Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8833
Browse
Browsing Doktora Tezleri by Department "İEÜ, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme (İngilizce) Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 12 of 12
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis An Attributional Approach for Consumer Evaluations in Logistics Customer Service Failure Situations(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Oflaç, Bengü; Baltacıoğlu, TunçdanBu çalışmanın ana amacı, teslimat hatalarında, beklenti ve önemlilik düzeylerinin müşterilerin marka algılarına ve atıf davranışlarına etkisini araştırmaktır. Lojistik hizmetlerin temini, tedarik zincirinde müşterilerin marka algılarını etkileyebilecek önemli bir husustur.Sağlanan müşteri hizmetlerinin seviyesi ve kalitesi, var olan müşterilerin elde tutulmasında ve yeni müşterilerin çekilmesinde belirleyici olabilir. Bu nedenle, lojistik müşteri hizmetlerinde meydana gelen bir hata ve bu hatanın marka algısına etkisi azımsanmamalıdır. Ayrıca, bu hata durumuna üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcının dahil olması, müşterilerin verdiği tepkilerde, özellikle de hata nedenini atfetme davranışında, dikkate değer değişiklikler yaratabilir.Bu çalışma beklenti düzeyi, satın alma önemlilik düzeyi ve üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcı gibi dinamiklerin müşteri marka algısındaki ve hatayı atfetme davranışındaki etkilerini senaryoya dayalı deneyler ile açıklamaktadır. Sonuçlar, lojistik hatalarda, beklenti tabanlı iki tampon etkisine işaret etmektedir. İlk tampon etkisi, genel marka değerlendirmesinde ve tekrar satın alma eğiliminde; ikinci etki ise markaya yapılan hata atıf davranışlarında gözlemlenmektedir. Yüksek beklenti düzeylerinin markayı koruduğu ve marka yerine üçüncü partiye daha fazla atıf yapılmasına neden olduğu bulunmuştur. Bunlara ek olarak, kritiklik düzeyinin de marka algısını ve atıf davranışını önemli derecede etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.Doctoral Thesis Consistency of Consumers' Sequential Choices in the Presence of Conflicting Goals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Tuğrul, Tuğba; Baltacıoğlu, TunçdanHer ne kadar tüketici tercihleri yıllar boyunca tüketici araştırmaları ve pazarlama literatürün yoğun ilgisini çekmiş olsa da, bu konu birbirini izleyen tercihler bağlamında nispeten daha az ilgi görmüştür. Buradan hareketle, bu tezin amacı tüketicilerin birbirini izleyen tercihlerinin çelişen hedefler karşısındaki tutarlılığı hakkındaki anlayışımızı zenginleştirmektir.Bu çalışma, hedefe-yönelik birbirini izleyen tercihler, hedef kaynaklı kategorizyon, ve tüketim ile ilgili stres literatürlerine dayanarak, tüketicilerin birbirini izleyen tercihleri boyunca tutarlı olma ihtimallerinin (1) iki aktif ve çelişen hedeften birinden vazgeçmeyi gerektiren ilk tercihin zorluk seviyesi, (2) bu tercihi yaparken hissedilen stres düzeyi, ve (3) bir sonraki tercihin sürece yön veren hedef kaynaklı tercihler categorisine tipikliğinin seviyesi tarafından nasıl etkilendiğini belirler.Toplam 264 deneğin katıldığı iki deneysel araştırma ile tahminlere ispatlar sunulmaya çalışılmıştır. İlk araştırmanın sonuçları, birbirini izleyen tüketici tercihlerinde, ve iki aktif ve çelişen hedeften birinden vazgeçmenin zorluk seviyesinin düşük olduğu durumlarda, tüketicilerin bu tercihleri