TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
Recent Submissions
Publication Yenileyici (Rejeneratif) Turizm: Kavramsal bir Derleme ve Dünyadan En İyi Örnekler(2025) Irıgüler, FerayYenileyici (rejeneratif) turizm, Türk turizm literatüründe yeni bir kavram olmakla birlikte küresel ölçekte giderek daha fazla tartışılmaktadır. Kitlesel turizmin olumsuz etkileri, yerel kültürlerin ticarileşmesi ve destinasyonların aşırı turizme maruz kalması nedeniyle ortaya çıkan bu yaklaşım, özellikle pandemi ve ekolojik krizler sonrası değişen turist tercihleri ve davranışları ile daha da önem kazanmıştır. Çalışmanın amacı, literatür taraması ve ikincil verilerle yenileyici turizmin tanımını yapmak, temel unsurlarını incelemek ve dünyadan en iyi uygulama örnekleri ile Türkiye için teorik ve pratik düzeyde yol gösterici olmaktır. Bu çerçevede, yenileyici turizmin temel prensip ve amaçları açıklanmakta; sürdürülebilir turizm ile farkları vurgulanmaktadır. Ayrıca, yenileyici turizmin uygulama alanları ve dünyadan örneklerle modelin nasıl hayata geçirildiği gösterilmektedir.Article Uluslararası Mal Satımına İlişkin Viyana Antlaşması’nın (CISG) Taraf İradeleri ile Uygulama Dışı Bırakılması(2024) Özcan, CemGünümüzde satım sözleşmesi uluslararası ticaretin temel hukuki araçlarından biridir. Ulusal hukuklar, satım sözleşmesinin uluslararası alanda kullanımında ortaya çıkabilecek hukuki sorunlara cevap ver- mede yetersiz kalmaktadırlar. Uluslararası Mal Satımına İlişkin Viya- na Antlaşması (CISG), uluslararası satımlar bakımından ortak bir sis- temin oluşturulması için Birleşmiş Milletler’in himayesi altında hazırlanmıştır. Bu Antlaşmanın 6. maddesine göre satım sözleşmesi- nin tarafları, aralarındaki sözleşmeye Antlaşmanın uygulanmamasını kararlaştırabilecekleri gibi, 12. madde saklı kalmak şartıyla, hükümle- rine istisna getirebilir veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri değiş- tirebilirler. Bu madde ile Viyana Antlaşması taraf iradelerine öncelik verdiğini göstermektedir. Çalışmada bu maddenin yorumlanması ve uygulanması ile ilgili hukuki sorunları incelenecektir.Article Üçüncü Kişilere karşı Sorumlulukta Sigorta Hukukunun Rolü: Alman Hukukundaki Özel Sorumluluk Sigortası (Privathaftpflichtversicherung) (“PHV”) ile Türk Hukukundaki Üçüncü Kişilere karşı Mali Mesuliyet Sigortası (“ÜŞKMMS”) üzerinden bir Sigorta Bilinci Okuması(2025) Topcan, UtkuForeseeing risks and developing means of protection is not merely a quest for safety, but a reflection of a societal consciousness that pulses with the rhythm of civilization. Insurance is one of the key institutions through which this awareness materializes at both individual and collective levels. In Germany, the widespread presence of private liability insurance (Privathaftpflichtversicherung) (“PHV”) among citizens reflects not only an insurance product, but a collective attitude shaped by law, culture, and a sense of responsibility. In contrast, the near absence of interest in PHV’s Turkish counterpart, “third-party liability insurance” (“ÜŞKMMS”), on the part of citizens, market actors, and even the legal system points to underlying structural deficiencies. Inspired by a street interview published on a video-sharing platform, this study examines the legal foundations contributing to PHV’s widespread adoption in Germany, while also exploring why its equivalent remains marginal in Türkiye. Beyond comparison, this study calls for renewed attention to a silent corner of Turkish insurance law-an area that demands both legal and cultural reflection. At the intersection of legal regulation and individual responsibility, what is at stake is more than just a type of insurance; it is a broader expression of social and legal consciousness.Article Real-World Practices in RAS Wild-Type