili pazarın tanımlanması konusu; özellik gösteren durumlar, Pazar Tanımı Bildirimi'nde yapılan değişiklikler ve ihlal türlerine göre sınıflandırılmış Avrupa Komisyonu ve Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde ele alınacaktır.Master Thesis Arama ve Elkoymada Delil Yasakları(2025) Toprak, Veysel; Özbek, Veli ÖzerBu çalışmada, Türk Ceza Muhakemesi hukukunda arama ve elkoyma koruma tedbirleri bakımından delil yasakları konusu incelenmiştir. Ceza Muhakemesi Hukukunun amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Gerçeğe ulaşılırken, her ne pahasına olursa olsun anlayışıyla, kişi bir soruşturma objesine dönüştürülmemelidir. Ceza muhakemesinin yürüyüşünde delil elde etmede başvurulan arama ve elkoyma tedbirleri kişi hak ve özgürlüklerini doğrudan ilgilendirmektedir. Koruma tedbirlerinin uygulanması esnasında insan onurunu zedeleyen her türlü bedensel ve ruhsal müdahaleleri tüm ulusal ve uluslararası hukuk metinleri suç saymıştır. Ceza Muhakemesi Hukukumuzda 'delil serbestisi' ilkesi geçerlidir. Bu ilke gereği maddi gerçeğin her türlü ispat araçlarıyla ortaya konulabilmesi imkanı öngörülmüş olsa da soruşturma ve kovuşturma makamlarına delillerin toplanması sürecinde sınırsız bir yetki ve keyfiyet tanınmamıştır. Adli makamlar arama ve elkoyma tedbirlerine başvururken Anayasa ve Kanunda öngörülen hukuka uygun yol ve yöntemlerle delil elde etme usullerine mutlak şekilde riayet etmelidir. Bu sınırların korunması ile ancak özgür ve güvenli bir hukuk devleti yaratılabilir. Bu kapsamda çalışmamızda hukuk devleti esaslarına uygun bir ceza muhakemesinde arama ve elkoyma tedbirlerindeki delil yasakları AİHM, Anayasa, CMK ve ilgili diğer kanun ve yönetmelikler dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