boyunca tutarlı olma eğiliminde olduklarını göstermiştir. Buna ek olarak, tüketicilerin bu hedeflerden birinden vazgeçmenin zorluk seviyesinin düşük olduğu bir tercih yaparken, yüksek olduğu bir tercihe nazaran daha az stres hissetme eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Bunun da ötesinde, sonuçlar birbirini izleyen tüketici tercihlerinde ve hedeflerden birinden vazgeçmenin zor olduğu durumlarda, tüketicilerin bu tercihleri boyunca tutarsız olma eğiliminde oldukları, ve bunun da kısmen tüketicilerin önceki tercihi yaparken daha fazla stres hissetme ihtimallerinden kaynaklandığını göstermiştir. İkinci çalışma ise birinci çalışmanın sonuçlarını bir başka çelişen hedefler ikilisine genellemiştir, ve ayrıca tüketicilerin birbirini izleyen tercihleri boyunca tutarlı olma ihtimallerinin, hedeflerden birinden vazgeçmenin kolay olduğu durumlarda, birinci tercihten sonra gelen tercihin tipiklik düzeyinin düşük algılandığı durumlarda azaldığını göstermiştir.Doctoral Thesis Consumer Animosity as an Antecedent of Brand Hate(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Taqı, Muhammad; Tuğrul, TuğbaMevcut çalışma, marka nefretinin yeni bir öncülünü ve bunun davranışsal sonuçlarını bulmayı amaçlıyor. Tüketici düşmanlığını oluşturan dört boyut ele alınmaktadır. Bu boyutlar ekonomik, politik, savaş/askeri ve insanları içerir. Bu çalışma, marka nefretinin öfke, iğrenme ve küçümseme olmak üzere üç duygudan oluştuğunu öne süren üçgensel nefret teorisi üzerine kurulmuştur. Toplam 120 katılımcı ile dört deney gruplu bir deneysel tasarım kullanılmıştır. Sonuçlar, tüketici düşmanlığının dört boyutunun da marka nefretine yol açtığını gösteriyor. Yrıca, savaş düşmanlığı öfke duygusuna,siyasi düşmanlık küçümseme duygusuna, ekonomik düşmanlık öfke, hor görme ve iğrenme duygularına, ve insan düşmanlığı ise öfke ve iğrenme duygularına yol açar. Tüketici düşmanlığı boyutları tarafından tetiklenen marka nefreti, olumsuz ağızdan ağıza, şikayet, markadan kaçınma, marka misillemesi ve protesto davranışına yol açar. Sonuç olraka, dokuz hipotezin tamamı desteklenmiştir.Doctoral Thesis Contamination at Workplace(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Tatarlar, Ceren Deniz; Atabay, Remziye GülemGeçmişten günümüze, kişinin kendisi ve varlığı büyük bir ilgi kaynağı olmuştur. Genişletilmiş benlik kavramı genel olarak pazarlama alanındaincelenirken, bu tezin amacı bu kavramı yönetim ve özellikle örgütsel davranış literatürüne getirmektir. Belk çalışmalarında tüketicilerin daha sonra genişletilmiş benliğin bir parçası haline gelecek öğeleri de kapsayacak şekilde genişletilmiş çekirdek bir benliğe sahip olduklarını belirtmiştir. Bireyler kişileri, yerleri ve bağlı olduklarını hissettikleri şeyleri, kendilerinin genişletilmiş benliklerinin bir parçası olarak görülürler. Bulaşma, genişletilmiş benlik kavramı içerisinde tartışılmaktadır ve benliği genişletme taktiklerinden biri olarak adlandırılır. Bulaşma yoluyla, kişi kendi benliğini bir başkasına dayatabilir ve bunun sonucunda başkalarını kendi genişletilmiş benliğinin bir parçası yapabilir. Bu tezin amacı örgütlerde bulaşma kavramının altında yatan niyetleri, taktikleri ve bunların sonuçlarını ortaya çıkarmaktır. Bu tezin örneklemi akademisyenleri içermektedir, çünkü bulaşmanın diğer çalışma ortamlarına ve mesleklere kıyasla daha kolay görülebileceği düşünülmektedir. 