Metastatic Colorectal Cancer Patients Treated with Targeted Agents in the First-Line a Nationwide Onco-Colon Turkey Registry(2026) Özçelik, Melike; Bilir, Cemil; Çiçin, Irfan; Geredeli, Caglayan; Bozkurt, Oktay; Çelik, Sinemis; Sakin, AbdullahAmaç: Anti-EGFR ajanlarının etkinliği metastatik kolorektal kanserde (mKRK) gösterilmiştir. Gerçek yaşam verileri, klinik çalışmaların dışında kalan hastalara ait bulguları ortaya koymak açısından özellikle önemlidir. Bu nedenle, RAS vahşi tip mKRK’li hastalarda gerçek yaşam verilerini araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Ocak 2016 ile Nisan 2019 tarihleri arasında mKRK tanısı alan hastalara ait tıbbi kayıtlar 28 merkezden toplandı. Hastalar, birinci basamak biyolojik tedavilere göre anti-EGFR grubu (Grup A (panitumumab) ve B (setuksimab)) ve anti- VEGF grubu (Grup C) olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Belgelenmiş RAS vahşi tip mKRK’li toplam 1064 hasta değerlendirildi. Bu hastaların sırasıyla %33’ü panitumu- mab, %37’si setuksimab ve %30’u birinci basamakta anti-VEGF içeren rejimlerle tedavi edildi. Genel yanıt oranı Grup A, B ve C’de sırasıyla %46,4, %41,9 ve %41,5 idi (p = 0,170). Medyan genel sağkalım (OS) Grup A, B ve C’de sırasıyla 26, 27 ve 23 ay olarak bulundu (p = 0,044). Panitumumab, setuksimab ve bevacizumab alan hastaların medyan progresyonsuz sağka- lımı (PFS) sırasıyla 11,6, 11,0 ve 9,6 ay idi (p = 0,012). Çok değişkenli analizde, performans durumu (PS) 0-1 ve BRAF vahşi tip durumu OS için bağımsız prognostik faktörler olarak; yalnızca BRAF vahşi tip durumu ise PFS için bağımsız prognostik faktör olarak bulundu (p<0,05). Sonuç: Bu gerçek yaşam verilerinin analizi, RAS vahşi tip mKRK’de anti-EGFR ajanlarının karşılaştırılabilir etkinliğini doğ- rulamaktadır. Ancak, bu hastalarda anti-EGFR tedavisi, anti-VEGF tedavisine kıyasla PFS ve OS avantajı sağlamaktadır. Ayrıca, BRAF vahşi tip tümörlere sahip hastalarda PFS ve OS daha iyi bulunmuştur.Article The Relationship Between Trunk Control and Disability in Persons with Early Relapsing Multiple Sclerosis(2025) Uçar, Hasret; Ceylan, Nursena; Özvar, Güngör Beyza; Cinar, Bilge Piri; Acikgoz, Mustafa; Uçar, Arzucan Toksal; Ozakbas, SerkanThis study aims to investigate the relationship between physical disability and trunk control, balance, and gait parameters in persons with Relapsing Remitting Multiple Sclerosis (RRMS) who have a low Expanded Disability Status Scale (EDSS) score. Materials and Methods: Twenty-three RRMS patients with an age range of 18-50 years, EDSS score ≤ 3 were included in this study. The patients' level of disability (EDSS), trunk control) Trunk Impairment Scale - TIS), lower extremity functionality (Timed 25-Foot Walk Test - T25FW), upper extremity functionality (Nine Hole Peg Test- 9HPT), balance (Biodex Balance System) and gait (Zebris® FDM 2) were evaluated. Results: The mean EDSS score of 23 patients who participate in the study was 2,10±0,67. A moderate, negative correlation (r= -0.429) was found between EDSS and TIS-dynamic parameter, while a moderate, positive correlation (r= 0.608) was found with T25FW (p<0.05). A moderate, positive correlation was also found between EDSS and dominant and non-dominant 9HPT scores (respectively, r= 0.423, r= 0.498) (p<0.05). Conclusion: EDSS, is not sufficient alone in terms of functionality, especially in patients with low disability. In these early stage patients, trunk, upper extremity, gait and balance assessments should be included in routine assessments.Article Predictive Factors for Percutaneous Nephrolithotomy Complications in Elderly Patients(2025) Onur, Derşan; Çetin, TahaAmaç: Böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi yapılan 65 yaş üstündeki hastalarda komplikasyonu ve rezidü taşı öngören faktörleri araştırmak. Gereç ve Yöntemler: Kliniğimizde 11/2008 ile 08/2018 tarihleri arasında böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi (PNL) yapılan 1114 hastanın verileri retrospektif olarak tarandı. 65 yaş üstündeki 122 hastanın preoperatif tomografileri ve taş skorlama sistemlerinin değerlendirdiği çeşitli parametreler ile postoperatif komplikasyon ve taşsızlık durumları karşılaştırıldı. Bulgular: Cinsiyet, VKİ ve taş yoğunluğu her iki grupta istatistiksel olarak farklı değildi. Ancak rezidü taşı olan grupta böbrek anomalisi, GUY’s skoru, CROES skoru, Staghorn taş varlığı, kan transfüzyon oranı, komplikasyon oranı ve skopi süresi anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Postoperatif taşsızlık oranı ile skorlama sistemleri GUY’S ve CROES arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede ilişki saptanırken komplikasyon oranı değerlendirildiğinde sadece ağırlık ve skopi süreleri faktörlerinin istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Sonuç: Perkütan nefrolitotomi yaşlı hastalarda da güvenle uygulanabilir. Ancak daha genç popülasyona göre komplikasyon oranlarının daha yüksek olması preoperatif değerlendirmede ve ameliyat sürecinde unutulmaması gereken önemli bir noktadır.Article Primer Nöroendokrin Meme Karsinomu ve Nöroendokrin Difeeransiyasyonlu Meme Karsinomunun Radyolojik Özellikleri(2025) Koc, Ali Murat; Altın, Levent; Adibelli, Zehra Hilal; Özdemir, Özlem; Tunçez, Hülya Çetin; Çavdar, Demet Kocatepe; Zengel, BahaGiriş: Primer nöroendokrin meme karsinomu (NMK) ve nöroendokrin diferansiye meme kanseri (NDBC) meme kanserinin nadir görülen alt tipleridir. Amacımız bu heterojen tümör grubunun görüntüleme özelliklerini incelemek ve histopatolojik bulgularını tartışmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada hastanemiz veri kayıt arşivi taranarak 5 yıl içerisinde NMK ve NDBC tanısı alan hastalar incelendi. Ultrasonografi, mamografi ve dinamik manyetik rezonans görüntüleme (MRG) özellikleri Meme Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi (BI- RADS) 5. sözlüğüne göre retrospektif olarak değerlendirildi. Östrojen reseptörü, progesteron reseptörü, Her2 ekspresyonu, ki67 oranı ve histolojik derece kaydedildi. Ki67 oranına göre radyolojik özellikler karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 47 hastaya ait 51 lezyon (5/51 primer NMK, 46/51 NDBC) dahil edildi. NDBC grubunda en sık görülen histolojik tip %81 (37/46) oranında invaziv duktal karsinomdu. Ultrasonografide lezyonların %85,7'si düzensiz şekilli, %52,4'ü mikrolobüle ve %92,9'u cilde dik uzun eksenli idi. Hastaların %77,3'ünde (34/44) asimetri ve doku distorsiyonu görüldü. 79,5'inde mikrokalsifikasyon vardı. Mikrokalsifikasyon ile ki67 değeri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon vardı. Mikrokalsifikasyonlu lezyonların çoğunda ki67 değeri %20'nin altındaydı (p=0,002). MRG'de lezyonların %83,3'ü hızlı kontrast tutulumu gösterirken, %56,3'ü yıkanma gösterdi. Difüzyon kısıtlaması %93,8 oranında gözlendi. Lezyonların %96'sında östrojen veya progesteron reseptörü pozitifti. Tartışma: NMK ve NDBC, radyolojik olarak düzensiz sınırlara sahip, uzun aksı cilde dik, heterojen kontrast tutulumu ve difüzyon kısıtlılığı gösteren kitleler olarak görülür. Histopatolojik olarak sıklıkla hormon pozitif ve Her2 negatiftirler. Bu konuda geniş hasta serileri ile prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.Article Multipl Sklerozlu Bireylerde Yorgunluk Belirleyicilerinin Tanımlanması(2026) Özdoğar, Asiye Tuba; Alizada, Said; Şimşek, Yasemin; Ozakbas, Serkan; Yeşiloğlu, PervinObjective: This study aimed to define the predictors of fatigue in people with multiple sclerosis (MS, pwMS) by evaluating clinical and demographic factors, including disability level, physical performance, sleepiness, and