6 çift 18 bireysel olmak üzere sosyal bilimler alanında çalışan 30 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Bulgular bulaşma kavramının örgütsel bağlamda varlığını, hangi sebeplerle ortaya çıktığını, hangi taktiklerle bulaşma davranışının gerçekleştirildiğini ve bulaşmanın doğurduğu sonuçları açıklamaktadır. Ayrıca tartışma kısmında teorik ve yönetsel katkılardan bahsedilmiş, bulaşma kavramı üzerine ileride yapılacak çalışmalar için fikir bildirilmiştir.Doctoral Thesis Envy at Workplace: an Exploratory Study(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Günerergin, Mert; Çangarlı, Burcu GüneriKıskançlık, hoşa gitmeyen fakat insan olmanın bir sonucu olan yaygın bir histir. Her kültürde bu duyguyu ifade edecek bir sözcük bulunmaktadır ve herkes bu duyguyu hissedebilecek kapasitededir. Bu nedenle kıskançlık, yıllar boyunca farklı perspektiflerden çok sayıda çalışmaya konu edilmiştir. Sosyal bilimciler kıskançlığı, memnuniyetsizlik yaratan bir kıyaslamanın sonucunda tecrübe edilen bir his olarak tanımlar. Örgütler sosyal kıyaslamalar için besleyici bir ortam sağladığından, kıskançlık konusunun yönetim bilimcilerin ilgisini çekmesi şaşırtıcı değildir. Fakat yönetim literatürü incelendiğinde, kıskançlık üzerine bütüncül bir yaklaşımın eksik olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu eksikliği gidermek amacıyla bu tez, işyerinde kıskançlık konusuna bütünsel bir yaklaşım getirmeyi amaçlamaktadır. Bu bütünsel perspektife ulaşabilmek ve daha derin bir kavrayış edinmek için bu tezde nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Yorumlamacı bir bakış açısıyla, İzmir'de farklı sektörlerden 45 beyaz yakalı çalışanla 10 odak grubu toplantısı ve 7 derinlemesine mülakat yapılmıştır. Çalışma bulguları, "ne" ve "nasıl" sorularını yanıtlamıştır. Bulgular, bir yandan "Kıskançlığı tetikleyen, etkileyen nedir ve işyerinde hangi sonuçlara yol açar?" sorularını yanıtlamanın yanı sıra işyerinde kıskançlık konusuna bütünsel bir modelle katkıda bulunmaktadır. Öte yandan, çalışma "İşyerinde kıskançlık nasıl yönetilir?" sorusunu yanıtlayarak, uygulayıcılara, işyerinde kıskançlığın nasıl yönetileceğine ve bunun çalışanlar için bir güdüleme aracı olarak nasıl kullanılabileceğine dair önerilerde bulunmaktadır.Doctoral Thesis Exploring the Effect of Social Media Influencers on Buyer Decision Process in Context of Insta-Moms(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) İpekoğlu, Ece; Gürkaynak, NilgünSosyal medya kullanımı, insanların günlük yaşamının önemli bir parçasıdır ve pazarlamayı geleneksel pazarlamadan daha dijital bir pazarlama stratejisine yönlendirmektedir. Etkili bir dijital strateji olarak, influencer pazarlama, fikirleri kitlelere ulaştırma potansiyeli ile sosyal medyada yeni kanaat önderleri olan "influencerları" kullanır. Sosyal medyadaki bu kişiler, karar verirken tüketiciler için oldukça çekicidir. Önceki araştırmalar, etkileyici pazarlamanın sıradan tüketiciler için nasıl kullanıldığını vurgulamıştı. Bu araştırma teorik katkısını, sosyal bir kurgu olarak içgüdüsel bir süreç olarak pazarlama ve anneliği sosyal medyada bir araya getirerek yapmaktadır. Bu bağlamda Instamom olarak adlandırılan anne influencerlar, takipçilerine "ideal annelik"i empoze ederek ve satın alma karar sürecini etkileyerek etki sahibi olmaktadırlar. Bu iki etki ışığında, bu tezin temel amacı, Instamoms bağlamında anneliğin temsilini