depression. Material and Methods: A total of 747 pwMS were included in this cross-sectional study. Fatigue was assessed using the Modified Fatigue Impact Scale (MFIS), and multiple linear regression analyses were performed to determine the predictors of fatigue based on total MFIS and its subdomains (physical, cognitive, psychosocial). Independent variables included age, disease duration, number of relapses, number of disease- modifying therapies (DMTs), Expanded Disability Status Scale (EDSS) score, Timed 25-Foot Walk (T25FW), Nine-Hole Peg Test (N-HPT), Epworth Sleepiness Scale (ESS), and Beck Depression Inventory (BDI). Results: Higher fatigue scores were significantly associated with increased EDSS scores (β=0.191, p<0.001), greater sleepiness (ESS, β=0.188, p<0.001), and higher depression scores (BDI, β=0.556, p<0.001). Slower walking performance (T25FW) was also a significant but weaker predictor (β=-0.09, p=0.02). Similar patterns were observed across MFIS subdomains. Number of DMTs, disease duration, number of relapses, and N-HPT performance were not significant predictors. Conclusion: Disability level, sleepiness, and depression were the most prominent predictors of fatigue in pwMS. These findings emphasize the importance of integrating physical, psychological, and sleep-related assessments into comprehensive fatigue management strategies for pwMS.Article Ortaklık Hukuku Kapsamında Avrupa Birliği ve Türk Vatandaşlarının Çalışma ve Oturma Hakları(2025) Akduman, EbruAvrupa Birliği (AB)’ne üye bir ülkede çalışmak isteyen üçüncü ülke vatandaşları ev sahibi ülkenin göç ve istihdam politikasının gereklerini yerine getirmek zorundadır. Diğer taraftan, çalışmamızda tartıştığımız üzere AB-Türkiye ortaklık hukuku Türk vatandaşlarının AB’de çalışması ve AB vatandaşlarının Türkiye’de çalışması hakkında karşılıklı hak ve imkanlar sunmaktadır. Ortaklık hukuku; Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi kararlarını içermektedir. Prensip olarak, ortaklık hukukunun lehe hükümleri milli hukuklara öncelikli olarak uygulanmaktadır. Ancak, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı sadece bir Üye Ülkede yasal olarak çalışmakta olan Türk vatandaşları ile ailelerine uygulanmaktadır. Diğer deyişle, Karar çalışma izinlerini değil çalışma izinlerinin uzatılması halini düzenlemektedir. Ortaklık hukuku, Türk vatandaşlarına serbestçe bir üye devlete yerleşme olanağı sunmamakla beraber Türk göçmen işçilere ve ailelerine birçok üçüncü dünya ülkesine kıyasla avantaj sağlamaktadır. Mevcut durumun korunması (standstill) ilkesi ise sadece işçilere değil serbest çalışanlara da koruma sağlamaktadır. Buna göre, ortaklık hukukunun yürürlüğe girmesinden sonra bir Üye Ülke, ilgili mevzuatını sadece Türk vatandaşlarının lehine olarak değiştirebilmektedir.Article Kitlesel Şiddet, Travma ve Hafıza: Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde ‘Beka’nın İzini Sürmek(2024) Adısönmez, Umut Can; Al, Serhun21. yüzyıl Türkiyesi’nde hem amaç hem de araç olarak kullanılan, toplumsal, siyasal ve kültürel yaşamın her alanına etki eden ‘devlet bekası’ kavramı (ya da ‘beka söylemi’) Cumhuriyet tarihinde süreklilik gösteren en temel iktidar retoriklerinin başında gelmektedir. Bu çalışma, yakın dönem Türkiye siyasi ve toplumsal hayatını oldukça ilgilendiren devlet bekası kavramının sosyo-psikolojik arka planına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda devlet bekası kavramının fiziksel ve ontolojik yapı taşlarının Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kaldığı öne sürülmektedir. Bununla beraber Osmanlı’nın çöküş döneminde yaşanan kitlesel şiddet, tarihsel korku ve travmaların, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde devlet bekası anlayışının çok daha sert bir biçimde yeniden kurgulanmasına neden olduğu iddia edilmektedir. Bu noktadan hareket eden çalışma iki temel saptamaya varmaktadır: Birincisi, Türkiye’de beka, yani ‘devletin hayatta kalma’ yaklaşımı, kendini yeniden üreten kolektif endişe, korku ve umutsuzluklar karşısında kronik bir ‘güvensizlik kompleksine’ dönüşmüştür. Bu bağlamda beka söylemi bir güvenlik arayışından ziyade hem fiziksel hem de psikolojik olarak güvensizliğin dışa vurumunu simgelemektedir. İkinci olarak da devlet bekası kavramı tarihsel süreç içinde devletin ‘hâkim siyasi yol haritası’ olmaya doğru evrilmiştir ve toplumsal anlamda rıza üretme araçlarının en temel söylemi haline gelmiştir. Bu açıdan bakıldığında toplumun kolektif hafızası kahir ekseriyetiyle ‘demokratikleşme’ veya ‘özgürlükler’ olgularından ziyade ‘güvenlik’ ve ‘endişe’ olguları üzerinden devlet eliyle şekillendirilmiştir. Bu makale beka söylemini hem kavramsal hem de tarihsel olarak inceleyecek ve Osmanlı son dönemi, erken Cumhuriyet ve kısmen de günümüz Türkiyesi arasındaki sürekliliği ortaya koyacaktır. Bu bağlantıların ışığında makale, bekayı siyasi rejimlerin ana hatlarını belirleyen ve rejimler arası geçişte köprü niteliği taşıyan ‘organik bir kara kutu’ olarak tasvir edecektir. Öyle ki Türkiye siyasetindeki beka kodları, tarih boyunca çeşitli güç merkezleri tarafından araçsallaştırılarak adeta sömürülmüş ve zaman içinde ülkenin demokratik gelişimini engelleyen yapısal bir soruna dönüşmüştür. Söylem analizi ve tarihsel analiz yöntemlerini harmanlayan makale, beka söyleminin evrimini incelerken 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar geriye gidiyor ve bu savaşla birlikte başlayan şiddet sarmalının izini sürüyor.Article Küçüğün Kişisel Verilerinin İşlenmesine Rızası(2025) Günay, Buketİçinde bulunduğumuz bilişim ve teknoloji çağında kişisel veriler, gündelik hayat içerisinde sıklıkla işlenmektedir. Bu durum, pek çok açıdan bireyin yaşamında kişisel verilerinin işlenmesi anlamını taşımakta ve sonuçlar doğurmaktadır. Söz konusu çocuklar ve onların kişisel verileri olduğunda özenli ve özellikli bir değerlendirme yapılmalıdır. Zira bilişim ve teknoloji çağına doğan çocukların korunmaları özel bir önem taşımaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinin hukuka uygunluğundan bahsedebilmek için söz konusu işleme faaliyetinde bir hukuka uygunluk sebebi bulunmalıdır. Açık rıza, kişisel verilerin işlenmesinde sıklıkla kullanılan bir hukuka uygunluk sebebidir. Bu çalışmada küçüğün verilerinin işlenmesine rızanın kim tarafından, ne şekilde verileceği mevcut düzenlemeler ışığında Türk hukuku ve AB Hukuku bakımından karşılaştırmalı olarak incelenecektir.Article Karşılaştırmalı Hukuk Bağlamında Tüzel Kişilerin Cezai Sorumluluğu ve AB Hukukundaki Yaklaşım(2025) Senturk, CandideSanayi ve teknolojinin gelişimine paralel olarak tüzel kişilerin ceza hukukuna konu olabilecek eylemleri de artmaktadır. Tüzel kişiler, kendisini oluşturan bireylerden ayrı bir kişiliğe ve malvarlığına sahip olmaları itibariyle ceza hukukunda sorumluluklarının olup olmadığı konusu sıklıkla tartışma konusu yapılmaktadır. TCK’da tüzel kişiler suç faili sayılmamakla beraber, özel hukuk tüzel kişilerine kimi suçlar dolayısıyla güvenlik tedbiri uygulanması mümkündür. Bu tedbirler karşımıza, İznin iptali ve müsadere olarak çıkmaktadır. TCK’daki düzenlemelere baktığımızda, tüzel kişilere adlî para cezası gibi bir cezanın verilmesi mümkün görünmemektedir. Kabahatler Kanunu’nun 43/A maddesinde 2009 yılında yapılan değişiklikle özel hukuk tüzel kişilerine idari para cezası verilmesi mümkün hale getirilmiştir. Tüzel kişi temsilcileri konumunda bulunanların ceza sorumluluğu ise uygulamada sorunlu konulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bir yandan hukuk süjesi olarak kabul edilmeyen tüzel kişiler diğer yanda tüzel kişilerin