ve Instamoms'un takipçilerinin satın alma kararı üzerindeki etkisini anlamaktır. Annelerin duygu, düşünce ve algılarının daha derinlemesine anlaşılmasını amaçlayarak, tüketici odaklı bir yaklaşımla, 30 derinlemesine görüşme, 5 uzman görüşmesi ve Instamoms sayfalarında nitel içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, tüketici kültürünün çeşitli alanlarına katkı sağlayan Instamoms, anneliğin temsili ve satın alma karar sürecinde takipçi anneler üzerinde yadsınamaz bir etkiye sahiptir. Önceki literatürdeki eleştirilerle ilgili olarak, alıcı karar süreci için alternatif bir model sunulmakta ve pazarlama ve toplumsal çıkarımlar araştırılmaktadır.Doctoral Thesis The Impact of Services Supply Chain Orientation on Percieved Industrial Service Quality: an Empirical Analysis(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2007) Yurt, Öznur; Baltacıoğlu, TunçdanHizmet yönetimi, tedarik zinciri yönelimi ve endüstriyel hizmet kalitesi kavramlarına olan ilginin artısına ragmen, bu kavramlar arasındaki iliski üzerine yapılan arastırmalar hala az sayıdadır. Mevcut yazında; hizmet yönetimi, tedarik zinciri yönelimi ve endüstriyel hizmet kalitesi anlayıslarının bütünlestirilmesi gerekliligine sıklıkla isaret edilmektedir. Ancak, simdiye kadar yapılan çalısmalar içinde bu kavramlar arasındaki baglantı ve iliskiyi dogrudan açıklayan bir arastırma yer almamaktadır. Bu çalısma; hizmet tedarik zinciri yönelimi ile algılanan endüstriyel hizmet kalitesi arasındaki iliskiyi ampirik olarak inclemek yoluylapazarlama ve lojistik yönetimi alanlarındaki mevcut yazına katkı saglamayı amaçlamaktadır. Çalısmada, hizmet tedarik zinciri yöneliminin endüstriyel hizmet kalitesi üzerindeki etkisini inceleyen ve ampirik olarak test edilmis bir teorik model gelistirilmistir. Arastırmada anket yöntemi kullanılmıstır. Arastırma modeli temel alınarak, çoklu regrasyon ve korelasyon analizleri gerçeklestirilmistir. Sonuçlar, hipotezlerde yer alan degiskenler arası iliskilerin çogunu arastırma modelinde yer aldıgı sekilde desteklemektedir. Arastırma sonuçları, hizmet tedarik zinciri yöneliminin algılanan endüstriyel hizmet kalitesi üzerinde güçlü ve pozitif bir etkisi oldugunu göstermektedir. Ayrıca arastırma sonuçları, hizmet tedarik zinciri yönelimi bilesenleri ile endüstriyel hizmet kalitesi bilesenleri arasındaki iliskileri de ortaya koymaktadır. Bu tezin teori ve uygulamaya katkısı temel olarak, hizmet tedarik zinciri yönelimi ile algılanan endüstriyel hizmet kalitesi arasındaki iliskiyi açıklayan bir model gelistirilmesi ve bunun geçerliliginin denetlenmesi yoluyla saglanmaktadır. Ayrıca bu çalısma, ilgili yazındaki muglak ifadelere açık tanımlamalar getirmekte ve teorik boslukları doldurma yolunda önemli katkılar saglamaktadır.Doctoral Thesis Mindful Consumption and Generation Y: Comprehension, Conceptualization, and Communication(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Aktan, Damla; Kaplan, Melike DemirbağDünya, geçtiğimiz son 10 yılda iklim değişikliği, küresel ısınma ve kirlenme, ekonomik kıtlık gibi, sıklıkla fazla ve kontrolsüz tüketim sonucu meydana gelen sürdürülemez çevre koşullarıyla karşı karşıya kaldı. Pazarlama literatürü bu sorunlara cevaben, dünya kaynaklarının yok oluşu ve fazla tüketimle ilgili sürdürülebilirlik odaklı pek çok çalışma ortaya koydu. Ancak Birleşmiş Milletler, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ve