temsilcisi konumunda bulunan kişilerin cezai sorumluluğu bulunmaktayken, karşılaştırmalı hukuk sistemlerinde (ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Hollanda gibi) tüzel kişinin bir “gerçeklik” olduğu ve ceza sorumluluğunun bulunduğu ifade edilmektedir. Tüzel kişi yararına suç işlendiğinde, temsilcinin ceza sorumluluğunun nasıl belirleneceği, tüzel kişi bir kurul tarafından temsil ediliyor ise sorumluluğun nasıl dağıtılacağı sorularına uygulamada her somut olay özelinde yanıt aranmaktadır. Bu durum konunun, ceza hukuku genel hükümler bakımından tartışmaya değer bir konu olarak ön plana çıkmasına sebebiyet vermektedir.Article Investigation of Backlash and Friction Nonlinearities in a 1-DoF Electromechanical System Based on Experimental Data(2025) Ertugrul, Seniz; Abedinifar, MasoudThe characterization of nonlinearities, specifically backlash and friction, in one-degree-of-freedom (1-DoF) electromechanical systems is essential for achieving high-precision control. This study presents a systematic investigation into the identification of these phenomena using a white-box modeling approach. An experimental platform, consisting of a brushed DC motor with a gearbox and a 3D-printed L-shaped load arm, was developed to generate input-output data from sinusoidal voltage excitations. A comprehensive nonlinear model, developed in MATLAB/Simulink, incorporated electrical dynamics, Coulomb and viscous friction, gravitational torque, and backlash dead-zone effects. Two complementary parameter identification methods, Nonlinear Least Squares Errors (NLSE) estimation and a Genetic Algorithm (GA), were applied to estimate the model's unknown parameters. Results demonstrated that both approaches successfully captured the dominant system dynamics; however, NLSE achieved superior accuracy in both identification (RMSE = 0.13 rad/s, R2 = 0.99) and verification (RMSE = 0.16 rad/s, R2 = 0.96) phases, compared to GA (RMSE = 0.21-0.22 rad/s, R2 = 0.94-0.97). These findings demonstrate that, with identical initialization and constraints of system parameters, a physics-based white-box model combined with NLSE provides a more reliable and precise characterization of combined backlash and friction nonlinearities than GA for the investigated 1-DoF electromechanical system and excitation conditions.Article Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun İzdişümü: Evcil Hayvan ve İnsan Hakları Kesişimi, Türkiye’nin Uluslararası Hukuk Sorumlulukları(2024) Katıman, EsraBu makale, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na getirilen değişikliklerin Kanunun eski ve yeni hali ile karşılaştırmalı analizini uluslararası hayvan ve insan hakları boyutuna taşımayı amaçlamıştır. Makalede mevcut Kanunun eski ve yeni halinin uluslararası hukuk bakımından değerlendirilmesi iki açıdan yapılacaktır. Birinci bölümde, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu hükümlerinin evcil hayvan hakları söz konusu olduğunda devletlerin sorumluluk kuralları çerçevesinde hangi uluslararası yükümlülükler altında oldukları; ikinci bölümde ise muhtemel hayvan hakları ihlallerinin insan hakları hukukunu nasıl devreye sokabildiği konusu, hayvan hakları alanındaki gelişmeler ve yeni ekolojik düzenin verileri ışığında, incelenmiştir.Article How the Past Becomes Tradition: Gadamer and Foucault on The Hermeneutics of Hİstory(2024) Gürsoy, A. ÖzgürGünümüzde yaşadığımız yoğun ve çok boyutlu krizler, bizleri geçmişin geleneğe dönüşümünü sorunsallaştırmaya teşvik etmektedir. Bu sorunun zorluklarını düşünmemizde faydalı iki düşünür Gadamer ve Foucault’dur. Bu makalenin argümanı, Gadamer ve Foucault’nun çalışmaları arasında etkili bir karşılaşma olduğu ve bu karşılaşmanın geçmişin şimdiki zamandaki figürleri ile ilişkimizi anlamamızda faydalı olduğudur. Bu