Avrupa Çevre Ajansı gibi örgütlerin de yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya konulan istatistikler, yapılan çalışmaların dünyanın sürdürülebilirliği açısından yeterli olmadığını gösteriyor. Pazarlama akademisyenleri, devam eden bu soruna başka bir çözüm önerisi olarak, "bilinçli farkındalık tüketimi" kavramını ortaya koydular. "Bilinçli farkındalık", literatürde yeni bir kavram olmamasına rağmen, bilinçli farkındalık tüketimi kavramının hassasiyeti, bu kavramın diğer kavramlardan nasıl ayrıldığı ve bu kavramın günümüz tüketicilerinin zihninde nasıl algılandığı gibi noktalardan gelmektedir. Bu bağlamda, değişmin öncüleri olarak nitelendirilen Y kuşağının bilinçli farkındalık tüketimi kavramını nasıl algıladığı ve tanımladığı önem taşımaktadır. Y kuşağı ile ilgili ister pazarlama alanında ister yönetim alanında olsun, literatürde var olan çalışmaların büyük çoğunluğu, bu kuşağın değer yargıları ve davranış biçimleri ile ilgilidir. Literatür, bu kuşağın bilinçli farkındalık tüketimi kavramını nasıl algıladığı ve tanımladığına ilişkin bir çalışma içermemektedir. Bu tezde sunulan araştırma, 1980-2000 yılları arasında doğan Y kuşağının, bilinçli farkındalık tüketimi kavramını nasıl algıladığı ve tanımladığını, bilinçli bir zihniyete sahip olup olmadıklarını, böyle bir zihniyete sahip değillerse böyle bir zihin yapısı oluşturmaya açık olup olmadıklarını araştırmayı hedeflemektedir. Bu açılardan bu çalışma teoriye, temel olarak Y kuşağının bilinçli farkındalık tüketimi kavramını nasıl algıladığı ve tanımladığına ilişkin yeni bir kavramsal sınıflandırma modeli sunması, Y kuşağının bilinçli davranış kalıplarının önündeki bariyerleri tespit etmesi ve var olan zihniyet yapısını davranış düzlemine aktarabilmek için ihtiyaç duydukları motivasyonları ortaya koyması yoluyla katkı sağlamaktadır.Doctoral Thesis Objectification and Redirection of Desire: Exposure To Consumer Culture in the Low Income Context(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Şahin, Dicle Yurdakul; Atik, DenizPazarlama ve tüketici araştırmaları alanlarında düşük gelirli kişiler ve bu kişilerin tüketim davranışları üzerinde yapılan çalışmaların sayısı, toplam dünya nüfusunun yaklaşık %80?ine ulaşmış bu segmentin önemi ile büyük çelişki içindedir. Bu çalışma, tüketici araştırmaları literatüründeki önemli boşlukları göz önüne alarak, düşük gelirli tüketicilerin arzularına ve bu arzuların kapitalist piyasa sisteminin kurumsal güçleri aracılığıyla nasıl şekillendirildiğine, yönlendirildiğine ve yön değiştirdiğine odaklanmaktadır. Yorumsal bir yaklaşımla, İzmir, Türkiye?de yer alan 6 farklı ortamda, düşük gelirli tüketiciler ile 60 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları iki genel tartışmayı işaret etmektedir. Bulgular, bir taraftan süreğen yoksulluğun sebeplerini ortaya çıkarmakta ve günümüz toplumunun temel kurumlarının sorunu daha da derinleştirdiklerini öne sürmektedir. Öte yandan bu çalışma, arzu, umut ve güç üzerindeki tartışmalar aracılığı ile, arzunun nesneleştirilmesinin, arzu edilen nesneyi hem elde etme, hem de elde edememe durumlarında ciddi sonuçları olduğunu göstermektedir. Ayrıca, arzunun nesneleştirilmiş formlarına ulaşılamaması durumunun, arzunun din aracılığı ile maddi olmayan varlıklara yeniden yönlendirilmesine yol açabileceğini ortaya koyarak, mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır. Ancak