karşılaşmanın görünür kıldığı şey, geleneğin şimdiki zamanda zaten ve hep çatışmalı olduğu ve ‘ufukların birleşimini’ varsayan bir araştırma yönteminin bu çatışmanın varlığıyla yeterince yüzleşemediğidir.Article Evaluation of a Swiss Federal Court Decision on the Place of the Signature in a Holographic Will(2024) Özcan, CemEl yazılı vasiyetname, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda resmi vasiyetname ve sözlü vasiyetname ile düzenlenmiş üç tür vasi- yetnameden biridir. Kanun’un 538. maddesinde el yazılı vasiyetname şekil şartları da belirtilmek suretiyle düzenlenmektedir. Buna göre el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış ol- ması zorunludur. İsviçre Federal Mahkemesi’nin incelemeye konu kararında el yazılı vasiyetnamede imzanın vasiyetnamedeki yeri ve özellikle imzanın vasiyetnamenin içine konulduğu zarfın üzerine atıl- mış olması tartışma konusudur. Bu nedenle gerek doktrin gerek yar- gı kararlarında tartışılan bu konuya odaklanılmaktadır.Article Hayasızca Hareketler Suçu (TCK m.225)(2025) Özbek, Veli ÖzerThis paper addresses the criminal offense of immoral acts, as regulated under Article 225 of the Turkish Penal Code (TPC). The analysis focuses on the correlation between the title and the substantive content of the provision, as well as the concept of public morality, which constitutes the legally protected interest underlying the offense. Given the inherently subjective nature of public morality, the study further explores the extent to which it can be safeguarded through criminal law mechanisms. In addition, the paper examines interpretative and practical challenges arising from the definitions of sexual intercourse and exhibitionism, which form the material element of the offense, and seeks to clarify the meaning of publicity within this context. Other substantive and procedural issues related to the constituent elements of the offense are discussed in light of relevant jurisprudence from the Court of Cassation. Moreover, the study considers the relationship of this offense to other analogous criminal provisions, and analyzes the legal complexities concerning participation and attempt, again with reference to the case law of the Court of Cassation.Article Birleşik Türbin Çerçevesinde Rüzgar Hızı Dağılımlarının Karşılaştırılması: Santral Ölçeğinde Güç Analizi(2025) Ozkut, MuratBu makale, alternatif rüzgar hızı dağılımlarını birleşik türbin çerçevesi altında santral düzeyindeki güç ve güvenilirlik ölçütlerine dönüştürmek için karşılaştırmalı bir çerçeve sunmaktadır. Tüm mühendislik girdileri sabit tutularak (türbin güç eğrisi, nominal güç, işletme hızları ve kullanılabilirlik p), üç yaygın dağılım-Weibull, Gamma ve Birnbaum-Saunders (BS)-karşılaştırılmıştır. Her dağılım için tek türbin güç dağılımı oluşturulmuş, kullanılabilirlik etkisi dâhil edilmiş ve ayrık konvolüsyon yöntemiyle N adet türbinin toplam tesis güç dağılımı elde edilmiştir. Analiz sonuçları, dağılım seçiminin boyutlandırma tahminlerini önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır: Birnbaum–Saunders dağılımı, test edilen senaryolar boyunca en muhafazakâr tahminleri üretmekte ve Weibull dağılımına kıyasla aynı güvenilirlik hedeflerine ulaşmak için %30-70 oranında daha fazla türbin gerektirmektedir. Weibull dağılımı en iyimser tahminleri sağlarken, Gamma dağılımı arada bir konumda yer almaktadır. Bu farklılıklar, planlama açısından kritik olan orta aralık kapasite eşiklerinde (N = 10 için 2-7 MW) en belirgin düzeydedir. Orta düzey güvenilirlik hedefleri için, yalnızca dağılım seçimi minimum filo boyutu gereksinimini 2-4 türbin arasında değiştirebilmekte ve bu durum sermaye yatırımı ile risk değerlendirmesi açısından doğrudan etkiler yaratmaktadır. Çalışmada ayrıca duyarlılık analizleri, ortalama güç