bulgulara göre din de, yanıltıcı bir güçlülük hissi yaratmak, cennet betimlemeleri aracılığı ile arzuları (bastırmaktan ziyade) ertelemek, karşı koyma olasılığını azaltmak ve dini ticarileşme yoluyla arzuları yeniden ticari nesnelere yönlendirmek suretiyle piyasanın bir alternatifi olmaktan çok, bir uzantısı haline gelebilmektedir.Doctoral Thesis Performance Assessment of a Factory Layout Design: Hybrid Multi Criteria Decision Making Model With an Application in the Elevator and Escalator Company(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) Sağnak, Muhittin; Kazançoğlu, Yiğit; Ada, ErhanTesis yerleşim düzeni problemi, endüstri mühendisliği ve işlemler yönetimi alanlarının temel araştırma konularından bir tanesidir. Literatürde, çoğu tesis yerleşim problemi modellemesi olarak karşımıza çıkan birçok araştırma makalesi bulunmaktadır. Araştırmacılar, bir yerleşim düzeni yaratmak için matematiksel modelleme, sezgisel yöntemler, üst sezgisel yöntemler ve benzetim gibi algoritmalar geliştirmişlerdir. Bir yerleşim düzenin değerlendirme süreci onun yaratılması kadar önemli olmasına rağmen, konuyla alakalı olan literatür, yerleşim düzeni değerlendirmesini inceleme açısından eksikliklere sahiptir. Bir yerleşim düzeninin değerlendirilmesi önemlidir, çünkü yerleşim düzeni değerlendirmesi aslında işlemlerin performansının değerlendirmesidir. Yerleşim düzeninin performansının değerlendirmesi yerleşim düzeninin temel özelliklerini incelemelidir. Bu yüzden, indeksler, diğer bir deyişle, kriterler, alt kriterler ve ölçümler, yerleşim düzeninin temel özelliklerini anlamak ve yansıtmak için dikkatlice belirlenmelidir. Bu bağlamda, bu tez çalışması yeni bir melez çok kriterli karar verme modeli yaklaşımı ile yerleşim düzeninin performansını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Sistematik ve detaylı bir literatür taraması yoluyla, kriterler, buna buna bağlı olan alt kriterler ve ölçümler belirlenmiştir. Bu tezin üç temel katkısı vardır. Birincisi, indeksler; kriterler, alt kriterler ve ölçümler olarak sınıflandırılmıştır. İkincisi, kriter seti yerleşim düzeni boyutlarının etkinliğini tam anlamıyla açıklamaktadır. Son olarak, performans değerlendirmesi için, melez modelde dört farklı çok kriterli karar verme tekniği kullanılmıştır. Uygulama, Maltepe/Menemen/İzmir bölgesinde faaliyet gösteren bir asansör ve yürüyen merdiven fabrikasında gerçekleştirilmiştir. Firmadan, genel müdür, üretim müdür, üretim müdürü yardımcısı, yönetim kurulu üyesi ve usta başı olmak üzere 5 uzman ankete katılmıştır. Melez çok kriterli karar verme tekniği model olarak adlandırılan model, farklı çok kriterli karar verme tekniklerinden oluşmaktadır. İlk olarak, kriterler arasında ilişkiyi belirlemek için bulanık Toplam Yorumlayıcı Yapısal Model tekniği uygulanmıştır. Daha sonra, kriterler arasındaki nedensel ilişkileri belirlemek için, bulanık Karar Verme Deneme ve Değerlendirme Laboratuvarı tekniği, uygulanmıştır. Bir sonraki aşamada, alt kriterlerin önem ağırlıklarını belirlemek amacıyla, bulanık Karar Verme Deneme ve Değerlendirme Laboratuvarı tekniğinin sonucunun, iç bağlılık matrisinin, yardımıyla bulanık Analitik Ağ Süreci tekniği uygulanmıştır. Alt kriterler önem ağırlıkları belirlendikten sonra, her bir alt kritere bağlı olan ölçümlerin önem ağırlıkları, bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılarak bulunmuştur. Böylelikle, yapısal nedensel ilişkiler, alt kriterlerin ve ölçümlerin önem ağırlıkları bulunmuştur. Bulunan bütün önem ağırlıkları, toplam performans değerini bulmak amacıyla, kolektif seansta değerlendirilen ölçümlerin performans değerleri ile çarpılmıştır. Performans değerlerinin toplamı, firmanın etkinlik ve verimlilik düzeyini gösteren toplam performans değerini vermiştir.Doctoral Thesis Retail Store Performance Measurement Through Supply Chain Perspective(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Yumurtacı Hüseyinoğlu, Işık Özge; Baltacıoğlu, TunçdanPerformans değerlendirmesi faaliyet gösterilen sektörden bağımsız olarak, her firma için önem arz etmektedir. Özellikle, perakende sektöründe rekabet etmek oldukça zorludur. Küresel perakendecilerin belirgin bir şekilde rekabetin zorlu olmasında payları vardır. Öyle ki, küreselleşmenin etkisiyle küresel perakendecilerin gücü ve pazar payları değişmiştir. Bu nedenle, uygun performans ölçüm yöntemleri kullanmak, kaynak ve çıktıları performans sonuçlarına göre yönetmek perakendeciler için oldukça önemlidir. Bu çalışmada, gıda perakendeciliğinde faaliyet gösteren küresel bir perakendecinin, perakende mağaza performans ölçümü detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın analiz kısmında, 33 perakende mağazasının performans ölçümü Mart 2009 ? Mart 2010 aralığındaki 52 haftalık süre için yapılmıştır. Bu çalışmada, ilgili perakende mağazalarının performans ölçümünü yapabilmek, performans ölçümünde kullanılan girdi ve çıktılar arasındaki etkileşimi ortaya koyabilmek, seçilen bağımlı değişkenlerdeki varyans değişimlerini açıklayabilmek ve perakende mağaza performansının değerlendirilmesinde kaynak taban teorisi kullanımıyla tedarik zinciri perspektifini oluşturacak teorik altyapıyı sağlayabilmek için Veri Zarflama Analizi ve istatistiksel analizlerden yararlanılmıştır. Tez kapsamında, perakende mağaza ölçümünde kullanılabilecek yeni bir model geliştirilmiştir.Çalışma dahilinde kullanılan veriler gerçek firma verisidir. Sonuç olarak, bulunan analiz sonuçları teorik çerçeveyle uygunluk göstermekte ve yönetimsel çıkarımlar sağlanmaktadır. Bu çalışma, perakende mağazası performans değerlendirmesinde tedarik zinciri perspektifi yaklaşımı kullanmasıyla teoriye ve pratiğe katkı sağlamıştır.Doctoral Thesis Self Verification Strivings in Organizational Settings(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) Uçel, Ela Burcu; Atabay, Remziye Gülemİnsanların kendilerini nasıl gördükleri ve başkaları tarafından nasıl görüldükleri şahsi gerçekliklerini şekillendirir. Kişilerin benlik kavramları için özdoğrulayıcı geri bildirim almaları çok önemlidir, çünkü psikolojik sağlığı ve ahengi sağlar. Kişisel öz doğrulama çabaları literatürde genellikle romantik bağlılıklar gibi özel ilişkiler bağlamında incelenmiştir. Dolayısıyla iş yerinde ve örgütlerde öz doğrulama çabalarının sonuçlarını inceleyen çalışmalara ihtiyaç duyulduğu açıktır.Bu çalışma örgütlerde çalışanların öz doğrulama çabalarını ve bunların iş yeri davranışları üzerindeki muhtemel etklerini inclemektedir. Çalışmada öğretmenler örneklem olarak seçilmiş ve derinlemesine görüşme ve gözlem teknikleri kullanılarak 30 öğretmen ile görüşülmüştür.Çalışmanın bulgularının literatüre katkıları çeşitlidir. Çalışma örgütlerde öz doğrulama çabalarının sonuçlarını ve çalışanın iş yeri davranışlarına etkilerini sunmaktadır.