karşılaştırmaları ve tekrarlanabilirliği sağlamak amacıyla uygulama ayrıntıları sunulmaktadır.Article Borçlu Temerrüdü Hükümlerinin Üst Hakkının Arazi Malikine Süresinden Önce Devrinde Uygulanması(2025) Özcan, CemTürk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri uyarınca üst hakkı bir kişiye, başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde inşaat yaparak ya da arazide hakkın kurulmasından önce mevcut olan bir inşaatı muhafaza ederek ona malik olma yetkisi veren bir sınırlı ayni haktır. Üst hakkının kurulması ile birlikte arazi maliki ile üst hakkı sahibi arasında uzun süreli bir hukuki ilişki meydana gelmektedir. Bu uzun süreli hukuki ilişki esnasında tarafların menfaatlerinin gözetilmesi için TMK’da özel hükümler sevkedilmiştir. Kanun’un 831. maddesi uyarınca üst hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin sınırını ağır şekilde aşar veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa; malik, üst hakkının ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile birlikte süresinden önce kendisine devrini isteyebilir. Arazi malikinin bu aykırılık ortaya çıktıktan sonra hangi süre içinde hakkını kullanabileceği konusunda ise bir kanun boşluğu mevcuttur. Bu kanun boşluğunun doldurulması için doktrinde çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Bu görüşler arasında borçlu temerrüdü hükümlerinden yararlanılması fikri öne çıkmaktadır. Çalışmada bu hukuki sorun doktrin görüşleri ve İsviçre Federal Mahkemesi içtihadı ışığında değerlendirilmektedir.Article Culinary Students’ Awareness, Perceptions and Attitudes Towards Farmed Versus Wild Fish(2025) Öztürk, BetülThe issue of seafood sustainability has come to the fore as a critical concern within the domain of food systems. This issue is of pertinence to culinary professionals, who wield a significant influence on consumer habits and the composition of menus. However, there is a paucity of research that has examined how future chefs, as gastronomy students, perceive farmed versus wild fish in terms of health, ethics, and sustainability. The present study investigates the attitudes of gastronomy and culinary arts students (N=399) toward fish sourcing practices for the purpose of identifying perception structures and preference patterns. A structured questionnaire was administered, and the resulting data were analyzed using exploratory factor analysis (EFA) and Wilcoxon signed-rank tests. The EFA identified three primary components: sustainability and ethics, subjective knowledge, and students' involvement, with 71.5% of the total explained variance. The factors exhibited substantial internal consistency, as evidenced by Cronbach's alpha (>0.83), composite reliability (>0.88), and its average variance extracted (AVE) (>0.65). While students demonstrated a high level of concern for environmental practices and fish welfare, their subjective knowledge regarding the evaluation and purchase of fish remained limited. Paired comparison using the Wilcoxon signed-rank test revealed statistically significant preferences for wild fish across multiple attributes, including healthiness, nutritional value, ethical production, availability, and safety (p <0.001), with effect sizes ranging from moderate to large (r = 0.254–0.534). These findings suggest the presence of a value–knowledge gap, wherein students are ethically engaged yet informationally underprepared to evaluate aquaculture products. These findings underscore the necessity for targeted educational innovations within culinary programs to enhance students' aquaculture literacy, critical evaluation skills, and sustainable sourcing competence. As future professionals who influence consumer preferences and industry practices, culinary students require a more balanced understanding of seafood systems.

